“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” demiş Hz.Mevlana.
Dün bir arkadaş gurubunun içinde biri bir laf söylemiş, diğeri de “sayın yeşil, atalar hiçbir zaman boş konuşmaz. Söylenilen her söz bin süzgeçten geçirilmiştir” demişti.
Demek ki,
Hz. Mevlana da söylediği ile yaptığı arasında uçurum olan iki yüzlü riyakarlardan çok çekmiş ki, böyle bir söz söyleme gereği duymuş…
Ankara’ya gidip gelirken bazen tesadüf ettiğim bir zevat var.
Birazda yolu çabuk bitirmek adına dereden, tepeden, oradan, buradan sohbetler ediyoruz.
Konu en çok,
Ülkenin ve insanımızın geldiği son durum ve uğradığımız ahlak erozyonu.
Her laf açılışında,
Bir zamanların ünlü dönme şeyhülislamı Ahmet Muhtar Paşa gibi bilgiç bilgiç konuşur, ukalaca fetva vermeye çalışır.
Üstelik,
Adam gibi bir diploması olmadığı halde.
Bazen,
Hissederim ki, bu zevatla tartışmalarımız araba içerisinde bulunan diğer arkadaşlara ninni gibi gelir, çoğunun gözü baksa da kalbi uyuyarak yolu tüketir.
Ama,
Dün Ankara dönüşü hepsi de “cin” gibiydi…
Sorular birbirini takip ediyor, aldıkları yanıtla içlerinden “tüh be, beş dakka önce geçmişiz oradan ” diyorlardı.
Yada hükümet meseleleri konuşulurken baygın baygın bakan gözlerindeki ferfecirlikten ben öyle anlıyordum…
Efendim,
Kayaş yakınlarında bir sebze kamyonu devrilmiş,
Orada bulunanlar ve bizim ünlü sabatayist şeyhülislamımız Ahmet Muhtar benzeri zevatımız, araç devrilir devrilmez içeride canı ile uğraşan şoförü kurtarmak yerine, henüz ezilmemiş domates, salatalık, patlıcan ve biber gibi sebzeleri kasa kasa alarak kendi araçlarına taşımışlar.
Mevzuyu dinleyen diğerleri de,
Tesadüf etmedikleri için sebze yağmasına, başlarından geçen değişik olayları anlatarak teselli bulmaya çalışıyorlar ama, akılları hala sebzelere takılı olarak...
Hatta,
Biriside söz kendine düştüğünde,
Birkaç hafta önce,
Yine aynı yol üzerinde bira yüklü bir kamyon devrilmiş de topladığı biralarla iş arkadaşlarına bir hafta boyunca bira ziyafeti vermişmiş de, onu ballandırarak anlatıyordu…
Huşu içinde, yol tükenmeye yaklaşıncaya kadar dinledim muhteremleri.
Ve sordum!..
Aylardır gelip giderken konuştuğumuz ve uğradığımız ahlak erozyonunun başlıca nedeninin “iman eksikliği” konusunu anlatırken bana,
Çoluğunun çocuğunun rızkını çıkarmaya çalışan kamyoncunun geçirdiği talihsiz kaza neticesinde sağa sola savrulan mallarını yağmalamak,
Onu eve götürüp kendi ailesine nevale yapmak,
Veya,
Üç otuz paraya satıp haybeden gelen kazancı cebe indirmek,
Ve bununla arkadaşlara ziyafet çekmek,
Hangi dinin kitabında yazar, hangi dinin mensubunun imanına sığar?
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Tık yok tabi.
Suçüstü yapılmanın,
Aşağılık yanlarının yüzlerine vurulması,
Olmayan yüzlerini hafifçe pembeleştirse bile,
Aylardır konuşulan iman eksikliği,
Kaybedilen ahlak,
Bu konuda fetva vermeye çalışanları da vurmuştu nihayet.
“Lafa bakılmaz aynası iştir kişinin” sözü de bin süzgeçten geçip tecrübe edildikten sonra söylenmiş.
Ağız başka başka konuşur ama,
Önemli olan kişinin icraatı elbet.