Hepimizi derinden yaralayan ve on binlerce insanımızı yutan 1999 İzmit depreminden sonra zor gün dostu KIZILAY derneğinin içine şöyle bir dalmıştım…
Karınca kararınca elimizden ne gelirse insanımıza nasıl yardımcı olabiliriz diye.
Aman Allahım! Birde ne göreyim..
Bizim bildiğimiz, milletinin kara gününde yanında olduğuna inandığımız ve bu amaçla 1800 lü yılların son çeyreğinde kurulan Hilal-i Ahmer cemiyeti, vakti zamanında oraya girmiş üç-beş ailenin babasının çiftliği…
O, kızını,
Beriki oğlunu,
Diğeri yeğenini,
Hiçbir şey bulamazsa, tüm köylüyü doldurmuşlar o güzide kurumun içerisine.
İşe göre adam değil, adama göre iş yaratmışlar…
Ve o günlerde,
Daha üstlerine giderseniz,
“sende kimsin” diye karga tulumba atıyorlardı dışarı…
Epeydir yokum o kurumun içerisinde ama şimdilerde de değişen pek bir şeyin olduğunu sanmıyorum.
Çünkü,
Bu hükümet başı koparıp aldı lakin, gövde hala içerde.
Sadece Kızılay derneğinde mi akraba veya hemşeriyi koruyup kollamak.
Yooo!..
Ne münasebet…
Şu an Türkiye’nin bütün kurumları böyle.
Gidin dış işlerine,
Herkes birbirine akraba.
Ya kız almışlar, ya oğlan vermişler…
İç işleri öyle…
Bir ailede yapılan tüm imtihanları kazanmış ve o kurumda iş başı yapmış on tane adam olurmu?
Ama olmuş!..
Kültür,
Milli eğitim,
Devlet bankaları,
Diyanet işleri,
Hepsi, ama hepsi böyle…
Daha mı olmadı,
Yani oğlan uşak yokta illede birine sırtınımı dayamak istiyorsun.
O zaman da devreye damatlar giriyor…
Her işe yetişen,
Kayın babasının yanından ayrılmayan,
Hatta ona çelikten bir zırh olmayı kabullenmiş damatlar!..
Doğruluk,
Dürüstlük,
Liyakat,
İş bilirlilik,
Tahsil,
Kültür mültür hak getire işe girebilmek için…
İllaki kan bağı olmalı, gerisi lafı güzaf…
Bence,
Onca insanı her türlü masrafdan,
Ve,
Zaman israfından kurtarmak için işe alımlardaki imtihanları kaldırmalılar.
Nasıl olsa,
İmtihan komisyonunun içerisinde ağabeyiniz,
Dayınız,
Amcanız, yada bir yakınınız yoksa, ağzınızla kuş dahi tutsanız, herhangi bir devlet kurumunda işe girmeniz mümkün değil.
Daha geçen hafta Bahşılı belediyesine alınacak memurlar için yapılan sınavda kazandığı söylenen isimlerin hepsinin birbirine akraba olması tesadüf mü?
Neden kimsenin aklına imtihana girecek bir insan varsa, onun birinci dereceden akrabası “komisyon başkanı olamaz, olmaz” demek gelmiyor!..
Memleketimizde çark böyle dönüyor anlaşılan.
Sen benim işime karışma, bende seninkine..
Hocanın oğlu hoca,
Polisin oğlu polis,
Belediyecinin oğlu belediyeci olacaksa,
Yapıldığı söylenen seçme sınavlarını hep bunların çocukları kazanacak diğerleri geri zekalı muamelesi görüp elenecekse, biz sıradan vatandaşlar neden hala bunların “değirmenine su” taşıyıp dururuz,
Anlamak mümkün değil…
Hani,
“hattı müdafaa yok sathı müdafaa vardı”
hani,
bütün yurttaşlar devlet nezdinde eşit haklara sahipti…
ne oldu bizim eşitlik ilkemize?
Biz soruyoruz,
Sorumlu olanlarda en tepeden bizimle beraber seyrediyorlar…
Dediğim gibi…
Kaldırın bari bu imtihanları da, insanlar rahat rahat yakınlarını işe alsınlar.
Bizim bebelerde geri zekalı muamelesi görmekten bu şekilde kurtulmuş olurlar belki…