Bir zamanlar Orta doğuya çok seferlerim oldu işim icabı İran, Irak, Suudi arası tam dört yılımı aldı. Özellikle İran Irak arası çok çalıştım. Yani ihracat yükü taşımacılığı yaptım.
Irak’ın 18 vilayeti 32 ilçesi var. Ayağımı basmadığım ne ilçesi ne de ili kaldı. Ama gel gör ki bu topraklarda "Saddam" kelimesini konuşmak, dilinin makasla kesilmesi demekti.
İster lehte konuş, istersen Alehte mümkün mü? Anında onların deyimi ile yallah "Kelepuş", yani kelepçe artık nereye götürürler bir tek Allah bilir.
Hangi ile veya hangi ilçeye girersen gir, muhtelif yerlerde özellikle meydan ve şehrin çıkışında en az 5-6 metre yüksekliğinde "Saddam"ın posterleri var idi. Hele Musul’un çıkışındaki posterini hiç unutamıyorum. Sol elinde mafuzer, sağ eli tabancanın kabzasında yönü "Türkiye’ye dönük" haşmetli bir bakış...
Onun bu tip posterlerini gören kendi vatandaşları bile oradan geçerken hep dudakları kıpırdıyordu. Zannımca Saddam'ın gazabına uğramamak için 'Gulenzu' Suresini okuyorlar idi.
Çok subay astı Duhuk'da. 76 hanelik bir Kürt köyünü Buldozerlerle yerle bir etti. Halepçe şehrine hardal gazı ile saldırdı.
Yani halkına akla gelmeyen eza ve cefalar etti.
Halk manavlarda tuffaya hasret kaldı. Yani elmaya...
Diyeceğim şu ki, kırarak dökerek halkı gererek menzile ulaşmak olmuyor. Demek ki bu dünya kimseye kalmıyor. Kalmaz da...
Fidel Kastro da anlamış olacak ki, o da yumuşadı. Dünya kalsaydı Yemen Kralı Hayla Selasiye kalırdı. O da bu dünyayı terk etti ve toprağa karg oldu.