Hasta adamın toprakları, bu gün aralarına girmeye çalıştığımız Avrupalılarca taksim edilmek isteniyordu… Bu güçlerin arkasında da, şimdiki müttefikimiz ve stratejik ortağımız, sinsi düşman, ABD vardı.
19 Mayıs 1919 da büyük önder Mustafa Kemal Samsundan söyle seslenmişti ulusuna;
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. o satıh bir vatandandır. Vatanın her karış toprağı kanla sulanmadıkça terk edilemez” demişti.
Vatan terk edilmedi, Milletin kaderini, Milletin azim ve karar belirledi…
29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilanı ve Lozan anlaşması ile ülkenin tapusu kesildi.
Sıcak savaşın yerini, ekonomik savaş almıştı. Yurdun her bir köşesinde fabrika bacaları yükseliyordu. Eğitim seferberliği, kalkınma seferberliği başlamıştı.
Ülkenin dört bir yanı demir ağlarla örülmüştü.
Türk Milleti, Mustafa Kemal’in önderliğinde çağdaşlığa doğru adım adım ilerliyordu…
Ülkenin dört bir yanına çiviler çakılıyor, her çivinin üstünde ya bir ilk okul, yada bir fabrika yükseliyordu… Anadolu uyanıyordu, Anadolu şahlanıyordu…
Durmadı emperyalizm, durmadı batı… Haçlı orduları değişik gelmeye başladı…
Anadolu, küçük Amerika olacaktı… 1945 sonrasının Amerikancı siyasetçileri öyle diyordu…
Ne küçük Amerika olduk, nede umduğumuz bulduk. Kaybetmeye başladık her geçen gün.
Beterin beteri vardır. 12 Eylül sonrasında “ Bırakınız yapsınlar, bırakınız satsınlar” sloganı ile çıktık yola… Ulusal varlıklarımızı, Özallaştırmaya başladık. Özallaştırırken, başladık kapılarına kilit asmaya…
Uzun lafa ne gerek. Gele gele bu günlere geldik. Amerika buyurur, biz yapar olduk.
AB. nin kapısındaki nöbetimizi, hiç aksatmaz olduk.
En önemlisi: Hiçbir eser yaratmadığımız halde, büyük eserler yarattığımız sanmaya başladık.
Sayın Başbakanımız, son günlerde muhalefete yüklenirken, bilhassa CHP yi kastederek devamlı şöyle diyor: “ Onların bu ülkede çakılı bir çivisi yoktur” Birkaç yerde de:
“ Eşek ölür semeri kalır- İnsan ölür eseri kalır “ sözünü çok kullanmaya başladı.
Doğrudur; İnsanlar bıraktığı eserlerle anılır.
Sayın Başbakana sormak lazım. Bu ülkenin Sümerbank denen bir kuruluşu vardı, kimin eseriydi, şimdi ne oldu? Bu ülkenin şeker fabrikaları vardı, nereye gitti?
Tekel en büyük kuruluşlarımız arasındaydı, şimdi kimin elinde? PTT ne zaman kurulmuştu şimdi kimlerin eline kaldı? Limanlarımız, hava limanlarımız ne halde?
Çimento fabrikalarımız, Demir Çelik işletmelerimiz ve diğerleri, hangi birini sayayım?
1923 ten 1950 yılına kadar ortaya çıkan eserleri 1980 den bu yana satıyoruz, hala bitiremedik. 1950 sonrası CHP iktidar olmadı, yarım yamalak koalisyon ortağı ile de eserler yaratılamadı. İktidar muhalefet sürtüşmesi olmaz değil, olur, ama geçmişi eleştirirken de, biraz insaflı olmak gerekir. Taş üstüne taş koyma, geçmişin eserlerini satmakla bitireme, ondan sonra da, kalk geçmişi “ Eşek ölür semeri kalır – İnsan ölür eseri kalır” sözü ile eleştir. Geçmişin eserleri ile bu günlere geldik.
İki tünel açmak, 300-500 kilometre duble yol yapmak insana ekmek vermez aş vermez.
Baca lazım baca, tezgahlar çalışmalı, üretim yapılmalı üretim… Hazıra dağlar dayanmaz.
Hangi ulusal varlığımız kaldı satılmadık. Batı emperyalizmi oyununu güzel oynuyor.
“ Kim kazana, kim sata” Onlar eserleri ile anılacak, sizler sattıklarınızla anılacaksınız.
27 yılda yaratılan eserlerin bir tekine eş değer bir eseriniz varsa! Hodri meydan…