Ahmet yeşil


MEHMET MAKAS VE!..

MEHMET MAKAS VE!..


Demiş ki devlet elemana;
Felanca bakanlığın Kırıkkale şube müdürü sensin,
Yürü git işine bak birader!..
Eleman yürümüş Kırıkkaleye doğru müdür olarak
Ama
Ailesi ile birlikte Kırıkkalede ikamet etmeyi zül saymış kendine maalesef…
Makam aracı altında müdür efendinin,
Şoför devletten,
Bakım onarım,
Benzin mazot,
Sigorta-kasko devletten,
Her sabah araç gidip alıyor zat-ı şahanelerini,
Akşam mesai bitiminde şoföre ek mesai ücreti dahil olmak üzere, geri bırakıp geliyor.
Ve bu döngü,
Sürgit devam ediyor müdürlük hayatı boyunca!..
Taaa ki;
Tesadüfen karşılaştığım o zamanki Kırıkkale valisine, benim ihbarıma kadar…
O günlerin birinde Kırıkkale valisi
Yani,
Bu müdürlerin amiri olan Mustafa Bahrettin Demirer ile Es turizmin Ankara seferini yapan bir
otobüste yan yana yolculuk nasip oldu hafta sonu mesai saatinin bitiminde.
Şaka falan sandım önce,
Sonra samimiyet kurup bir şekilde,
Şahsını tanıdığımı, valilik garajında çeşit çeşit makam aracı varken
Ve
Her türlü imkan elindeyken,
Ve

Emri altındakiler her Allahın günü makamla Ankarada ki evlerine gidip gelirken kendisinin neden
otobüs yolculuğu tercih ettiğini sordum;
“Bu gidişler benim özel işlerim için. O nedenle devlet imkanlarını kullanmam hiçbir şart ve koşulda
doğru olmaz, bu konuştuğunuzu da ihbar kabul edip durumu inceleteceğim dedi ve o günden sonra
müdürlerin tamamı ya evini taşıdı taşra dedikleri Kırıkkaleye,
Yada
Hafta sonuna kadar kendisine bir misafirhane, veya geçici konut ayarladı…
Benim için milattı Mustafa Bahrettin Demirer.
Şahsında temsil ettiği devletin bizzat kendiydi bu yönüyle.
Esnaf ziyareti,
Pazar alışverişi,
Kendi işini kendi görüşü yönüyle ise,
Adam gibi adamdı.
Ondan sonra bir çok vali geldi şehrimize…
Meslektaşlarım sağ olsunlar geleni ağırlayıp alışılmışın dışında,
Gideni uğurladı yine aynı yöntemle.
Ben;
Hiçbiri ile ilgili, ileri-geri hiçbir cümle sarf etmedim bu güne kadar
Ancak
Çeşitli tarikatların esnafın canını acıtırcasına sınırsız ve süresiz düzenlediği “kermes” ticaretini dile
getirdiğim için ifade vermek zorunda kaldım daha sonra AFAD başkanı olacak vali beye birkaç kere…
Dün çok değer verdiğim,
Yılların tecrübesi ile etrafına ışık saçtığına inandığım emekli ağır ceza reisi Ümit Nuri Kocaballı’ının
çektiği fotoğraf ve üstüne yaptığı yorum ile ilk defa şehrimize gelen bir valiyi konuk ediyorum
köşeme…
Halkın devleti,
Halkın yanında olmalı bana göre…
Pazar da, cadde de, sokakta,
Her nereyse orası,
Kendi görmeli kendi işini,

Yapmalı kendi kendine alışverişini…
Ben gibi olmalı,
Benden olmalı,
Benimle dertlenip benimle sevinmeli,
Kulak vermeli,
Dikkat kesilmeli bana…
Tıpkı devletin halka bakan güzel ve sevimli ve şefkatli yüzü olduğunu bildiğim Mustafa Bahrettin
Demirer gibi…
Şu ana kadar karşılaşmadık ama,
Ümit abinin anlatımları ile anlıyorum ki,
Halk içinde, halk ile beraber, halkın sesine kulak verip değerlendiren,
Her türlü siyasi polemikten uzak,
Herkese eşit mesafede yakın yeni bir “valiye”
Yani,
Devletin güzel,
Sevecen,
Ve güler yüzü olan bir insana sahibiz.
O nedenle sayın vali Mehmet Makas ve çalışma arkadaşlarına şimdiden çok teşekkür ediyorum
şehrimize kazandıracaklarına inandığım eserler için.
Not;
Bir milletvekili eleştiri hakkını kullandığı halde neden bir gazeteci için uzaklaştırma kararı alır,
anlamam mümkün değil. MHP milletvekili Halil Öztürk gazeteci Özlem Özcan için uzaklaştırma kararı
aldırmış, hayret!..
Niye? Neden? Ne gereği vardı?
Biri açıklarsa bende anlarım diye düşünüyorum!..