Türkiye Devleti'ni yönettiğin dönemde Türk milleti için yaptıklarını araştırıyorum, inceliyorum ve öğreniyorum.
Çünkü ölümünüzden iki yıl sonra Dünya'ya gelmişim.
Gurur duyuyorum, var olan kendime güven duygum daha da artıyor.
Ölümünüzden sonra Türkiye Devleti'ni, Türk Milleti'ni yönetenlerin yaptıklarını araştırıyorum, inceliyorum ve öğreniyorum.
Ama çok üzlüyorum.
Yapılan uygulamaların takip edilen siyasetin bir kısmını da yaşayarak görüyorum.
İbretle ve hayretle izliyorum. İşte bu mektubumu, bu duygu ve düşüncelerimle yazdım.
Türkiye'den, Türk varlığının silinmesi için, ülkemizi işgal eden emperyaist devletlere karşı Türk milletini yanına alıp, Kurtluş Savaşı yapmışsın.
Kurtuluş Savaşı'nı kazanarak emperyalistleri kovmuşsun.
Avrupalı emperyalist devletlerin "hasta adam" dedikleri Osmanlı İmpraratorluğu'nun küllerinden modern bir Türkiye Devleti kurdun. Ve bizlere tam bağımsız bir milli devlet bıraktın.
Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette mâli, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık, tam serbestlik demektir.
Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet millet ve memleketin gerçek manasıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyet demektir.
Biz bunu temin etmeden barış ve sükuna erişeceğimiz inancında değilim diye tanımlamıştın.
Ancak.
Bize bıraktığın tam bağımsız bir milli devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, ne yazık ki bugün iç idaresi ve dış ticareti Avrupa Birliği; dış siyaseti Amerika Birleşik Devletleri; ekonomisi ve maliyesi IMF (Uluslarası Para Fonu) ve Dünya Bankası tarafından yönlendirilir ve yönetilir bir hale gelmiştir.
Türk Milleti'ni yönettiğin dönemde, komşu ve dost devletlerle Sadakat Paktı'nı, Balkan Paktı'nı kurmuştun. Türkiye Devleti, bütün devletlerle özellikle de komşu devletlerle dostluk içindeydi.
Ancak, gelmen mümkün olsa da bıraktığın ülkeyi bir görebilseydin. Ne hale getirdiler, tanıyamazsın paşam!
Seni rahmetle anıyorum, ruhun şad olsun!