Yada
Süründürür,
Veya zor durumda bırakır,
Başkalarının yanında,
Mahcup,
Eder mi?
Kısacası,
Analık,
Babalık,
Kardeşlik,
Ağabeylik,
Arkadaşlık,
Dostluk,
Yarenlik,
Etmeye çalıştığınız kimseler,
Günü geldiğinde
“ Sana rastladığım,
tanıdığım,selam verdiğim güne lanet olsun” dedirtirler mi?
Bir ata sözü ile özetlemek gerekirse,
“ Ananın bastığı yavru ölür mü?”
nefes almayıp, soluğu kesilen,
O yavruyu mezara defnederken anası basmış, onu ölüden saymayalım denir mi?
Ölüm,
Bir insan,
Bir hayvan,
Veya,
Bir bitki de hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi,
Zor durumda bırakılmak,
“Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşürülmek,
Mahcup ise,
“Utanılmaya yol açmak, kişiyi utanç içine düşürmek” demektir… (Ki, Bazı anlar bu türden hareketler insan olanı ölümden daha zor sıkıntılar içerisine sokar)
En başa dönersek olursak eğer ,
Ananın bastığı yavru ölür mü? Sorusuna herkes gibi bende,
Elbette ölür! Derim…
Hatta,
İyilik ederken de dostları kaybetmek olası.
Naçiz hane önerim,
Asla kimseye duygusal bağlarla bağlanmayın.
Ve,
Başınıza gelebilecek nahoş olaylardan kendi kendinize yeterek kurtulmayı deneyin,
Ki,
Bu fani dünyada üç kuruşluk menfaat uğruna güvendiğiniz ve “dostum” dediğiniz insanların size “ilaç” diye verdiği şeyler, ilerleyen zamanda sizleri toplum içerisinde mahcup edecek, utandıracak, tam olmasa bile yarı ölümü tattıracak ve ömür boyu üzüntü duymanızı sağlayacak türden şeyler olmasın…
Teşbihte hata olmaz derler ben, çizgi roman kahramanı Red Kit’te okuduğumuz altın bulunan kasabalara benzetirim Kırıkkale’yi hep…
O romana göre,
Bir gün önce çöl olan bölge, altın bulundu nidaları ile şenlenip yerleşim yeri olur, altın tükenince herkes gider, kasabanın tabelası, bir kuru kafa ve tepesinde bir akbaba kalır…
Tıpkı,
Cumhuriyetle yaşıt şehrimiz de Red KİT’te olduğu gibi, MKE sayesinde insanlarına imkanlar sunmuş, kötü ve basiretsiz yönetimler sayesinde bu kurumun işlevini yitirmesi ile birlikte yaşayanlarımız göç yollarına düşmüştür. ( tek eksik, akbaba ve kurukafa figürü)
Bunun böyle olduğu bilinmesine rağmen, halkın oylarını alıp sorumluluk sırtlananlar, hala “cak, cek’lerle vakit öldürmeye devam ediyorlar…
Çok geç olmadan,
Azına çoğuna bakmadan,
Ve,
Gücüm, yetermi, yetmezmi diye düşünmeden sokaktaki insan yaşadığı yöreye sahip çıkmalıdır artık…
Kırıkkale hepimizin.
Nüfus kağıdında Türkiye’nin başka başka yerleri yazsa bile bu memleket için kalbi çarpan herkes bizim hemşerimiz…
Bakın,
Erciyesliler kültür ve yardımlaşma derneği üyeleri ve onun başkanı SUNA AÇIKBAŞ’a;
Nüfus kağıdında KAYSERİ yazmasına rağmen Kırıkkale’nin tanıtımı için canını dişine takmış çalışıyor.
Hem de elinde sorumlu sorumsuzların imkanı olmadığı halde.
Bakın,
iyice bakın ki bu sayede belki sorumluluğunuzu hatırlayabilir, en azından onların tuttuğunun yarısı kadar işin ucundan tutmayı akıl edebilirsiniz