Kırıkkale’de siyaset yapan, siyaset konuşan, hatta kahve köşelerinde siyaset tartışan herkesin Ramazan Can hakkında bir fikri vardır. Kimi över, kimi eleştirir.
Ben de zamanında eleştirenlerden oldum. Belki biraz içgüdüsel partizanlıkla, belki duygusal reflekslerle…
Ama bugün geldiğim noktada şunu net görüyorum:
Ramazan Can sadece bir milletvekili değil, bu şehrin siyaset hafızasıdır.
Eleştirdim… Ama Hakkını Teslim Etmek Boynumun Borcu
Siyaset kör bir taraftarlık değildir.
Yanlışa yanlış demek erdemdir, doğruya doğru demek de.
Eleştirdiğim dönemlerde belki olaylara dar bir pencereden baktım. Ancak zaman geçtikçe, sahadan gelen sesleri dinledikçe, yardım ettiği insanları gördükçe ve Ankara’da Kırıkkale için verdiği mücadeleye şahit oldukça şunu fark ettim:
Ramazan Can, görev alınca değil; görev verildiğinde ağırlığını hissettiren bir isimdir.
Bir telefonla iş bitiren değil, takip ederek sonuç alan bir siyasetçidir.
Bir makama yaslanan değil, makamı Kırıkkale için zorlayan bir duruştur.
Görev Alınca “Abi” Olmak Herkesin Harcı Değil
Kırıkkale’de bazı isimler vardır; koltukta oturur ama etkisi olmaz.
Bazı isimler vardır; görev alır ve şehir nefes alır.
Ramazan Can, görev üstlendiğinde Kırıkkale’nin “abisi” olmayı başarmış bir isimdir. Çünkü siyaseti sadece kürsü konuşması olarak görmez.
Bürokrasiyle dili vardır.
Ankara’da karşılığı vardır.
Devlet geleneğini bilir.
Süreci okur, dosyayı takip eder.
Deneyim dediğiniz şey tam olarak budur.
Siyaseti bilmek sadece slogan atmak değildir.
Nerede konuşulacağını, nerede susulacağını, nerede bastırılacağını bilmektir.
“Milletvekilliği Bitti, Ramazan Bitti” Diyenlere…
Asıl mesele şimdi başlıyor.
Milletvekilliği bittiğinde, aynı çevreler yine ortaya çıkıp aynı zurnayı mı çalacak?
“Bitti artık.”
“Etkisi kalmadı.”
“Devri kapandı.”
Ben buradan soruyorum:
Bir insanın değeri sadece koltukla mı ölçülür?
Siyasette asıl güç, makamdayken değil; makam sonrası ayakta kalabilmektir.
Ramazan Can’ın siyasetteki etkisi sadece rozetten ibaret değildir.
O etki; yılların birikimi, kurduğu ilişkiler, yetiştirdiği kadrolar ve bıraktığı izdir.
Makama Göre Değil, Karaktere Göre Duruş
İki yüzlü siyaset anlayışı şunu yapar:
Makama göre selam verir.
Makama göre susar.
Makama göre saf değiştirir.
İnsanlara değil, güce yakın durur.
Asıl sınav şimdi başlayacak.
Kimler yeniden saf değiştirecek, kimler dün alkışladığını bugün yok sayacak… Göreceğiz.
Kırıkkale’nin Katma Değeri
Bir şehir için siyasetçi sadece kanun teklifi veren kişi değildir.
Bir şehir için siyasetçi; kapı açan, yol gösteren, Ankara’da “Kırıkkale” denince akla gelen isimdir.
Çevremde onlarca insan dinledim.
Bir dosyası çözülmüş…
Bir işi takip edilmiş…
Bir derdi Ankara’da karşılık bulmuş…
Bunlar tesadüf değil.
Ramazan Can, Kırıkkale için bir katma değerdir.
Eleştirilebilir, tartışılabilir ama yok sayılamaz.
Vefa mı, Menfaat mi?
Bu yazıyı bir övgü metni olsun diye yazmıyorum.
Bu yazıyı hakkı teslim etmek için yazıyorum.
Siyaset vefasızdır, bunu biliyoruz.
Ama biz vefasız olmak zorunda değiliz.
Dün yanında poz verenlerin, yarın görmezden geldiği bir siyaset kültürü bu şehre yakışmıyor.
Kırıkkale küçük bir şehir olabilir ama hafızası büyüktür.
Ramazan Can’ın görevi biterse siyaset hayatı bitmez.
Asıl o zaman kim samimi, kim menfaatçi ortaya çıkar.
Ben bekliyorum.
Aynı zurnayı çalanları da, saf değiştirenleri de, sus pus olanları da…
Son Söz
Koltuklar geçicidir.
İz bırakanlar kalıcıdır.
Ve siyasette asıl olan makam değil, bıraktığın izdir.