Yutkunarak konuşmak tabansızın işidir, ama her nedense bu memlekette yutkunarak konuşmak bir gelenek oldu.
Bir kişi neden yutkunarak konuşur hiç düşündünüz mü?
Ben de şu ana kadar düşünmedim, belki aklıma gelmedi, ama yazıya başlayınca ilk cümle öyle düştü ve isterseniz yutkunarak konuşma üzerinde duralım…
İnsan neden yurtkunarak konuşur sorusuna, yutkunarak konuşan kişinin ruh haline bakarak cevap verelim.
Yüz hatları gergin, bakışları tedirgin, karşısındaki kişiye karşı tereddütlü ve ürkek…
Nefesleri çöl yılanını andırı, hareketleri başıboştur.
Belli bir zaman riyasete yakın görevlerde bulundum ve riyasete giren insanların bu halini gözlemlemişimdir.
Yutkunarak konuşan tipleri erbab-ı riyaset çok sever ve yanında çanta niyetine taşımaktan kendini alamaz.
Onu yutkunduran sebebi iyi analiz ederek, bir de açığını bilmişse değmeyin gitsin.
Bu yutkunanların önemli bir kısmını kim işgal eder bilir misiniz?
Maalesef seçilerek bir başkanlığa getirilen ve adına sivil toplum örgiti denilen o koca koca kurumların önde gidenleridir.
Onların çok erdemli olanlarını tanıdım ve hep saygı duydum, onlara hep güvendim ve gönlümde özel yer ayırdım onlara…
Ama yutkunarak konuşmadılar hiçbir zaman, yutkunarak konuşanların yanında da pek itibarları olmadı…
Birisi bana “yahu kardeşim nedir bu çıkışlar, bırak Allah aşkına, bu memleket böyle gelmiş böyle gider” derken bile boğazındaki kırk boğum beşlik simit gibi sırıtır durur.
İnanaın onları yutkunduran şey de pek önemli değildir.
Ya bir kamyon kum, ya temsil ettikleri dernek veya odaya küçük bir mali destek veya buna benzer bir vaattir.
Bu derece çapsız insanları sivil toplum örgütlerinin başına seçenler ise, onun yutkunarak konuşmasına hayran kalırlar, hatta bunu beyefendiliğinin bir emaresi sayarlar.
Yumuşayacaksın, omurgasızlaşacaksın, bütün kemiklerini birer birer eriteceksin ve karşındakinin uzattığı kaba göre, kılıfa göre bir varlık olacaksın.
Bu da yutkunarak konuşanların bir başka yönüdür.
Bu memlekette belediyelerin tenkit edilmemesi, edilememesi…
Vali beyin memleket meseleleriyle ilgili alanlara sevk edilememesi, şehrin sıkıntılarını en son duyması…
Bütün kurum ve kuruluşların eski tabirle sallan seyip icraatlarının olmasının altında yatan tek sebep= yutkunarak konuşanlardır.
Bu tipleri Allah aşkına bir kere hayalinizden geçirin.
Yalaka, cibilliyetsiz, güvensiz tiplerin yüzündeki başıboşluğu fark edemezseniz bana “yuh” deyin.
Ama biz toplum olarak insanlara bakmayı bilmediğimizden, özellikle siyaset alanında çok kandırılırız ve her kandıran da yutkunarak konuşurken bir daha kandırır.
Ne zaman yutkunarak konuşanlara yüz vermezsek, toplum o zaman ilerler.