Anavatan partisinde Mesut YILMAZ dönemiyle birlikte parti iyiden iyiye liberalleşmişti. Milliyetçi muhafazakâr kesime yönelik bir tırpanlama hareketi vardı. Bir yandan da partinin oylarında düşüş olduğunu basından okuyorduk. Anavatan partisinde âdeta milliyetçi-muhafazakâr kesime yönelik deprem yaşanıyordu.
İşte bu günlerin yaşandığı zamanda, siyasete ilgim şimdikilerden belki de çok daha fazlaydı. Refah partisinin eski il binasında Refah partisine, Anavatan ve başka partilerden geçişler oluyordu. Hüseyin Kahya parkının önünde büyük bir kalabalıkla, geçiş töreni vardı. Töreni izleyen kalabalığın bir köşesinde kaldırıma oturmuş olanı, biteni izliyor, Kemal Bey’in neden Refah partisine geçtiğini düşünüyordum.
Bir mektup yazıp Kemal Albayrak’tan bu geçişin sebeplerini sormuştum. Cevap vereceğini doğrusu o günlerde hiç düşünmemiştim. Sonraki günlerde mektubuma cevap gelmiş neden Refah partisini tercih ettiğini bir, bir anlatmıştı. Mektubunu dikkatlice okumuş Kemal Albayrağı anlamaya çalışmıştım. Kemal beyin çok doğru tespitler yaptığını sonraki yıllarda Anavatan partisinde yaşananları gördükçe çok daha iyi anlar hale gelmiştim.
O mektupta Anavatan partisinin içinde olup, biten hususları anlatmış. Mektubun özünde, milli, manevi ve muhafazakâr değerlerin savunuculuğu yapacaksak bunu o yıllarda Refah partisiyle olabileceğini inandığını anlatmıştı. Her zaman her ortamda milli ve muhafazakâr değerlere sahip çıktığını, çıkacağını ifade ediyordu.
Yıllar birbirini kovaladı ve ben askerlik sonrası uzun süreliğine ayrıldığım Kırıkkale’ye geri dönmüştüm.2004 yılı mahalli idare seçimleriydi. Kemal beyin seveninin ne denli çok olduğunu seçimlerde Belediye Başkanlığı aday, adaylığı için şehre girişinde müşahede etmiştim. Hemen herkesimden insanlar vardı. Orada bir CHP li tanıdığımı görünce şaşırmıştım. Hayırmı ne gezersin diye sorduğumda Kemal bey için buradayım demişti.
Kırıkkale’de cemiyetleri, cemaatleri tanırım, bir çok dostlarımız arkadaşlarımız vardır. O kesimlerden de insanlar oradaydı. O insanlara neden “Kemal Bey” diye o günlerde sormuştum. Bana verdikleri cevap, anlamı büyüktü ama kısacık bir cevaptı. Kemal beyi seviyoruz, demiş başkaca da bir şey dememişti.
Siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir dostumla geçenlerde konuşuyoruz. Kendisine Kemal ALBAYRAK’ ı tanırmısın diye sordum.
- Evet tanırım dedi.
Ne kadar samimiyetin var dedim.
-Çok fazlaca yok ama tanırım, işte dedi.
Geçen seçimlerde Ak-Partiye oy verdiğini bildiğim arkadaşıma Kemal bey Belediye başkanlığına aday olursa ne yaparsın dedim.
- Sağ partilerden hangisinden aday olursa oyumu veririm, çevreme müdahil olurum” diyordu.
Siyasete pekte merakı olmayan arkadaşım konuşmasına devam ederek, ‘’siyaset bir tarafa bizim gibi insanlar için en başta sevgi gelir, kendisi her insana değer verir, yapabileceği bir şey varsa gücü yeterse partisine, fırkasına, memleketine bakmadan o insan için koşturur, elinden geleni yapar’ dedi.
Elbette siyaset yapmaktaki gaye birilerine elinden geldiğince, yardımcı olmak varsa ki bir sorunu kanunlar dâhilinde, imkanlar ölçüsünde çözüm bulmak.
Sevgi gücünün her gücün üstünde olduğunu bilirim.
Hayatta en önemli olan şey bir insana sevgiyle yaklaşabilmek.
Rabbin âli hatırına insanları sevebilmek.
Fikri, düşüncesi, mensubiyeti ne olursa olsun insanları sevebilmek…
Her insanı Rabbin âli hatırına sevebilme, her ne iş yaparsanız yapın imkânlar ve kanunlar dâhilinde insanlara yardımcı olabilme, insanlara hizmet edebilmek bir insan için şu kısacık ömründe birçok sevaplara sebep olabilecek, ötelerde erzakı olacaktır.
Aslına bakarsanız, devletin her türlü umurunu görmüş memleketine imkânlar ölçüsünde hizmet etmiş birinin siyaset gibi en zor yapılan bir işe devam etmesi birçok risklerle doludur.
Geçen seçimler öncesinde Ejder düğün salanunda yapmış olduğu bir toplantıda binlerce insana hitap ettiği konuşmasında siyasete devam edip etmeyeceğini oradaki sevenlerine sormuştu.
- Söyleyin dostlar, ben illaki siyaset yapayım demiyorum, söyleyin bana şunun peşine düşelim deyin bende o arkadaşımızın peşine düşleyim destekleyeyim.
- Söyleyin arkadaşlar, siz isteyin siyaseti hemen şuracıkta bırakayım, ilgimi keseyim. Orada bulunanlar hep bir ağızdan Kemal beye siyasete devam edin demişti.
Kemal bey siyasete devam ediyor, kimileri o partiden, bu partiye olmadı şu partiye dese de siyasete devam edecek gibi görünüyor. Bir bakıma buna mecbur çünkü siyasete devam etmesini isteyen birçok insan var.
Kemal beyin fikri düşüncesinde, siyasete bakışında hiçbir zaman değişiklik olmadı. O her zaman milli ve manevi muhafazakâr değerleri yaşayan, yaşatan bir insandı. Sağ bir siyasetçiydi hep sağ siyaset yaptı. Hiç bir zaman hırslı olmadı, başından gelip geçen onca vakıaya hep kader dedi.
‘’Kadere boynumuz kıldan incedir’’ sözünü bir konuşmasında duymuştum. Ak-Parti kurulurken çok emek verenlerden biriydi bir dostumun ifadesine göre eğer yanlışlık yoksa Ak- Partinin amblemini bulan isimdi. Ak-parti yi Kırıkkale’de kuran isimdi.O günkü teşkilatı iş başına getiren isim yine oydu. Kim derdi ki; kurduğun bu partiden sana adaylık bile nasip olmayacak.
Maalesef, kurduğu, emek verdiği partiden aday olmak ona ilk seçimdeki 4.sırasını saymazsak nasip bile olmadı.
Şimdi birilerinin kalkıp ta sanki seçim kararı alınmış, seçim süreci başlamışçasına partini belirle! Adaylığını açıkla! demesi Kemal Albayrağa yapılacak en büyük haksızlık olur…
Hâsılı söylemek istediğim husus, siyaseti ve Kemal Albayrağı uzaktan da olsa takip eden birisi olarak, bildiğim kadarıyla Albayrak siyasi çizgisinden hiçbir zaman sapmadı. Hep aynı siyasi çizgide yoluna devam etti.
Hele ki siyasette soldan sağa dahi kaymaların olduğu, hatta zıt fikirli partilerden birbirine geçişlerin olduğu, bakanlık yapan insanların dahi bulunduğu bir ÜLKEDE önce şu partideydi, sonra şu partide demenin hiç bir anlamı yoktur.
Çünkü bu ülkede seçmen ya da seçilen kişilerin tercihleri değişkenlik gösterebiliyor. Oy verirken dahi İl genel meclisinde bir partiye, Milletvekilliğinde bir başka partiye, Belediye Başkanlığında, hatta meclisinde bir başka partiye oy verilebiliyor…
Ya da yıllar önce filanca partinin yönetiminde bulunan bir kimsenin şimdilerde bir başka partinin yönetiminde görebilmekteyiz. Şayet geçilen partiler parti programı, düşüncesi, felsefesi, birbirine yakınsa bunda yadırganacak bir durum yok. Bu tür geçişlerin yüzlerce, binlerce örnekleri var…
Hal böyle olunca, Kemal beye böyle bir yaklaşımla yaklaşmak ona haksızlık etmekten başka bir şeye hizmet etmeyecektir. Yaklaşan mahalli idare seçimlerinde sağdaki bir partiden aday olması ve seçim kazanması nasibinde varsa elbette mümkündür.
Henüz resmi olarak hiçbir açıklama yapmamışken şu parti, bu parti demenin de bir anlamı yoktur. Zaten yerel seçimler, hatta şayet olursa milletvekilliği seçimleri için kapatma davasını bekleyen birçok isim var. Hele o günler bir gelsin eğer ki aday olacaksa aday olmak istediği partiden aday adaylığını açıklayacaktır. Nasibinde yoksa belki de hiç aday olmayacaktır.
Önümüzdeki yapılacak seçimleri sevgiye, vefaya, dostluğa, kardeşliğe önem veren, inanan insanlara gücü nispetinde yardım eden, dürüstlükten ödün vermeyen, tabanı, ekibi olan kimselerin kazanma şansı olabilecektir.
Allah yar ve yardımcımız olsun, her şey den önemlisi hem ÜLKEMİZ, hem Kırıkkale’miz için hayırlısını vermesi dileklerimle, siz sevgili okuyucularımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum…