Yahu bizim Zabıta Memurlarımız ne kadar çok çalışıyorlar öyle. O kadar çok çalışıyorlar ki yoğunluktan gözleri şehrin merkezinde cirit atan dilencileri görmüyor. Neden müdahale edilmiyor anlayabilmiş değilim. Dilenciler çok rahatsız ediyorlar insanları. Bu sorun çok dile getiriliyor fakat hiçbir yere bildirilmiyor.
Birincisi; dükkân müptelaları var. Her gün akşam ya da günün “belirlenmiş” saatlerinde abonesi oldukları dükkânlara geliyorlar. Belirli bir ücretin altında “sadaka” verirsen giderken söyleniyorlar. Her gün ama her gün geliyorlar. Kesintisiz.
Bir de sokaklarda gezenler var. İnsanların yüzüne mahzun avam tabiriyle “acıklı acıklı” bakarak “sadaka” talep ediyorlar. Yeni denk geldim bir tanesine. Eli ayağı sağlam. Benden daha irice. Yürürken azıcık ayağını büküyor, bir de elini kıvırıyor. Benden bir iki sefer istedi para. Tabi isteme şekilleri malumunuzdur. Ne dualar, ne temenniler… Yazmaya çalışsam yazı biter. Ben o çocuğa para vermedim. Bizim dükkânın önünden dilenerek geçerken beni gördü. Yaptığı hareket karşısında kendimi zor tuttum. Çocuk 3 sefer yaptı. Yani 3 kere caddenin bir başından öbür başına gitti. Her seferinde de bizim dükkânın tam önüne tükürdü. Böyle bir şey olabilir mi yahu. Böyle bir intikam şekli. Para vermedim diye yaptığına bak. Dikkatli izledim. Hani başka yerlere de tükürüyor mu diye. Yok. Sadece bizim dükkânın önü. Sabrettim. İlk gün gördüğümde elinde bir şey yoktu. İkinci gün eline bir de tas almış onunla dileniyor. Kazanıyor da yani. Geçen akşam durumu bir zabıta memuruna bildirdim. Bana ileride duran polise söylememi istedi. Çok meşguldü anlaşılan.
Gözlemlediğim bir diğer dilenci de kö
şe başlarını ya da belirli noktaları mesken tutanlar. Bu meskenlerin en başında camiler geliyor. Kadın 8 yıl önceki reçeteyi getirmiş oğlum hasta ilaç alacağım diye dileniyor, Cuma namazından sonra. İnsanımız da inanıyor. Kimsenin reçeteye bakmak aklına gelmiyor. Bankalar caddesinde mesken tutmuş bir yaşlı adam vardı. Onu uzun zamandır göremiyorum. O kadar mahzun bakardı ki… Adama iki dakika bak bütün dünyan kararır yahu. O da kendince “sadaka” istiyordu. Ben tam amcanın yanından geçerken adamın biri dilencinin dikildi karşısına. Elin ayağın tutuyor, ne öyle bakıp ta insanları acındırıyorsun kendine.” diye kızdı. Dilenci adam “git lan işine, oyalama beni” dedi. Kulaklarıma inanamadım. O kadar mahzun bakan bir adamdan bu sözleri duymak aklımın ucuna bile gelmemişti. Dilenciye kızan adam söylene söylene yoluna devam etti.
Dikkat ettiyseniz “sadaka” kelimelerini özellikle belirttim. Çünkü sadaka, muhtaç olana verilirdi. Ama bu insanlar sadaka istemeyi kazanç yolu olarak, i
ş olarak benimsemişler. Konya’da yaşlı bir dilenci adamın banka hesabında 73 Bin YTL çıkıyor. Nereden kazandın diye sorulunca da emekli maaşımı biriktirdim diyor. Yahu sen nereden emekli oldun amca. O kadar emekli maaşı alıyorsun. Ben bir gün -işim yok- hesap yaptım. 5 kişilik bir dilenci ailesi ayda 10 bin YTL kazanıyor. Mübalağa yapmıyorum. Cuma günleri bonus günler tabiî ki.
Buradan Zabıta ekiplerimize sesleniyorum. Lütfen alnının teriyle kazandığı parayı muhtaç olduğunu düşündüğü ama hiç de ihtiyacı olmayan insanlara kaptıran vatandaşımıza bu eziyeti çektirmeyin. Eziyet diyorum çünkü versen bir türlü vermesen bir türlü. Bazen denk geliyor, hakikaten yardıma muhtaç insan. Onu da diğerleri gibi zannedip geri çeviriyorsun. Lütfen vatandaşımızı “yolmaya” çalışan bu “sefil” insanları engelleyin. Yapabileceğinizden eminim.