Belki ufak, tefek kırıntıları kaldı yüreğimin bir köşesinde ileride unutulmaya mahkum olan....
Şimdi sen istediğin kadar varsın yüreğimde, beynimde... Hep ben acaba beni düşünür mü? bir mektup yazar mı? beni anar mı? aklından bir lahza geçirir mi? diye düşünmekten, sorular sormaktan kendimi alıkoydum,
Artık sana dair düşünceleri zindana attım, ayaklarına prangalar vurdum,haps ettim daralan,sıkışan yangın yerine dönen yüreğime...
Ne senle, ne sensiz olmayacak tam anlamıyla seni unutmadan huzurum, mutluluğum... Belki de senle daha da huzursuz, mutsuz olacağım şu yaşanmayası, kahrolmayası son asrını yaşadığı sanılan fani dünyada...
Sana göre ,bana göre farklı gibiydi düşünceler ,duygular,farklı gibiydi arkadaşlığımız önceleri...
Ben sadece özel, güzel bir arkadaşlık kardeşlik duygularıyla bağlanmak istemiştim sana ...
Bu farklılık, sıra üstü masum hane meşru bir farklılık olmalıydı, benim nazarımda, senin nazarında... yada ben öyle anlıyordum , algılıyordum, zannediyordum bu karmaşık görünen aslında hiçte karmaşık olmayan masum hane,günaha bulaşmamış duygularımı...
Farklıydın, evet farklıydın nazarımda hiç te öylesine sıradan değildin, samimi dostum, arkadaşım olduğunu,özel olduğumu zannediyordum ben hep....sen zaten bana eş olacak yaşta değildin ben daha on sekizimde sen kırkındaydın....Sana hiç aşık, maşuk olmadım ki ben zaten, sen benim olmalısın demedim ki , benim olacağını hiç düşünmedim ki...Müsaade etmezdi zaten böyle bir birlikteliğe,arkadaşlığa inançlarım, ideallerim, fikirlerim...
Sen zaten benden, çok büyüktün belki de evliydin yada değildin..Ben anadolulu bir memur çocuğuydum, bir üniversitede okuyan sıradan bir öğrenciydim .Halim ahvalim, şartlar eşit değildi müsait hiç değildi ben zaten böylesine bir ilişkiye girmez giremezdim ki...
Her zaman seninle olmalıyım, sen benim vazgeçilmezimsin hiç demedim ki ben sana...
Ben sadece sınıf üstü, özel, güzel, içinde haram barındırmayan,harama yaklaşmayan sıra üstü bir arkadaşlık...dertleri ,sevinçleri paylaşacak, birbirinden bir şey saklanmayacak, aranacak, sorulacak, yüzüstü bırakılıp kaçılmayacak , sözünde durulacak, arandığında cevap verilecek, hemen ona dönülecek,bekletilmeyen, gizlisi,saklısı olmayan, birinci sınıf özel,güzel, tüzel bir arkadaşlık, belki de kardeşlik düşlemiştim kendimce... her zaman olmasa bile sık sık hatırlanan,hal hatır sorulan kardeş hane,masum hane bir arkadaşlık....
Defalarca yanılmıştım kahrolmayası fani dünyada, bir kez de senin için yanılmışım ne ne çıkar ki .. Senin zannetmediğin kadar öylesine çok ki öylesine sıradan, öylesine kurulan, öylesine konuşulan öylesine var olan, sadece kimi günlerde hatırlanan her cinsten arkadaşlık ....
Şimdi kalben ruhen manen, ayrıldık işte.Sende benim için istediğin gibi sıradan ara sıra hatırlanan tıpkı diğer her cinsten arkadaşlarım gibi hatırlanacaksın bayramlarda ,seyranlarda işte öylesine..
Ben hiç bir zaman koşmadım hiç kimselerin, ardından...Ben hiç bir zaman koşmadım sevgiye, vefaya önem vermeyen, sözünde durulmayan yalancı arkadaşlıkların peşinden...Benim kaderim niye böyleymiş demedim ki hiçbir zaman...Kadere hiç isyan etmedim ki...sevdim ben hep kaderimi., sevdim ben hep iyi kötü günlerimi...
Şimdi kadere olan inancım bir kez daha pekişti, bir kez daha yerleşti, yüreğimde yaşanan o temiz saf günahsız kısa günlere, düşüncelere hiç küsmeden, hiç darılmadan... Hiç kimselerin kalbini kırmadım ki ... Ah keşke kırabilseydim demedim ki...Hiç kimseler düşmanlık yapamadım ki...İyilikten maraz doğar öyleyse iyilik yapamayayım demedim ki, iyilik yap denize at balık bilmezse halık bilir düşüncesiyle yetiş ki biz, öyle öğrendik anadan,babadan....
Hep iyi, güzel müspet düşünceler sözlerle,eylemlerle geçti şu kısacık ömrüm... Hayatımda hiç sıradan bir küfür,kaba bir söz bile edemedim ki....Hiç ömrümce harama bulaşmadım ki... hiç ömrümde birilerine düşmanlık etmek istesem bile edemedim ki, düşmanlık nasıl yapılır onu dahi bilemedim ki...
Hep sevgi, saygı, hoşgörü diyen bir neslin ferdiydim, vefa bilen, vefa gören , vefa tadan, vefa soluklayan birisi olmaya çalıştım onca istismara,yalanlara rağmen.... Onca yoksulluğa,sıkıntıya rağmen halime ahvalime şükrederek geçmekte benim şu kısa dertli ömrüm...Belki ibadetler tam anlamıyla yapılamasa da, hep onun azminde izinde olmanın gayreti içinde oldu benim ömrüm...
Herkese gülücükler dağıttım, sadaka yerine geçer diye, herkese irili ufaklı iyilikler yaptım kendimce belki de bir sevap alırım ümidiyle....Dualar ettim özel, güzel günlerde kalbimde,yüreğimde var olan arkadaşlarıma, dostlarıma, sevdiklerime...çam sakızı çoban armağanı misali küçük hediyeler verdim, vermekteyim sevdiklerime, dostlarıma...
Sen de isteseydin girebilirdin kalbimdeki dostlarımın, sevdiklerimin en mutena yerine , bana çok uzaklarda olsan bile girebilirdin ama sen bu fırsatı kaçırdın artık...
Hulasası ben hep iyi bir insan olmanın mücadelesi içinde oldum, olmaktayım, ne ben seni ,ne sen beni zaten hiç tanımıyorduk ki...belki de bu mektupla benim nasıl bir insan olduğumu hususunda bir kanaat oluşturabilecek o daracık ne yapacağını,ne söyleyeceğini bilemeyen küçük yüreğinde...
Beni hatırlarmısın diyorsun mektubunda,elbette belki de hatırlayacağım seni de dualarımda bir bahar seher vaktinde sabah namazında, yada bir kış gece vakti, her şeye rağmen tatlı, acı karışık bir hüzünle hatırlayacağım belki de işte öylesine...