Oradan gelip geçerken trafik sıkışıklığı dikkatimi çekiyordu.
Ama bu kadar değil.
Gazetemiz köşe yazarı Mehmet Balcı’da söylemişti buradaki durumu.
Doğu Caddesi’nden ve bu cadde üzerindeki kavşakta her gün yaşanan trafik çilesinden bahsediyorum.
Ramazan dolayısıyla iftara yakın saatte burada ciddi sorunlar yaşanıyor.
Geçen gün oradaydım ve yaşanan çileye bizzat şahit oldum.
Neredeyse çileden dolayı yaşanan tartışma ve kavganın içinde buluyorduk kendimizi.
Oruç açma saati yaklaşmış…
Herkes yola koyulmuş.
Trafik kavşakta tıkanmış kalmış.
Trafik polisi, az önce olan kazaya müdahale etmiş ve kazaya karışan bir aracın eksikleri nedeniyle çekilmesini istemiş.
Çekici gelmiş ve eski model döküntü bir arabayı çekmeye çalışıyor.
Artık tıkanmış trafik on dakikada mı açılır, 20 dakikada mı bilemem…
Sinirler yay gibi gerilmiş yani.
Herkes birbirine öyle bir bağırıyor ki…
Kimi çekicinin sahibine kızıyor, daha sonra çek, şimdi yolu aç kuyruğu oluştu diye…
Kimi polisi çağırıyor, “Abi bak buraya Allahını seversen, şimdi sırası mı araç çektirmenin…”
Çekicinin sahibi Nuh diyor Peygamber demiyor.
Niye desin bulmuş işi…
Minibüs şoförü ayrı tepki gösteriyor, yolcusu ayrı, taksici ayrı kızgın, yoldan geçen ve seyrederken bir anda kendisini olayın içinde bulunan sıradan vatandaş ayrı tepkili.
Tam bir curcuna yani…
Bu arada gürültüye dayanamayan çekici sahibi, az ötede trafik polisi aracının içinde bağlatmaya çalıştığı araç sahibi ile münakaşa halinde olan trafik polisinin yanına gidiyor.
Polisle beraber geliyorlar aracın ve çekicinin yanına…
Polisin peşinde sürekli itirazlarda bulunan, polise tepki gösteren, “Yangından mal mı kaçırıyorsunuz”, “Sen bana ne mezunu olduğumu niye sordun, bana eğitimsiz mi demek istiyorsun” diyen biri ve onun yanında da birileri var.
polis etrafı şöyle bir süzüyor ve veriyor fermanı, “Çekin arabayı…”
Herkes merakla polisin vereceği kararı bekliyordu, o ana kadar vereceği karar cidden bir fermandı.