Hırsız değil,
Arsız değil…
Müflis tüccar,
Hayali ihracatçı,
Üç –beş kuruş veya katrilyonun adamı hiç değil.
O da bulundu devlet katının en tepe noktalarında yönetici olarak.
Dünyada enerji krizi yaşanırken, memleketin enerji bakanı, daha sonraları başbakan yardımcısı idi.
Şimdide ana muhalefet partisinin başkanı…
Eş dost akraba lehine nüfus kullanma,
Devlet malını partilisi de dahil, herhangi bir şahsa peşkeş çekme kitabında yazmadı.
Vatandaş,
Genel başkanına yaranmaya çalışan bir bakanın sayesinde tanıdı eşini.
Çoğu hala bilmez,
Kaç çocuğu var,
Kız mı, erke kmi, varsa,
Ne iş yaparlar…
Didik didik ettiler tüm yaşamını.
Eşinin,
Çocuklarının,
Hatta,
Yedi nesil geri tarafının.
Yok yok yok!...
Ne kızı, likit yumurta işine bulaşmış,
Nede oğlunun gemiciği var.
Ne damadı kayın babasının nüfusu ile şirket idarecisi,
Nede gelini ziynet eşyası zengini…
Garibin,
14 yaşında ki torunun bile bir şirketi yok sanal alemde.
Buna rağmen,
Hala başına taş düşen,
Ayağına kıymık batan,
Yolda giderken tökezleyen kim varsa,
Sorumlu onu ilan eder…
Devletin iktidar eliyle desteğini çektiği köylü,
Var! olan bankası satılan küçük esnaf,
Özelleştirme adı altında ona buna peşkeş çekilen fabrikalardan çıkarılan işçi,
Üç kuruş zamla açlığa, ölüme mahkum edilen emekli,
Asgari ücretli,
Boyacı, simitçi,
Tüpçü, löpçü,
Terzi, merzi,
Kim varsa, içinde bulunduğu yoksulluğun, uğradığı haksızlığın sorumlusu mutlaka odur der.
Haybeden geçinen,
Milletin sırtından inmeyen,
Kimi zaman dini bütün bir müslümanmış gibi, kimi zaman ATATÜRK milliyetçisi bir demokratmış gibi görünen, ama kim gelirse gelsin her daim iktidar kayığının kaptan köşkünde oturup,
On yıllardır memleketin kaderine hükmederek sütten çıkma ak kaşık misali kenara çekilen SABATAYİSTLERİN ondan duyduğu rahatsızlığı anlamak mümkün…
Fakat yukarda saydığım kesim den insanların her laf açıldığında DENİZ BAYKAL’dan rahatsızlık duymalarını anlamak mümkün değil…
Var mı bu memlekette Deniz Baykal’ı hırsızlıkla itham edecek bir babayiğit?
Tüccar,
İş adamı,
İhaleci diyecek,
Çoluğuna çocuğuna çıkar sağladığını iddia edecek birileri!..
Var mı?
Elbette yok…
Ne diyor Baykal?
Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız üniter devletimiz, Amerikan ve AB mandası olma yolunda bizdenmiş gibi görünen işbirlikçiler eliyle dolu dizgin gidiyor..
Ürün destekleme politikasından yapılan sapma ile Türk köylüsü, Amerikan ve AB köylüsünün kölesi yapılıyor…
Dayatma neticesinde uygulanan ekonomi ile emekli ölüme, küçük esnaf açlığa mahkum ediliyor…
Yalan mı?
Baykal varmış, parti içerisinde demokrasi yokmuş…
Hadi oradan!
“Söyle yalanı, seveyim inanı” derler adama…
Şu an var olan siyasi partilerin hangisinde demokrasi var!..
Hangi genel başkan kendi partilisi tarafından bu kadar çok eleştiriliyor, yada eleştiri oklarını genel başkanına yönelten hangi partili o partide siyasi yaşamına devam edebiliyor?
Neden, Deniz Baykal’ın demokrat falan olmayışı değil elbet.
Cümle alem bilir ki Baykal öz be öz TÜRKMEN…
Arkasında ne Amerikanın,ne AB’nin, ne 33. dereceden mason örgütlenmesinin, nede sabatayist dönmelerin desteği var.
Tekerine çomak sokulanlar “Köroğlu gözün kör olsun” diyor, sade vatandaşta dönüyor, “Herkes dedi bende dedim” diyor…
Yazık!..
Bizim ülkemizde,
Dürüst olmanın ödülü bu olmamalı bence…