Fazlaca kaptırdık kendimizi ülke sorunlarına. Kırıkkale esnafını,
Çiftçisini,
İşçisini, memurunu
Emeklisini-emeksizini
Ve
Onların cebelleşmek zorunda olduğu sorunları unuttuk!..
Geçtiğimiz ay,
Gözümüz televizyon ekranlarında, Dandanakan meydan muharebesine çıkmış gibi son dakikada atılacak golden sonra seğirtip sarılacak yada sevinçten dövecek adam arayıp geziyorduk.
Devamında ise Ergenekon!..
Bu arada,
Her ne kadar unutmuş görün sekte,
Geçen zaman içerisinde dünya dönmeye,
Ve
Dönen dünya içerisinde biz de hala aynı sorunlarla mücadele etmeye devam ediyoruz!..
Çiftçinin hali ortada…
Ekmese dikmese,
Sürüp savurmasa,
Oturduğu yerde daha karlı.
O halde bile karnı doyasıya ekmeğini yiyebiliyor,
Bebelerinin geleceğini garanti altına alabilecek birikimi yapabiliyor mu?
Yoooo!
Öğünde karnı doysun yeter!..
Memur ezelden beri sürünmeye mahkum!..
İşini! bilmezse şayet, durumu emekliden daha kötü…
Bir zamanlar araya adamlar sokup işçi olarak çalışmak istenilen MKE işletmelerinin de kimin temsilcisi olduğu anlaşılamayan! sendika eliyle getirildiği durum ortada!..
Geriye ne kaldı?
Esnaf!..
Hangi esnaf?
Devlet ihalesine bulaşmamış (hoş, bulaşanın Halide perişan da)
Üçe alıp beşe satmaya,
Aradaki iki lirayla ülke ekonomisine katma değer sağlarken,
Elektrik, telefon, su, kira, tabela vergisi, gelir vergisi, bağkur pirimi ödemeye,
Ve
Çoluğunun çocuğunun nafakasını çıkarıp onlara gelecek hazırlamaya çalışan esnaf…
Durumları nasıl şimdi?
Konuştuğum, görüştüğüm arada bir takıldığım esnaf arkadaşlardan öğrendiğim kadarı ile yerlerde sürünüyorlar.
Sattığı borcunu ödemediği gibi, geçimi de varabileceği en geri noktaya varmış…
Peki,
Ülke ekonomisinin omurgası,
Bel kemiği,
İskeleti olan küçük esnafın perim perişan ahvalinden sorumlu olanlar ne yapıyorlar?
Nerdeler onlar?
Ne yaptıklarını sorsan eminim kendileri de bilmiyordur.
Fakat,
Nerde olduklarına gelince,
Hepimizin malumu…
Küçüğünden büyüğüne herkes eline bir makas geçirmiş,
Çay ocağı senmisin,
Kahvehane benmiyim,
Tuttukları kurdeleyi kesiyor, tutamadıklarına vekillerini gönderiyorlar!..
Bu arada,
Ekonominin kötü gidişinden dolayı yok olma ile karşı karşıya olan küçük esnafın var olan derdi kendisine az gelirmişçesine birde, sırtına HİPERMARKET yükü yüklüyorlar.
Üstüne üstlük çok matah bir şeymiş gibi, en tepe noktadakiler ve yapmaması gerekenler, bu işin gönüllü reklamını da yapıyorlar…
Benim bildiğim,
Yüzlerce tanıdık bildik esnaf kapısına kilit vurdu.
Binlercesi de kaçacak da, kaçacak yer bulmaya çalışıyor, haberleri yok!..
Yani, işin özü,
Çifçi, işçi, memur, emekli tamam. Kırıkkale’den umudu kesen gece yarısı da olsa bir başka umut ışığı bulmak için ilimizi terk ediyor.
Bunlara bu günlerde küçük esnaf da katılmış durumda.
Yaşam savaşını kıt kanaat imkanlarla kazanmaya çalışan gurupların yoğunluklu olduğu Kırıkkale’miz, Amerikan çizgi romanlarındaki kasabalar gibi süratle boşalıyor ve kimse kılını kıpırdatmıyor.
Durum böyle iken,
Şehrimizin her şeyinden sorumlu olması gereken insanlar da almış ellerine birer makas, kesecek kurdele arayıp geziyorlar.
Tuttuklarını kesiyor, tutamadıklarına vekillerini gönderiyorlar…