Sanat kar insan farklıdır. O sana bana benzemez .Yani sanatkarı kendinize benzetmeye kalkışamazsınız.Eğer öyle olsaydı sanatkar olmazdı.
Olmazdı da Sen yaz gününde terlerken bakarsın o zemherideymiş gibi tir titriyordur. Senin haykırarak güldüğün şey karşısında k,m bilir oturup hüngür hüngür ağlayan adam olarak çıkar karşımıza. Elbette bunun zıddı da olabilir .Bizim ehemmiyet verdiğimiz şeylerin onun nazarında bir değeri olamayabilir.
Bakarsınız, bir inci tanesine gönül vermezde, b,ir çakıl taşını dünyalara değişmez. O renklerin arasında kaybolan değil orada yeni bir renk oluşturan adamdır Binlerce çizgi arasında sanatkarın çizgisi zifiri karanlıkta parlayan yıldız gibi belirgindir. El öpmez ,elde öptürmez. Ne eğilir nede bir başkasını eğdirir. Taklit etmez takip ettirir. Bir düşünür ‘’Fikir adamlarına tahammül edilmeyen bir toplumda ilim adamı da yetişmez’’ diyor Tabi olarak da sanatkarını da tahammül edilmeyen bir toplumda da sanat hayat bulamaz. Gönlümüzü titreten teller onunla ses verdi. Ses şarkı oldu , türkü oldu Kelimeler şiire dönüştü. Toprak çamura çamur sanata dönüştü.
Bir fırça ucuyla dünyalara bedel tablolar oluştu. İşte bundan dolayı onun eline kalemi alması farklıdır. Bakışı , yürüyüşü susuşu, gülüşü. Keşke bizim ilk bakışta meczup gözüyle görüp karıştırdı.Yine dediğimiz bu insanlar hep karıştırmaya devam etselerdi kim bilir o zaman neler düzelirdi. Onu anlamak akıl ister. İsterde bir akıl yetmez onu anlayabilmek için birazdan ondan olmak gereklidir.
Şairde yazarda böyle. Keşke bira anlayabilseydik onları anlayabilecek akıl ve izana sahip olabilecek kadar anlayabilseydik.Onları aramızda Çin Seddi gibi duvarlar örmeseydi Belki o zaman daha güzel gelişmelere yol ve fırsat vermiş olurduk. Boşuna dememişler Diyojen ‘’Gölge etme başka ihsan istemem’’ diye. Sanatkara en güzel ihsan ruhunda bin bir çile ile süzüp çıkardığı sanatıdır.
Anlaşıldı mı bari.