Beş vakit namazı bir koşu Mekke’ye gidip orda kılıp dönüyor…
Evde hiç ampul yakmıyor,
Çünkü,
O girince içerisi yemyeşil nurla aydınlanıyor.
Telefonda kanseri,
Radyoda ülseri iyi ediyor duaları ile.
Kah emniyet teşkilatının bile çözemediği hırsızlıkları aydınlatıyor suya bakarak,
Kah, ayrılmış çiftleri birleştiriyor göğü süzerek…
Hatta,
Dert sahibi binlerce adamı topluyor stadyuma,
Okuyup -üfledikten sonra dertlerinden arındırmış olarak evlerine geri yolluyor…
Her emekte olduğu gibi bununda bir bedeli var elbet hayır dualardan sebeplenenlere.
Şıhın İmzalanmış posteri 10,
İmzalanmadan Üstün körü verilenin ederi 5 ytl’.
Ortalama bir stadyum otuz bin kişi olduğuna göre ve yarısı imzalı yarısı üstün körü poster aldığı hesaplanırsa,
15000x10= 150.000ytl ( yüz elli milyar eski TL)
15000x 5= 75.000 ytl (yetmiş beş milyar eskiTL)
toplam, 225 000 ytl ( iki yüz yirmi beş milyar lira. Bu sadece stadyumda kazanılan para.
Radyo söylevi, kaset satışı hariç)
vergi yok, algı yok, beyanname yok, KDV yok;
Hülasa yok oğlu yok…
Aldığının hepsi kar!..
Ve
Bende kafa patlatıp duruyorum,
Bir insan balkondan uzanınca Ay’ı nasıl yakalar,
Günde beş vakit namaz kılmaya Mekke’ye nasıl gider-gelir diye…
Bir seferde masrafsız olarak bu kadar parayı bende kazansam,
Üstüne birde oturup takım elbise dikerdim!..
Türkiye,
Bu türden yaşayan insanlar için bir cennet.
İnsanımızı önce din kisvesi altında tamamen körleştirip-cahilleştirdiler, şimdide yaptıklarının meyvelerini topluyorlar zor kazananların sırtından.
Her nedense kimse engel olmayı düşünmüyor bu şarlatanlara.
Herkes seyrediyor,
Yetkililerde seyrediyor…
Necip milletim de,
Başına bin türlü hadise gelmesine rağmen, hala bu hödüklerin peşine takılıp onulmaz sandıkları dertlerine paraları karşılığı çareler aramaya devam ediyor…
Her şey apaçık ortada iken,
Malını,
Mülkünü,
Parasını-piresini,
Kaptıranlar önlerinde kocaman bir örnekken,
İsim,
Şekil,
Yer,
Zaman,
Değiştirerek ortaya çıkan bu kıçı kırıklara itibar etmeye devam ediyor…
Bu gün İzmit’te yarın başka bir yerde fark etmez…
Onlardan her yerde yüzlerce, binlerce var!..
Hayret ki, ne hayret!...
Bunlar din adına işin cılkını çıkaranlar…
Ya tarım bakanlığından mı,
Sağlık bakanlığından mı nerden alındığı belli olmayan bir izinle “sizleri zayıflatıyoruz diye” saadet zinciri kurup insanlarımızın sağlığıyla oynayanlara ne demeli!
Ottan çöpten hazırladıkları ve adına bitkisel çay dedikleri naneyi! En aşağı yüz milyondan satıyorlar.
Fiş yok,
Fatura yok,
Denetleme yok,
Kontrol yok,
Sorgu yok,
Sual yok…
Ve bunu taa şehrin göbeğinde herkesin gözü önünde yapıyorlar…
Ağzı iyi laf yapan bu zevatlara “dur bakalım sen kimsin, necisin, doktormusun-hekimmisin, yaptığın işte ehil misin de ne idüğü belirsiz şeyleri benim vatandaşıma içiriyorsun” demek gelmiyor…
Türkiye gerçekten bir cennet…
Selefeden yaşayıp, zevk-i sefa sürenler için.
Çünkü,
Biz seyrediyoruz,
Bizi korumak,
Kollamak,
Haklarımızı savunmak için yetki alanlar, protokol sırasından daha iyi seyrediyorlar…