Ahmet yeşil


PÜF NOKTASI!..

PÜF NOKTASI!..


Eskiden topraktan tabak,
Çanak,
Bardak,
Fincan gibi şeyler yapan ustalar ateşin en harlı anında pişmekte olan ürünü fırından çıkarıp
nefeslerinin yettiğince “püflerlermiş” ürüne…
“püflemenin” esprisi ise,
Bu vesile ile ürünün az birazda olsa soğuyarak sertleşmesini sağlamak, dolayısıyla onun daha uzun
ömürlü, dayanıklı ve sızdırmaz olmasını sağlamakmış.
Hani dilimize pelesenk olmuş “püf noktası” dedikleri deyim var ya bir işin inceliğini ve ustalığını
anlatmak üzere kurduğumuz,
Hah;
Bu deyim onlardan ilham alınarak günümüze kadar gelen ve her işe uyarlayıp telaffuz ettiğimiz bu
günkü şeklini almıştır.
Malum;
Her işin,
Her icraatın,
Eylemin-becerinin bir püf noktası olduğu gibi,
Günümüzde siyasetin,
Siyaset yapmanın,
Ve
Usta siyasetçi olmanın da bir püf noktası vardır.
Siz istediğiniz kadar okuyun-yazın,
Çevrenizi genişletip eyleme katılın,
Gecenizi-gündüzünüze birleştirip alemi cihan olun,
Yetmez hatta;
Ağzınızla “uçan kuşu” havada yakalayın “hap” diye,
Püf noktasını bilmezseniz,
Nafiledir!..

O nedenle;
aynı şeyi yapmama rağmen eller şu oldu,
Bu oldu da ben olamadım diye hayıflanmanın hiçbir alemi ve önemi yoktur…
Önemli olan püf noktasıdır…
O noktanın yerini,
Zamanını,
Ayarını,
Ve
Püflemenin şiddetini çok çok iyi bilmektir,
Ki,
Muvaffak olunabilsin yaşamda.
NOT;
Eyyy Çorbacı Asya Bülbül; hayatımda yapmadığım bir şey yaparak senin şekli ayrı hacmi aynı tabak
farkından dolayı beni kerizlemene izin verdiğimi anlattığım makalemi sırf ekmeğinle oynamamak
adına siteden kaldırılmasına onay verdim. Umarım ve inşallah son kerizlediğin adam ben olurum!..