Defalarca uyarıyoruz, defalarca yazıyoruz… Kızılırmak, bu aylarda mutlaka can alıyor.
Üzerine barajlar kurduk, göletler oluşturduk, suyunu berraklaştırmaya çalıştık, hatta Kırıkkale’ye, daha ilerisinde Başkent Ankara’ya içme suyu yaptığımız halde, Kızılırmak huyundan vazgeçmiyor, kızıllığına devam ediyor, fırsat buldukça da can alıyor.
Kırıkkale Anadolu’nun bozkırları içerisinde oluşmuş bir şehir. Kırıkkale’yi meydana getiren insanlar ise; Diğer şehirlerimizin varoşlarından gelenler…
Daha açığı yarı şehirli, yarı toprağa dayalı insanlar…
Esnaf kesimi ve bürokratlarımızın dışında, tatil mevsiminden yararlananlarımız genelde azınlıktadır. Okullar tatil olur olmaz, genç delikanlılarımız hemen bir el arabası alır ve pazarlarda küçük nakliyatçılıkla uğraşmaya başlar. Bunun nedenini uzun uzadıya anlatmaya ne gerek var. İşin başında dar gelirlilik vardır.
Çocuk eve bir lokma ekmek götürecek, evin ekonomisine katkıda bulunacak, bir yıl sonrasının okul ihtiyacının hazırlığını yapacak vs.
Bu gencin tatil ihtiyacı yok mu? Bu genç ömründe denizi bir kez bile görmemiştir. Denizi ancak filmlerde görebilmiştir. Temmuz- Ağustos aylarının kavurucu sıcaklığında egosunu tatmin etme pahasına da olsa, fırsat bulur bulmaz Kızılırmak’ın yolunu tutmaktadır.
Kızılırmak aldatıcıdır. Barajlar belirli günlerde çalışmaktadır. Diğer günlerde akıntı fazla olmadığından, Irmağa serinlemek için girenler boğulma tehlikesi geçirmemektedirler. Habersiz gelen akıntılar, gençlerimizi gafil avlamaktadır. Bu nedenle boğulmalara ve can kayıplarına uğranmaktadır. İki yüz bin nüfus yoğunluğuna sahip Kırıkkale’de bunun önüne geçmek olanaksızdır.
Geçilmez mi? Geçilir geçilmesine de, bunun için biraz gayret gerek. Çevre ilçe Belediyeleri, Kırıkkale İl Belediye Başkanlığı bu konuda bazı çalışmaların içerisine girmesi gerekir diye düşünüyorum. Diğer yandan kolluk kuvvetleri bu aylarda her ne şekilde olursa olsun Kızılırmak’a girişi önlemelidir.
Belediyelerimiz, birkaç yere halka açık birkaç havuz yapsa çok mu pahalıya mal olur.?
Hiçte pahalıya mal olmaz. Bir sezonda yapılan harcama amorti edilir. Otel yapacak değiliz, bir havuz, çevresine dinlenme yerleri, koruma altında, giriş ücreti de halkımızın bütçesine uygun olacak şekilde tanzim edilirse zararlı mı olur.?
Böyle bir hizmet geldiğinde, çevresinde birkaç kişide ekmek kazanır. Acı olaylarla da karşılaşmamış oluruz.
Mesele ileriyi görmek, mesele insanlara hizmet anlayışına sahip olmak. O kadar lüzumsuz yerlere harcamalar yapılmaktadır ki! Bir yıllık gereksiz harcama, en azından üç yere havuz yapar. Belediye meclislerinde, İl Genel Meclis toplantılarında, halkın temsilcileri hiç mi düşünmezler bu gibi konuları… En azından öncülük edilir, en azından önerilir, birileri bu işi yapar.
Tatil için, Deniz için illa, tatil beldelerine gitmek mi gerek? Açık alan var, su var, yapma ve yaratma olanağı yok. Ne kadar acı değil mi? halka hizmet için varız diyenler, ne güne duruyorsunuz.? Kızılırmak can almaya devam ediyor, sizlerde, göz görerek olaylara seyirci kalıyorsunuz. Bir havuz on günde yapılır. Kızılırmak’ın kumu, birkaç torba çimento vs...,