“İt ürür, kervan yürür…”
Dedi mi,
Demedi mi…
Dediyse,
Derhal özür dilesin!..
Demediyse bu laf durdu durdu nereden ve neden bu gün ortaya çıktı?
falan falan falan….
Günlerdir cadde ve sokakta,
Hatta,
Üstüne elzem olmayan!,
İki kişinin bir araya geldiği her ortamda temcit pilavı gibi bu konu konuşulmaya devam ediyor.
Etkili, yetkili ve sorumlu olanlardan ise çıt çıkmıyor.
Gündemi takip eden bilir;
Mesele,
Kırıkkale’mizin, “milli eğitiminden” sorumlu müdürünün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramının sene-i devriyesinde, bu bayramın kutlanmasına sebep olan ulu önderimiz Mustafa Kemal’in resmini tören alanına astırmadığını gören duyarlı bir vatandaşın tepkisi ve sonrasında gazetelerin hadiseyi manşetlere taşıması ile ortaya çıkmıştı…
Ve bu köşeden bizde müdür bey efendinin kendisini siyaseti bırakıp, önce asli işini yapmaya davet etmiş, ardından geleceğin büyükleri olan Kırıkkaleli gençlerimizin eğitim seviyesinin Türkiye genelinin neresinde olduğunu sormuştuk…
Özrü kabahatinden büyük derlerya hani,
Hazret,
Bunlara cevap vereceği yerde,
Yapılan menfur kabahati! Yaptığı basın toplantısı ile vali yardımcısının üzerine yıkmış ve ardından bu hadiseyi eleştiren kim varsa (özel-tüzel) hepsini içine alacak şekilde ( MHP il başkanı, DP merkez ilçe başkanı, DSP il başkanı, CHP il başkanı, Atatürkçü Düşünce Dernek Başkanı, ve bilumum gazete ve gazeteciler) patenti biz Türklere ait olan “it ürür, kervan yürür” ata sözü ile eleştirmişti
Müdür efendi kavgada bile söylenmesi sakıncalı bu ata sözü ile
Kervan derken, eğitim sistemi, okullar ve öğrencileri,
Her kervanın bir kervancısı olacağına göre, kendisini de kervancı yerine koyduğunu anlatmak istiyordu herhal.
İt’ ise,
Kervancı efendinin uygulamalarını eleştiren bizler, yani yukarda saydığım tüzel kişiliklerin başındaki insanlar oluyor!!!
Yazık!..
Seksen senede İnönü’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da baş açık ayak yalın soba boruları ile kurduğumuz ve emperyalizme karşı dünyanın ilk ulusal kurtuluş savaşını vermiş koskoca cumhuriyetimizin geldiği noktaya bir bakın…
Cumhuriyet Türkiye’sinin bir müdürü önderinin resmini asmayı savsaklıyor, ve ardından neden asmadın diyenleri “İT” likle nitelendiriyor…
Hem de en tepe noktada olan bir eğitimci…
Uzun söze gerek yok...
Dediydi demediydi diye tartışmaya da…
Biz biliyoruz ki günümüzde siyasetçiler, ağızlarından pırtan istenmeyen kelimeleri daha sonra inkar ederek işin içinden sıyrıldıklarını sanıyorlar.
Müdür efendi de asli işini unutarak siyasete soyunduğuna göre, onlardan pek farkı kalmıyor.
Muhakkak ki,”Kötü söz sahibinin dir”
Lakin,
Kendisine buradan bir kez daha sormak istiyorum.
Siz gelinceye kadar Kırıkkale FEN lisesi Türkiye sıralamasının üçücüsü iken, bu gün ellili sıralara indiği doğrumudur?
2004 yılında ilk mezunlarını veren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi aynı yıl mezun ettiği öğrencilerin nerdeyse tamamını üniversiteye yerleştirir ve ülke birincisi olurken, bu gün aynı lisenin eksik öğrenci ile öğrenime devam ettiği, buna rağmen yinede istenilen üniversiteye öğrenci yerleştiremediği bilginiz dahilin demi?
Bir zamanların efsanevi okulu Kırıkkale lisesinin derslerinin çoğunun boş geçtiğinden haberdar mısınız?
Okullarımızın çoğunun hijyenlikten uzak, tuvaletlerinin aktığını, sıraların yeterli gelmediğini, öğrenci taşımakta yaşanılan keşmekeşliğini biliyormusunuz, öğretmenlerin yaşadığı sıkıntıları gidermek için ne gibi çalışmalarınız var?
Kapı kapı dolaşıp topladığınızı söylediğiniz 30 bin kitabın okunması için nasıl bir proje ürettiniz?
Daha sorayım mı?
Siz öncelikle bunlara cevap verin…
Yoksa biz kimsenin Atatürkçülüğünü falan sorgulamıyoruz…
Daha önce sayın Necmettin Erbakan’ında, sayın başbakanımızın da Atatürkçülüğünü sorgulamamıştık, sizinkini de sorgulamıyoruz…
İt ürüyor,
Ama belliki bu kervan, sizin kervancılığınızda hiçte yürüyor gözükmüyor…