Kırıkkale’mizde sağlık kontrolü o kadar zayıf ki, sormayın. Hatta yok denecek derecede. Geçenlerde dikkatimi çekti. Özelikle kuruyemiş satan esnafın malı hep açıkta. Malumunuz şehrimizde toz tufan hiç eksik olmuyor. Rüzgarın caddeden kaldırdığı toz ve gübürler açık olan yerlere sirayet ettiği bir gerçek. Bu durum lokantaların vitrinlerini de dahi etkilemekte. Haydi meyve ve sebze açıkta satılıyor ama yıkanabiliyor. Siz hiç gördünüz mü, bademin, cevizin, leblebinin, fındığın veya kuru üzümün yıkanıpta yendiğini.
Efendim müşteriyi cezp etsin diye dönerler açıkta kesiliyor. Oda yağlı olması hasebiyle mübarek sanki bir toz mıknatısı gibi. Rüzgarın savurduğu tozları üstüne çekmiyor mu?
Müşteri garsona “evladım yıkanmış bir döner getirir misin?” diyecek öyle mi? Zira Büyükşehirlerde açık düzen bu işler yürüyor ama şehirlerinin üzerinde toz bulutları yok. Ama Kırıkkale yollarının çoğu hala staplize durumunda. Örneğin Karşıyaka, Selimözer, Yuva ve Fatih mahalleleri. Taa.. Hayati Karayol’un attığı asfalt ile yetiniyorlar.
Aldığımız duyumlara doğalgaz döşenerek bahanesi ile 2008 projesinde bu mahalleler yine yokmuş. Aksilik bu mahallelerde de hep Keskinli kardeşlerimiz ikamet etmekteler. Bu garibanların şansları hiç mi yaver gitmeyecek dersiniz? Allah alem böyle giderse biz daha çok fındık fıstık yıkarız. Daha çok garsonlar “evladım yıkanmış döner verir misin?” diye sesleniriz. Bizim görevimiz halkın serzenişlerini dile getirmek. İlgililer ve yetkililer ne düşünürler, nasıl karar verirler inisiyatif onlarda.
Aklımda iken söylemeden geçemeyeceğim. Sayın valime de teşekkürlerimi teşekkürlerimin kabulünü arz etmek isterim. Kırıkkale basınına karşı duyarlı olması, bizleri memnun etmektedir. Gönül arzu ederdi ki, sayın valinin bazı kurumlara faks çekmeden, kurumların konuyu inleyerek durumu vali beye rapor vermeleri gerekirdi diye düşünüyorum. Duyarlılığınızdan dolayı tekrar tekrar teşekkürler sayın valim.