Yalnızlığında boğulurken bir çırpıda kalabalıklaşan ve her adımı ile de büyük bir zenginlik yaşayan insan…
Aşağısı yukarısı yoktur insanın…
Yakını ya da uzağı vardır.
Yalnız etmeyen, yalnız bırakmayanı vardır.
Zaman zor zamandır.
Senin için değilse bile ihtiyaç duyulan için zordur zaman…
İnsan…
Nerede olursa olsun insan…
Bir dostu aradığınızda, ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda bulmanız ne güzel…
Sizin zor anınızdır.
Başkaları için kolay olanlar kimi zaman sizin zor anınızdır.
O anınızda başvuracağınız kimseyi düşünmekte zorlanırsınız.
Kimse size yakın olan o olur aradığınız.
Bulmak ne güzeldir.
Bilmek ne güzeldir.
Ve öyle biri ile yakın olmanın hazzını sevgisini ve sevincini yaşar insan…
İnsan…
Yalnızlığında boğulurken bir çırpıda kalabalıklaşan ve her adımı ile de büyük bir zenginlik yaşayan insan…
Aşağısı yukarısı yoktur insanın…
Yakını ya da uzağı vardır.
Yalnız etmeyen, yalnız bırakmayanı vardır.
Zaman zor zamandır.
Senin için değilse bile ihtiyaç duyulan için zordur zaman…
Sınırlarını zorladığında kaybetmeyeceğin biridir bu zamanın sahibi…
Birine ‘dostum’ dediysen eğer, o dostluğunu yürütmek, adımların ile o dostluğa ermek gerekir.
Düne kadar tanıdık bildiklerine sırtını dayayabileceğin gerçeğine ermek ise daha büyük bir erdemdir.
Kazanmaktır iş…
Kaybetmek değil.
Zor olanı yapmak ve zordayken el olmak, kol olmak…
Ruh olmak, beden olmak…
Zamanın içinde yer alıp ta zamanın ötesine doğru uzanmak…
Ya da zamansız bırakmak gibidir uzanan el.
Keskin bir memlekettir.
Benim memleketim.
Dosttur Keskin…
Varılır gidilir görülür Keskin…
Keskin mehlemdir kimine, kimine bir bıçaktır.
Ama değerdir.
Anlamasını bilene…
Kavramasını bilene…
İnsanın insana, insanlığa olan hasretinin son bulduğu yerdir, zamandır, andır en önemlisi…
Ne güzelmiş özlemek…
Ne güzelmiş düşünmek…
Ve de ne güzelmiş bir yerinden tutulup ona yakalanmak…
Dün önce yüzünde belli bir gerilim olan dostumun, sonradan yüzüne yansıyan mutluluktur, huzurdur.
Nerden çıktı bu yazı biliyor musunuz?
İnsanın insana olan ilgisi ve saygısından çıktı.
Seçimdi, siyasetti, anlatmaydı, kavramaydı, yapmaktı yapmamaktı değil…
Yalnızca insanı anlatmak istedim.
İnsanlığımızı yazmak ve paylaşmak istedim
Zordur bugünlerde bunları dile getirmek…
Ama adam olup, adamca başlamak ve adamaca yürümek gerekir…
Sırtımızı yasladığımız, güvendiğimiz ve sevdiğimiz birinin vereceği huzura o kadar muhtaçmışız ki, onu duyunca coşkuya kapıldık.
Sevmek budur.
Saymak budur.
Gerisi laf-ü güzaf