daha önce yazmıştım.Çok partili hayata geçtikten sonra oluşan tarihimize bakarsak demokrasimizin “darbeli demokrasi” olduğunu görürüz. Bunun için bir yazımda “darbeli demokrasiyi değil darbeli matkabı severim” demiştim.İyi delici olanlara Blac Dekker markasını önermiştim.Bendenizin huyu kurusun; İsmail Kısabacak ağabeyimiz iyi mala vuranlar derneğini kurarken bu konu geçmişti. O iyi mala vuranları bir araya getirerekten demokrasimize bir sivil inisiyatif kazandırmaya çalışmıştı.Bendenizde iyi deliciler birliğini organize etmeye çalışıyorum.Darbeleri belli aralıklarla eşit ağırlıkta vurmak lazım geldiğini edindiğimiz deneyim sonucu biliyoruz.Bu deneyimi gençlerimize aktarmak boynumuzun borcu olmuştur. Lütfen kabul buyursunlar efendim.
Biliyorsunuz bizdeki darbelerde hep eşit aralıklarla yapılmıştır. Bu durum bir deneyimin sonucudur.Açık oy gizli tasnif ile oyların başka yöne kaçması önlenmişti,sonra darbeler arka arkaya gelmişti.
Elbette önlem alınacaktı. Yoksa dünya meşgalesi ile kızına sahip çıkamayan baba durumuna düşülürdü. Kız ya davulcuya ya da zurnacıya kaçardı. Çok sıkıştırırsan İskilip zurnasının bile kar edemeyeceği anlar olurdu. Zurnanın armut ya da erik ağacından yapılmış olması önemli değildi. Zurnacı kaydayı tutturamadı ise, ritim ve ahenk oluşmazdı .Davulcunun eşit aralık tokmak vurması kar etmezdi.
Bakın tekaüt müddei umumimiz asıl möhim olan önlemi keşfetmişler.Bunun üzerinde çok durmalıyız. Biliyorsunuz şu ana kadar sunduğumuz eğitim ile bunu başaramadığımız görülüyor.
“Halkın eğitilmesi lazım. Yurttaşları, Türkiye'ye kimlerin zarar verdiğini anlayacak duruma getirmeliyiz" Adam tekaüt olmasına rağmen kalan ömrünü yine vatanın selameti için harcıyor. Her ne kadar verdiğimiz eğitim sistemini beğenmese de “zati alileri “( sayın Kısabacak ‘ın kulakları çınlasın kendileri de bu sözü çok kullanır.) de bu eğitim sistemi içinde yetiştiler. Demekki sistemimiz çok iyi çalışmaktadır. Sistem aynı sistem!
Okumaya devam : Ali uyu uyu ,yat uyu. Ayşe ip atla. Çoban koyun bekle . Sen köylüsün köylü kal. Sakın şehre inme. Gerçek müstahsil köylüdür. Vatan size minnettardır.Köyden indim şehre şaşırdım birdenbire.
Halkımız evde baba sözü dinlemeyen hırçın ve sabırsız kız gibi yaramazlık yapmaktadır. Geçirdiği onca darbe deneyimine rağmen hala akıllanmamıştır. Kanının son damlasına kadar savunduğu vatanı bazen müddei umuminin kızdığı adamları seçerek tehlikeye düşürmektedir. Halkımız her darbe sonrası yapılan seçimlerde darbeci jakobenlerin sevmediği adamlara oy vermişlerdir. Sadece şapkasını alıp kaçan adamı tam yedi defa işbaşına getirmiştir.Kenya fatihimizde dört defa gelmişti!
Sandıksal bir demokrasiyi benimsediğimize göre başka nasıl bir önlem alınabilir?
Bunu Avrupalı jakobenlere mi sorsak yoksa doğulu Marksist diktatörlere mi şahsen bendeniz bilemiyorum.
En iyisi Mübarek Hüsnü’ye sorsak daha iyi olur.
Ama adam Arap olduğu için aklı yoktur. (aklı olsa saçının dağınıklığını düzeltmek için kullanırdı.)
Bakın müddei umumimiz buna da çare bulmuşlar.”Her ülke kendi çaresini kendi bulmalı” diyorlar.Her kavramı kendimize göre tanımlamamız lazım gelir.Demokrasiyi, laikliği,çok partili hayatı ,seçim sistemlerini her şeyi kendimize göre tanımlamamız lazımdır. Bu günler tam zamanıdır işte size inci değerinde bir tanım:
” Laikliğin evrensel bir tanımının olmadığını ve olamayacağını , her ülkenin kendi şartlarına göre değişen bir laiklik anlayışı vardır.” Nasıl sizce ? Çok güzel bir tanım. Beğenmeyen Arabistan’a gitsin.
Sayın müddei umuminin sözü ile sizi uyarıyorum. "Türkiye'de biz hayır dedikten sonra toplumsal uzlaşmayı nasıl bulursunuz?" Bulamazsınız . Sizi Mozart’ın 10. senfonisi de kurtaramaz.
Demokratik mücadelede ivme kazanmak ve elitlerin dediğinin olduğu değil ,sıradan insanlarında taleplerinin dikkate alındığı açılımları yapacak olanlara Allah sabır versin.
Demokrasi yolu ince ve uzun . Daha çok gideriz bu kafa ile