Ahmet yeşil


AR DAMARI!..

AR DAMARI!..



Çadır satmış,
Battaniye satmış,
Kavurma satmış,
Bakliyat satmış,
Konfeksiyon satmış,
Mont satmış,
Yetmemiş,
Çadır fabrikasını kiraya verip,
Üstüne kayıtlı binaların kirasını başkasına devretmiş.
Varlık nedeni fakire-fukaraya,
Ağaya-beye,
Kıza-kızana,
Bilimum mahlukata-insana bila bedelsiz yardım etmek olan
Ve
180 küsür senedir bu uğurda topladığı ayni ve nakti yardımları amacına uygun olarak dağıtan
Ve
Hıristiyan-Musevi-Hindu-Budist-Ataist her ne var ise dünya üzerinde bizimle birlikte nefes alıp veren
hepsinin ortak kuruluşu Kızılhaç’ın saygınlığını kazanan,
Ve
Tüm islam alemine ilham kaynağı olup önderlikle beraber isim babalığı yapan,
Ve
Zor günün dostu deyip,
Varlığı ile övündüğümüz,
Güvendiğimiz,
Ve
Canımızı emanet edip,
Malımızı bağışladığımız “Kızılay’ımızda” öğrendik ki yaşadığımız büyük depremle birlikte,

Yok yok!..
Ar yok mesela Şahan Gökbakır’ın cümlesi ile.
Utanma yok yöneticilerinde.
Vicdan yok,
Merhamet yok.
Yardımlaşma-kaynaşma-acıma neyim hiç yok.
Ancak,
Milletin bağışlarından topladığı ne varsa ayni yada nakti,
Misli ile paraya evrilip geri millete satma var!..
Ve
Sattığından kazandığı ile,
Oğlula-kıza,
Cümle akraba hısma,
Hısmın yakınlarına,
Partiliye,
En çok da hamili kart sahibine dolgun dolgun maaş var!..
Bildiğin arpalık yani!..
Suçüstü oldular nihayetinde,
Sandık,
Utanırlar-yüzleri kızarır-el içine çıkamazlar, bulamayız kendilerini, görmeyiz silietlerini...
Heyhat;
Hala kemçiriyor oturduğu yerden Kızılayın başındaki zevat, Laf yetiştiriyor, onu bunu vicdana davet
ederken Bayburtlunun dediği gibi “yedimse yedim sene ne gardeşim” demeye getiriyor…
Pervasızca,
Korkusuzca!..
Ve
Millet
Ve

En çokta kulağından tutup cezaevine sokacak yetkililer,
Ve
Yediğini-içtiğini burnunun ağzının deliğinden fitil fitil getirecek olan hükümet,
Ar damarı alınmış bu adamın milletle dalga geçer gibi yaptığı savunmayı ses çıkarmadan izliyor…
Ve
Birbuçuk ay oldu
Ve
Hala izliyor,
Hala seyrediyor, bakanı-bakmayanı dahil tüm devlet..!
Helal olsun!..