24 Mayıs 2012 Perşembe

10.07.2008 00:00:00 565  defa okundu.

Ergenekon dan ÇIKIŞ!

Bu soruşturma kapsamında Türk tarihinde hayali bile zor olan gelişmeler yaşanmakta, dokunulması imkânsız görülen kişiler tutuklanarak haklarında adli soruşturma sürdürülmektedir.

 

Yapılan açıklamalardan artık iddianamenin tamamlanması aşamasına geldiği görülmektedir. Fakat gerek soruşturmanın boyutu ve derinliği, gerek uzunca bir süreden beri devam etmekte olması, gerekse tutuklananların toplum nezdindeki konumları sebebiyle tartışmalar çok sert olmaktadır. Bazı eleştiriler o boyuta erişmiştir ki, artık bu eleştirileri olağan hukuk çerçevesinde değerlendirebilmek mümkün değildir.

 

Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ sağduyu çağrısı yaparken, genişçe bir kesim, sorgulama ve yargılamanın neticesinin beklenmesi, yargının rahat bırakılması, yargı kararlarına saygı duyulması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kesim yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde hassasiyetle vurgu yapmaktadırlar.

 

CHP ve diğer bazı kesimler ise bu soruşturmaların hukuki değil siyasi nitelikli olduğu üzerinde tahşidat yapmaktadırlar. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon soruşturması sürecinin “bir yargı süreci değil, bir siyasi hesaplaşma süreci olduğu izleniminin giderek kök saldığını” ileri sürmüştür.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek ise, “Operasyonun şu anda halihazırda görevde olan komutanlara sıçraya bilir mi?' şeklindeki soruyu, “İsmet İnönü’nün dediği gibi eşkiyanın ne yapacağı belli olmaz” şeklinde cevaplandırmıştır.

 

Özyürek’e göre: “Bunların hepsi toplumda bilinen kendilerine göre saygın kişiler. Bu operasyon korkutma ve yıldırma operasyonudur. Bir yıldır iddianamesi hazırlanmayan bir soruşturma. Laik Atatürkçü düzeni savunan herkes suçlu gibi gösteriliyor”. Tutuklananlardan ATO Başkanı S. Aygün, “Atatürk’ü ve Cumhuriyeti sevmekle” suçlanıyorum demiştir. Bu arada ilgili Cumhuriyet Savcısı ile Başbakanının ölümle tehdit edildiği de kamuoyunda dile getirilmektedir. Ayrıca bütün bunların yanında o kadar derin ve girift iddialar ileri sürülmekte, yapılacağı ileri sürülen darbelere ilişkin o kadar ayrıntılara yer verilmektedir ki, insanların kafası karışmakta, her halükarda mutlaka âdil bir yargılamanın yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

 

Toplumda bu soruşturmayı destekleyen, en azından yargısal sürecin neticelenmesinin beklenmesini ve ona da saygı duyulmasını savunanlar ile bu soruşturmalarda siyasi art niyet arayarak kesin kes karşı olanlar kıyasıya en sert tonda çatışmaktadır.

 

Peki, bütün bunları hukuk dili ile nasıl değerlendirebiliriz. Meselenin bu yönü çok önemli olduğu halde, maalesef mesele büyük oranda mecrasından kaydırılmaya çalışılmaktadır.

 

1- Şimdi burada bu üslupla ne sağlıklı bir şekilde soruşturma yürütülebilir, ne de yargı bağımsızlığının varlığından söz edilebilir. İsteniyor ki derhal soruşturma tamamlansın. Oysa milyonlarca sayfayı bulan delillerin tez elden sonuçlandırılması mümkün değildir. Kaldı ki bu şartlarda böyle bir şeye kalkışılması, soruşturmanın sağlıksız ve yüzeysel olarak yapılması anlamına gelir ki bu durum soruşturmanın hukuki yapısı ile çelişir. Ne zaman ki Cumhuriyet savcısı soruşturmanın tamamlandığına kanaat getirir, o zaman iddianameyi düzenler ya da takipsizlik kararı karar verir.

 

2- Yargıya yönelik olarak geliştirilen siyasi nitelemesi tamamen soyut iddialardır. Gerçek manada inandırıcı nitelikte somut bir veri yoktur. Siyasi bir etkilemenin var olması yargı bağımsızlığının ihlali anlamına geldiği gibi, böyle bir etkileme olmadığı halde bunun varlığından söz etmek de yargının töhmet altında kalması anlamına geleceği için, yargı bağımsızlığı bu durumda da zedelenmiş olacaktır. Siyasi nitelikte olduğu yönünde yapılan yoğun eleştiri ve etkileme ortamında sorgulama ve yargılamanın sağlıklı olarak yürütülmesi mümkün değildir.

 

3- Burada yapılan, yetkili hâkim tarafından verilen tutuklama kararının Cumhuriyet Savcılığı ve emniyet güçleri marifetiyle icra edilmesinden ibarettir. Yetkili yargı organının kararına dayalı olarak yapılan işlemlerin eşkiyalık olarak nitelenmesi, bu kararın verenlerle icra edenlerin de eşkıya olarak yaftalanması, TCK 301. Madde kapsamında suçtur.

 

4- Yetkili Cumhuriyet Savcılığının daha önceleri yapmış olduğu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere yapılan suçlama, “kanun dışı silahlı örgüt oluşturma, örgüte destek verme, ağır silah bulundurma vb.”. Burada Sinan Aygün’ün iddiasını doğrulayan hiçbir veri yer almamaktadır. Bu olsa olsa toplumun ortak paydalarının istismar edilerek yaptıklarını kamufle etme çabasından başka bir şey değildir. Bir kişinin Atatürkçü olması, Cumhuriyeti sevmesi onun hiçbir suç işlemeyeceği anlamına gelmez. Şayet o kişinin suç işlediği iddia ediliyorsa ve daha başka veriler de yoksa, o kişinin soyut olarak “efendim ben Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olduğum suçlanıyorum” demesinin çarpıtmadan başka bir anlamı yoktur.

 

5- Tutuklanan kişilerin belli düşünceye mensup olması, onların hiçbir şekilde tutuklanamayacağı anlamına gelmez. İddialar ve ortaya dökülen bilgiler o boyutta ki, artık bu bilinenler karşısında, bu iddialarla ilgisi olduğu konusunda şüphe olunanların tutuklanması kadar tabii bir şey olamaz. Aksi takdirde, “diğer kesimde yer alanlar sayı itibariyle kaç kişi olursa olsun tutuklanabilir, ama bu kesime mensup olanlar toplu olarak tutuklanamaz” gibi eşitliği ortadan kaldıran bir durum ortaya çıkar.

 

6- Bu soruşturma ve yargılamalarda adil bir neticeye ulaşılmak isteniyorsa, önyargılı olarak bu türden suçların hiç olmadığı merkezindeki iddia ve saldırılardan vazgeçilmesi, yargılama sürecinin sağlıklı olarak işlemesine saygı duyulması gerekir. Aksi takdirde, şayet gerçekten bütün bu suçlamaların tamamı ya da büyük ekseriyeti gerçekleşmiş olduğu halde yapılan etkilemeler sebebiyle bu kişiler cezalandırılamazsa; suçlular suçları ile ortalıkta dolaşmaya devam ederlerse, dahası bazı kişiler, eksik soruşturma sebebiyle cezalandırılmazsa, işte asıl o zaman bu tür örgütlenmeler daha cesaretle ortaya çıkarlar. Asıl tehlikeli olan da budur. Yargı organı serbest bırakılsın ki, suçlular varsa cezasını alsın, herkes buna razı olsun, suçlu olmayanlar da berat etsin, herkes buna da saygılı olsun.

 

Darbecilerini yargılayan hemen bütün ülkeler “çağdaş”lık yolunda ileri merhalelere erişmiştir. Türkiye bu kritik eşikte şayet gerçekleşmiş ise darbecileri yargılayarak demokratik olgunluğunu ispat etmiş olacaktır. Bir zamanlar Yunanistan’da 1967'de iktidara el koyan Albaylar Cuntası yargılanarak ömür boyu hapse mahkûm edildi. Darbecileriyle hesaplaşan Yunanistan’da demokrasi öylesine yerleşti ki, altı yıl sonra AB üyesi oldu. Yargı organlarının, toplumsal desteği de peşine takarak cesaretle, sağa sola yalpa yapmaksızın sonuna kadar suçluların üzerine gitmesi ülkenin demokratik geleceği ve hukukun hâkim kılınabilmesi açısından hayati derecede önemlidir. Bu vesileyle bütün olağan demokrasilerde olduğu gibi, ülkemizde de darbe suç olduğu için, eğer birileri darbe için ciddi eylem planları yapmış ise bunun hesabını da mutlaka vermelidir.

 

Tabii ki darbecilerin sadece yargılanması yetmez. Ülkemizde darbeci cuntaların toplumsal ve kurumsal destek bulmasını imkânsız kılacak “demokratik hassasiyet ve refleks”lerin de azami derecede gelişmesi gerekmektedir. Darbeler birden ortaya çıkmaz; önce bir “ortam” oluşturulur; toplum hazırlanır, darbe olgunlaştırılır, akabinde de yapılır. Tıpkı 27 Mayıs 1960’da olduğu gibi. İşte bütün bu ortamlara mahal vermeyecek şekilde bir toplumsal bilincin oluşması gerekmektedir.

Yorum Yaz


YORUMLAR
erdem gönenç:
eğer gerçekten hedef darbecilerin yargılanmasıysa haşa bi laf yok ama bunun üzerinden atatürk ilke inkilaplarıysa en yüksek makamda olsa dur orda biz zaten türbana özgürlük adı altında imzalar falan kimin ne olduğunu öğrendik bu yüzden kırıkkale üniversitesi atatürk yolunda en ileriye olmak zorundadır...
31.07.2008 23:38:07
ibrahim NAMALIR:
LÜTFEN EFENDİLER HERTAŞIN ALTINDAN ATATÜRK Ü ARAMAYALIM BIRAKIN ATATÜRKÜ O ZATEN DÜNYA LİTARATÜRÜNDE EN ÜSTTEDİR BIRAKIN ERGENEKON İÇİNDEN ATATÜRK ARAMAYI O HİÇ ONLARA BULAŞMAZ AMA ZAVALLILAR HER ENKAZDAN ATATÜRKÜ ARAR HER PİSLİKLE ONUN ADINI YANYANA GETİRME ÇABASINDA OLURLAR YAZIK ONLARAKİ İHANET DÜŞÜNCESİNDEN BAŞKA BİRŞEY YOKTUR AKILLARINDA ÇÜNKÜ HEP İHANET İÇİNDEDİRLER ONLAR TIPKI ERGENEKONCULAR GİBİ BIRAKIN BU AYAKLARI SİZLER DÜRÜST OLUN SAMİMİ OLUN ATATÜRK DE CUMHURİYETTE SONSUZA KADAR PAYİDAR KALACAK AMA ERGENEKON VE SEMPATİZANLARI TABİKİ SON BULACAK SAYGILARIMLA
07.08.2008 23:53:51

YAZARIN TÜM YAZILARI
HSYK, Kriz Olmaya Devam Edecek - 07 Ağustos 2009 Cuma 00:00
Cumhurbaşkanı'na Dokunulabilir mi? - 25 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Niçin Demokrasi Bayramımız Yoktur? - 18 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Dikkat: Saygın Kişiler Hakkında Dava Açılamaz, Çünkü... - 08 Mayıs 2009 Cuma 00:00
Dönüşü Olmayan Dava: Ergenekon - 29 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Ergenekon Tipi Yapılanmaların Kaynağı Gizli Bir Kararname - 21 Nisan 2009 Salı 00:00
Özgürlüğün Zamanı Gelmedi mi? - 14 Nisan 2009 Salı 00:00
Siyasi Partiler DARAĞACI'ndan Nasıl Kurtulur? - 31 Mart 2009 Salı 00:00
Çağdaş Kıyafet: Türban Üstü Şapka - 08 Mart 2009 Pazar 00:00
Ergenekon'un Üzeri Ölü Toprağı ile mi Örtülüyor? - 21 Şubat 2009 Cumartesi 00:00
Laik Cumhuriyetin Namusunu Ergenekon Şaibesinden Korumak - 10 Şubat 2009 Salı 00:00
Yargı Bağımsızlığına ÇOK İHTİYAÇ Var - 26 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Tartışılan Örgüt YARSAV - 19 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Demokrasi ve İnsan Hakları Şampiyonu Nerede? - 12 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Asıl Sorun Yargının Siyasallaşması - 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Yargıtay'ın "Çifte Standart" Kararları - 29 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Cumhuriyet Halk Partisi, Siyasi Parti Haline mi Geliyor? - 15 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
CHP, Çarşafta Samimi İse Halktan Özür Dilemelidir - 08 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Dinî Özgürlükleri Daraltmak Serbest, Genişletmek Yasak - 25 Kasım 2008 Salı 00:00
Anayasa Mahkemesi Sorununu Aşmak - 20 Kasım 2008 Perşembe 00:00
AYM’nin Çelişkilerle Dolu AK Parti Kararı - 30 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Deniz Feneri Davası'nın Unutulanı - 02 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Laiklik, Dine Şekil Vermek Değildir - 27 Eylül 2008 Cumartesi 00:00
Cumhuriyetimizin Demokrasi Zaafları - 23 Ağustos 2008 Cumartesi 00:00
Ergenekon dan ÇIKIŞ! - 10 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 30 Haziran 2008 Pazartesi 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 25 Haziran 2008 Çarşamba 00:00
Ak Parti Kapatma Davası - 29 Mayıs 2008 Perşembe 00:00
Kapatma Davası Açıldı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
27 Nisan e-muhtıra - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Anayasa Değişikliğine Dikkat - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başörtüsü Yasağı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başartüsü Yasağı - 27 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
SORUN TEK BOYUTLU DEĞİLDİR - 13 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
Gülü Hazmetmenin Zorluğu - 25 Kasım 2007 Pazar 00:00
Mahkeme Kararının Olası Sonuçları - 24 Ekim 2007 Çarşamba 00:00
Yargının 'Önleyici' ve 'düzeltici' Denetimi - 15 Ekim 2007 Pazartesi 00:00
301. Madde ve İklim Sorunu - 05 Ekim 2007 Cuma 00:00
Demokrasinin Rayına Oturması İçin - 28 Eylül 2007 Cuma 00:00

Son Yorumlar

bırakın var olanısöküp takmayı
valla pes doğrusu bu nasıl bi zihniyet bağlarbaşı mahallesi ne 8 senedir bir avuç dahi asvalt ğelmedi kışın çamur,hendekler yazın toz toprak yazıklar olsun buradaki yaşayanlar insan değil demi size ğöre çarşıyı sökün takın para onda...gerçi yayınlamıyorsunuzda yinede yazalım..
23.05.2012 22:44:31

obalı
merak ettigim konu 2 sene önce yapılan kaldırımların suyumu çıkdıydı da şimdi yenisi yapılmaya başladı. eger hizmet etmek istiyosanız yolarımızı yapınız kenar da kalan mah.leri saymıyorum artık merkezde bulunan şhell benzinliginin önünden gecerken hatim indirecek duruma geldik araçların düşdügü çukurlar 30cm aşmış durumda belediye ise yol yerine kaldırım yapıyo yazık bu insanlara sizler ihale sayesinde ceplerinizi doldururken insanların çeblerinde olmayan paraları sanayi ye gidiyor
23.05.2012 19:53:45

halil erdemir
bunlar güzelde asıl hizmetler ne olacak yollar çukur dolu baskan bağlarbaşı mah. çıksın bir görsün halini her geçen gün kötüye gidiyor halk ekmek kapandı bunu niyesöylemiyorlar
23.05.2012 12:15:19

mağdurbelediyeci
sorun ihalelerin düşük teklifle falan alınmasında değil ihaleyi yapanların işi bilemeyip, ellerine yüzlerine bulaştırmasındandır. işi firmalara hak ettikleri için değil başka çıkarlar gözeterek vermelerindendir.. çok görmemek lazım. önceden içilemeyen suyun metreküpüne 50 kuruş ödeyip en azından tabak çanağını yıkayan saf kırıkkaleli şimdi yine içemediği suya 2,5 tl öder, şehrin başkanıda bakın en güzel suyu siz içiyorsunuz bi takla atın bakalım demeye getirir ama kendi belediyeye damacana su alırsa, sonrada suyu işleten firmaya dünyalar kadar parayı verirse ve saf vatandaşımızında sesi çıkmazsa daha çok ihaleler olur bu memlekette. çivisi çıkmış buranın, hala farketmiyor musunuz
22.05.2012 22:53:52

Sırrı Kılıç
Sayın Editör Kırıkkale belediyesinin ihale sistemini veya ihale kriterlerini en iyi bilenlerden biri sitenizin sahibidir.Ona sorsanız size bu aksaklıkların nedenini anlatırdı
22.05.2012 21:43:54