Demek ki ülkemizde ünlü sanatçılar aile kurumunu ayakta tutamıyorlar. Bir elin parmakları kadar birkaç müstesna sanatçıyı dışarıda bırakırsak, çoğu zıpçıktı olduğunu kısa bir süre sonra açığa çıkarıyor. Yeni yetme artiz bozuntuları toplumun genel kabul görmüş ahlak kurallarına aykırı yaşamayı benimsiyorlar.”Düzeyli birliktelik”(!) moda günümüzde. Ne şekilde elde ettikleri belli olmayan servetler ile aldıkları evlerinde gayrı meşru ve gayri ahlaki yaşantılarını boyalı basınımızdan öğreniyoruz. Yeni donattığı evini basınımıza açmasalar nereden öğreneceğiz. Kendilerini hangi kapçık iş adamına satarak aldıkları para ile ev donatanlar bize namus timsali diye tanıtılmasına kızıyorum tabii ki.
Epey müddet önce Türkiye’de yaşamayı istemediğini ve ülkeyi terk etmek istediğini söyleyen Fazıl Say da bu çağdaş modaya uyum sağlamış. Habere göre epey mesafe de almış. Eşinden boşandığından itibaren çağdaş birçok aşüfteyi sıradan geçirmiş.Son çağdaş nasiplenmeyi ince beli ile fazla zora gelmeyen Ayşe hatun almış.
“Ünlü piyanist Fazıl Say'ın adı, eşinden ayrıldıktan sonra önce Hande Ataizi, ardından eski manken Korel Kubilay'la gündeme gelmişti. Say'ın şimdi de eski manken yeni şarkıcı Ayşe Hatun Önal ile birlikte olduğu iddia ediliyor. İkilinin sık sık Akaretler'deki W Otel'in kafesinde buluştukları belirtiliyor. Yeni bir albüm çıkaran Önal, 'Kırcan mı Belimi' şarkısıyla müzik dünyasına adım atmıştı. “
Çağdaş boyalı basınımız bu haberi verirken “kırcan mı belini Fazıl? “ diye başlık atmış.
Neden endişeleniyorlar anlamıyorum? Kırılırsa Ayşe’nin beli kırılacak. Bu kadar endişe etmenin ne anlamı var? Kıracaksa Fazıl kıracak.Sonra tıp çok ilerledi. Kısa zamanda tamir edilir, yeniden hizmete sokulur.
Meğer adamlar gündemde kalsın diye kızın “Kıracan mı belimi lan “ İsimli şarkısına atıfta bulunuyorlar. Şarkı da ne şarkı ama! Sözleri korkunç sanat yüklü (!) olduğu için bendeniz bunu size burada açıklamada zorlanıyorum.
Bizim fırlatma sanatçımız ülkeyi terk etmeden önce orduyu göreve çağıran cübbeli bilimsel adamlar kendisine nasihat etmişler. Aman demişler “gitme, kal mücadele et. Daha sıraya dizilecek çok sayıda aşüfte var, bunları yobazlara mı bırakacaksın?
Adam, sırf bu ulusal görev için kalmış. Şimdiye kadar bildiğimiz bunlar.Gizli saklı daha kaç kişiyi sıraya dizdiğini bilemiyoruz. Ama bu da gizli kalmaz ,nasılsa öğrenilir.Kamuya mal olmuş kişilerin özel yaşamı olmazmış.Kamuya mal olan kişilerin kamusal alanda her türlü naneyi yemeleri mümkünmüş. Bu durum çağdaş yaşamın yadsınamaz bir parçası.Buna karşı duruş sergileyenler, toplumsal kabul görmüş ahlak kurallarını dillendirenler zaten yobaz kişilerdir. Alan veren razı ise kime ne ?
Bendenizin asıl endişesi Ayşe’nin, iş üstünde belinin kırılması , işin akim ve verimsiz kalmasıdır. Bunun ulusal ekonomiye vereceği zarardır.Buna bir de tedavi masraflarını eklersek epey masarif olacak.
Değer mi?
İşi ustasından öğrenip usul takip etmek en çağdaş yoldur.Abuzer Kadayıf her tuttuğunu hamile bırakıyordu. Ama yakışıklı jönümüz Tarık ona epey nasihat etmişti Bu iş lahmacun yemeye benzemez çünkü!