Kara haberini,
Telefonun çalan sesiyle
Memleketin yanıyor,elden gidiyor
Aç televizyonu bir bak, dinle dediler
Hasretini çektiğim, doğup, büyüdüğüm,
Ateş almış yanıyor, güzel yurdum
Patlayan bombalar, göğe yükselen dumanlar
Kırılan camlar, kapılar, pencereler
Akan kanlar, sarılan yaralar
Savaş meydanını andıran manzaralar
Aman ALLAHIM bu ne hazin hal böyle
Şarapnel parçaları gökten yağıyor,
Havsalam almıyor, gözlerim inanmıyor,
Gönül hüzünleniyor,ağlamaya hazırlanıyor
Gözlerden akan yaşlarla çaresizlik içinde
Telefona sarılırım,telefonlar çalışmaz
Bir haber beklerim haber gelmez
Rabbime dua üstüne dua eylerken
Bu faciayı durdur , bitir diye inlerken
Haberler devam ediyor, televizyon ekranında
‘’Ölü, sessiz, hayalet, göç’’ şehri diye
Karabasanlar basıyor üzerime yine
Ağzım kuruyor, kalp atışı hızlanıyor
Bu facia sanki daha büyüyecek diye
Hemşerimin başını düşen şarapnel parçaları
Benim de yüreğimin ta içine düşüyor
Gözler bulut olup, yağmur indiriyor
Sigara telleniyor,duman göğe yükseliyor
Çaresizlik içinde, başım eller arasında
Dudaklardan mırıldanan dualar içinde
Yalvarıyorum Rabbime bu faciayı bitir diye
Analar, yavrular, öksüzler hatırına
Verilen yüzlerce şehitlerimiz hakkına
Artık ağıtlar yakılar,türküler söylenir
‘’Masum,mazlum, kahraman ‘’şehir diye
Milli,manevi değerler aşığı şehir
Türkiye’min kalbi, memleketim,hasretim
Bir baştan, bir başa hüzünlü şehir
Yüreğimi bin bir parçaya bölseler
Her bir parçası yine seni çağırır…
03 Temmuz 1997