Hoşuma da gitmedi değil. Hicve döküp köşeme taşıdım. Okumak isterseniz, belki sizler de beğenirsiniz.
Bir hanım teyze... Evde yalnız.
Sabah sabah kapısı çalınır, tak tak...
-Kim o?
-Doktor!
Açar kapıyı teyzem... Biri kadın, üç kişi.
Derler ki "Hanımefendi, biliyorsunuz AB'ye giriyoruz. Bundan böyle vatandaşın hastaneye gitmesine gerek yok."
"Doktorlar eve gelecek, buyurun uzanın kanepeye muayene edelim."
Teyzemin zaten beli ağrıyor...
Hani "iyi olacak hastanın, doktor ayağına gelir" derler ya, o hesap.
Allah razı olsun der, uzanır.
Biri tansiyonu ölçer, diğeri steteskopla dinler.
Biri de masaj aleti gibi bir cihazı, yüzü koyun yatan teyzemin beline bağlar.
Teyzem gevşer...
O sırada "mutfaktan su alıp geliyorum, balkondan otomobile bakayım çalmasınlar" diyerek evin içinde gezmelerinden huylanmaz.
Masaj biter...
Teyzem uğurlar. Doktorlar gider.
Yarım saat sonra teyzem bir de anlar ki, oğlunun düğünü için sakladığı altı bilezik buhar olmuş!
"Hayırlı hırsız"dan kastım işte bu.
Teşekkür borçluyuz o arkadaşlara.
Çünkü "Türkiye-AB ilişkisi" hakkında yüzbinlerce haber yazıldı. Ama bu kadar iyi anlatanı hiç görmemiştim!
Kanepeye bir uzanıyoruz...
Kıbrıs yok!
Enseye masaj yapıyor...
Bankalar gitmiş!
Aspirin veriyor...
Cep telefonunu araklıyor!
Tahlil yapıyor sanıyorsun...
Kalçadan terör virüsü enjekte ediyor!
Sen keyifle "ohh kuluçlarım açıldı valla" diye esnerken...
O çoktan cüzdana dalmış, Dünya'nın en yüksek faizini götürüyor!
AB doktoru, evin içinde yükte hafif, pahada ağır ne varsa indirdi bagaja...
Hâlâ Allah razı olsun diye dua ediyoruz.
Teyzem uyanmış. Polise gitmiş.
Bizimkiler hâlâ kanepede!
Bak orada sehpanın üstünde Türk Hava Yolları var.
Ziraat, banyoda. Havluların arasında Halkbankası, yatak odasındaki dolapta duruyor.
"Elin değmişken, bir de ateşimi ölçüver sevabına"
DOKTOR CİVANIM!