Ahmet yeşil


FELAKETE DÖNÜŞMÜŞTÜR!..

FELAKETE DÖNÜŞMÜŞTÜR!..


Uygarlık tarihinin başlangıç devleti Sümerler yazmış kil tabletlere…
Deprem yaşamışlar bu bölgede,
Yangın yaşamışlar,
Sel gelmiş,
Volkan patlamış…
Hangi tarihte ne olmuş,
Ne gibi tedbir almışlar,
Yada alamamışlar da,
Neyi eksik yapıp ne akıllarına gelmemiş,
Can kayıbı,
Yaralı durumu,
Mal zaiyatı ne varsa yazmışlar defter sayıp “çamurdan yaptıkları” tabletlere…
Konu deprem,
Mesela;
Babil kralı Hamurabi asla affetmemiş!..
Asın demiş,
Kesin kafalarını,
Kanun çıkarmış eksik malzeme kullanıp ev yapanlar ve yapımına müsaade eden görevliler için.
Ustasından,
İzin veren görevlisine kadar kim varsa gözünün yaşına bakmamış adam.
Akadlar döneminde,
Frigyalılar döneminde,
Romalılar,
Bizanslılar,
Selçuklular-Osmanlılar döneminde
Yani

Kim varsa, kim devletleşmişse bu coğrafyada istinasız, hepsi yaşamış depremi ve hepsi de kayıt altına
almış yaşadığı ne varsa depremde.
Ve
Enson Türkiye Cumhuriyeti devleti!..
Ve
Yol yok,
Elektrik yok,
Telefon henüz o bölgelere ulaşmamış, telgraf biçare, devlet çaresiz ve bu güne kadar yaşanmış en
büyük depremden günler sonra haberi oluyor o zamanki cumhuriyet hükümetinin.
Erzincan depremi!..
Bu günkü gibi iç içe geçmiş, yüksek yüksek binalar olmamasına rağmen,
Yaralısı,
Sakat kalanı,
Yurdunu-köyünü-evini-barkını terkeden hariç,
Tamı tamına 32.968 insan ölmüş, yüz binlerce hayvan telef olmuştu.
Ve
Hepimizin hafızasında taptaze duran 1999 gölcük ve Kocaeli depremi!..
Koşul ve teknoloji aynı değil o günle bu gün arasında
Ama
Devlet aynı!..
O gün birinci saatinde sahadayken felaketin, asker-polis-kızılay, bu gün sahadan yükselen feryatları
dinliyoruz bu konuda…
Şurası kesin!..
Sümerlerden Babillilere,
Bizanstan Osmanlılara
Ve
Ordan cumhuriyetimize kadar uzanan uygar insan tarihinin her evresinde bu coğrefyada yaşadığımız
deprem, tıpkı sel gibi, yangın gibi, volkan patlaması gibi doğal afetlerdendir.
Ve

İlla yaşanacaktır
Ancak,
Bu gün,
Yani
Maraş-pazarcık ve Elbistan depremi ile hayatımızda bin yıllardır sıradanlaşan bir afet,
Sonrasında yaşadığımızlarımız ve şahit olduklarımızla birlikte FELAKETE dönüşmüştür,
Ve
Bu bir ilktir...
Yazık bu memlekete, yazık memleketimin insanına, doğasına bitkisine-hayvanına,
Yazık!..