Okumayanlar için ise,
Bağımsızlığını ve tarafsızlığını henüz yitirmemiş birkaç ulusal kanalda konuya şöyle bir dokundu geçti.
Baldır bacak, meme mestan muhabbeti olmaması nedeni ile mevzuunun içinde, aziz milletim tarafından çok fazla dikkate alınıp, tepki toplamadı.
Ama
Vaka bu memlekette yaşayan herkesin,
Sağlığını,
Sıhhatini,
Ve
Daha sonraki yaşamını,
Yakından ilgilendirdiği için bir kez de ben yazmak istedim…
Çok değil,
Bundan on yıl öncesine kadar dünyada yetiştirdiği sebze ve meyvelerle kendi kendisine yetebilen üç-beş ülkeden biri olmakla övünür dururduk.
Dönen dünya,
Gelişen zaman,
En çok da,
Bizleri yönetenlerin beceriksiz,
Basiretsiz,
İş bilmez yönetimleri ile eğlencelik olsun diye aldığımız “çitleği” bile Çin’den ithal eder olduk.
Şimdilerde,
Arada bir de olsa,
Domatesti,
Patatesti,
Patlıcan dı falan derken, ihraç ettiğimiz meyve ve sebzeleri, ithal eden ülkeler aşırı hormon ve ilaç yüklü diye, gerisin geriye postalıyorlar yurdumuza.
Hıyarın,
Gideceği yere varıncaya kadar kamyon kasasında büyüdüğünü mısırdaki sağır sultan bile biliyor artık.
Rusya, geçtiğimiz günlerde bizden “domates ithal etmiş.”
Yapılan inceleme ve kontrollerden sonra domateslerin aşırı miktarda hormon ve çeşitli ilaçlar yüklü olduğu kararına varmış, ve ülkemize geri iade etmiş…
Buraya kadar her şey normal…
Ürkütücü,
Korkunç,
Hatta
Cinayetten bile kötü olan yanı,
Bırakın insanı, hayvanlara bile yedirilmesi sakıncalı olan ve Ruslar tarafından geri iade edilen domateslerin iç piyasada satılma iddiasının ayyuka çıkması ve bu konuda yetkililerden tatmin edici herhangi bir açıklamanın yapılmamış olması…
Birileri çıkıp şöyle diyebilir şimdi;
“ Yahu aynı gazetelerin sayfalarında ilgili bakan domateslerimiz temiz çıktı ama başka nedenlerden dolayı iade edildi dedi ya!”
bende şöyle derim o zaman…
Çernobil patladığında ilgili bakan televizyonlara çıkmış, avuç avuç fındık yemiş, bardak bardak çay içmişti. Ve eklemişti “radyasyon içeren yiyecekleri imha ettik, bunlar tamamen temiz. Bakın ben yeyip içiyorum sizde aynını yapın bir şeycikler olmaz…”
Neticede bu gün Karadeniz de ölenlerin çoğunluğunun kansere yakalanan insanlarımız dan oluştuğunu hepimizin malumu.
Daha dün,
Aksaray belediye başkanı binlerce insanın hastalanmasına sebep olan şehir suyunun temizliğini anlatmak için bardak bardak su içmişti de musluktan, sonrasında ambulansla hastaneye kaldırılmıştı…
Bakanı,
Başbakanı,
Belediye başkanı,
Yada,
Kendisini yetkili gören her kimse,
Hangisine güveneceğiz bunların?
Hastalandığımızda hastane hastane dolaşırken,
Ve
İğne ilaç parasını ödeyemediğimiz için aynı hastanelerde rehin kalırken hangisini yanımızda göreceğimizi sanıyorsunuz?
Hiç birisini!!!!!!
Öyle ise neden yüksek sesle dillendirip, bu konuları gündemde tutmuyoruz…
Biz biliyoruz ki,
Baldır bacak, meme mestan muhabbetlerine gösterdiğimiz ilgi ve alakayı, yaprak dökümündeki Ferhun’denin maceralarına ayırdığımız muhabbet zamanını sağlığımıza ayırsak,
Ve onunla oynamaya kalkanları ilk seçimde sandığa gömsek,
İlelebet hiçbir siyasetçi yada bürokrat insan sağlığı ile ilgili konularda şaka yapmaya bile cesaret edemez…
Ama,
Onlardan önce biz,
Kendi sağlık ve sıhhatimizi dikkate alır ve ona değer verirsek…