Hasret vardır, mihnet vardır, mertlik vardır.
Bir şey yoktur; o da, terbiyesizliktir.
Düğünlere gittiğinizde sizi rahatsız eden gürültüden ziyade çalgıcıların sözlerindeki ahlaksız sözler sanırım.
Ben çoğu düğünlerde bu yüzden oturmadan dönüyorum.
Siz de öylesiniz sanırım.
Alkol ve uyuşturucu mafyaları başta olmak üzere bir takım hain gönüllü insanların yoğun reklamları neticesinde sanatla ilgisi olmayanların bir çılgın zırvasıdır o tip müzikler.
Gençleri hayasız sözlerin ve monoton bir ritmin oyuncağı yapmak…
Milletin öz müziği olan türküleri bozmak…
Yine milletin ağız ve yöre özelliklerini silmek.
En değerli tezene düzenini, ayakları unutturmak.
Kendi folklorunu ve müziğini bilmeyen bir çakal güruhu ortaya çıkarmak bu tip müziği ortaya atan çakalların bilinen hesabıdır.
Bu kimliksiz –af edin- piçleştirilmiş müziğin ilklerinden olan ve isminin önüne Ankara’lı adını koyan bir çakal…
Çakal dememde bir mahzur yok, çünkü bir kasetinde kendini ‘çarşı çakalı’ olarak ifade eden o çakal, sözleri bana ve bestesi Bilal Tombak’a ait bir türküyü bozarak kasetine alıp ‘anonim’ yazdıracak kadar da nankör ve hırsızdır.
Marş repertuarımızda olan ‘Genç Osman’ türküsünün müziğini alarak, üzerine şerefsizce sözler ekleyip bize dinletirken kimse itiraz etmiyor.
Adına sanatçı denmeyecek kadar edepsiz bir çalgıcı mikrofonda eğlenen kız-erkek herkese açıktan küfürler ediyor, en hafifi ile hakaretler ediyor kimse bir şey demiyor.
“Lan puşt, bizim o kadar güzel oyun havalarımız varken, kadının kızın içinde bu hayasız sözleri neden kullanıyorsun” demiyor, diyemiyor ve yılışarak oturuyor.
Ben Kırıkkale’nin güzide sanatçılarından bu yönde adam gibi tavır bekliyorum.
Oyun havalarımızı çakalların bozduğu gibi değil, aslına uygun, adam gibi…
Saygıya layık bir sanatçı edasıyla icra etmelerini bekliyorum.
Kırıkkale oyun havaları inanın bir düğünü dolduracak cesamettedir.