Heyyyyy!
Aloooooo,
Esnaf kardeşim, abi, abla, beyefendi-hanımefendi,
Cinsin-cibiliyetinle her kimsen vergi mükellefi dayı beri bak beri!..
Sahipsizsin,
Kimsesizsin,
Öksüz ve yetimsin birader.
Şaka yapmıyorum,
Kimin kimsen yok yeminle…
Şairin dediği gibi,
“düşte gör”
Kim yanın da kim arkanda…
Sen diyorsun ki,
“derneğim var benim, meslek odam var, düzenli ödediğim aidat ile maaş ve huzur hakkı verdiğim başkanım var…”
Var var!..
Varda,
Düşte gör arkanda durduğunu sandığın meslek odasının sana faydasını,
Düşte gör yanında yakının da olsun diye,
Çayından-çorbandan,
Ekmeğinden-aşından,
Çocuklarının nafakasından sakınıp her ay “aidat” ödediğin oda ve derneklerin ve onun yöneticileri ile birlikte başkanlarının sana yakınlığını…
Adının önemi yok,
Şoförler, lokantalar, berberler, minibüsçüler, kahveciler, servisçiler, pazarcılar, terziler, kasaplar ticaret odası, esnaf kefalet, hepsinin ortak olduğu karma dernek vesaire vesaire…
Koltuk var koltuk!..
O koltuğa davulla-zurnayla hopada-şapada oturan adamlar var.
Huzur hakkı ve maaş,
Sekreter,
Çoğun da makam araçları,
Protokol yemekleri,
Ballı-muzlu seminer gezileri,
Başkan olmanın getirdiği itibar ve hava da cabası…
Eeeee!..
Vergi dairesi pırasa doğrar gibi,
Soğan doğrar gibi,
Yetmez,
Kavun karpuz soyar,
Limon sıkar gibi sıkıyor seni,
Bir tek oda dan, dernekten, onun başkan ve yöneticilerinden en ufak bir ses duyuyor musun?
Hooop diyen var mı SSK yetkililerine mesela,
Bir kez olsun vergi için “evine ekmek götüremeyen esnafın, aldığı malın borcunu ödeyemeyen esnafın, kirasını çıkaramayan, diğer ve gününde ödemesi gereken rutin vergilerini günü geldiğinde bile ödeyemeyen esnafın durumu bu haldeyken, üstüne birde hariçten ceza kesmenin ne demek olduğunu soran var mı vergi dairesi yetkililerine?
Yok değil mi?
Yalnızsın kardeşim,
Kimsesizsin,
Öksüz ve yetimsin,
Ve
O nedenledir önüne gelenin ensen de boza pişirmesi ve o nedenledir canın yansa da meramını anlatamaman, çaresiz ve sessiz kalman.
Kapatın o dernekleri bence,
Seçmeyin başkan neyim kullandırmayın adınızı, üyesinin hakkını savunmayan-savunamayan toplum ve devlet görevlileri karşısında iki satır kelam etmekten aciz kerameti kendinden menkul adamlara. (haa! Belediye AKP de iken yirmi yıl gıkını çıkaramayan birkaç oda başkanı CHP’ye geçince accik kükredi, o başka!)
Birer birer yok olmanıza,
Cezalar altında inim inim inlemenize rağmen ağzında “çitlekle” adeta, gıkını çıkarmayan şahsiyetlere itibar etmeyin,
Üstünüzden,
Sırtınızdan,
Adınızdan para ve şan kazanmasına fırsat vermeyin.
Tutun kulağından her birinin,
Davulla-zurnayla, hopada-şapada oturttuğunuz koltuğun ağırlık ve sorumluluğunu öğretin.
Yada
Yadası yok işte küçük esnaf, kullandırma kendini kimin koltuğuna oturduğundan bir haber bu insanlara, o kadar.