İsterseniz bir düşünün geçmiş yıllarda, yakın tarihimizde ne zaman ülkemize dair ümidimiz çiçeklerimiz açacak olsa, halkın çoğunluğunun istediği şeyler oluşmaya başlasa buna hiçbir suretle uzun vade de izin verilmiyor...
Hatırlamanızı isterim, Merhum Adnan Menderes’li yılları, Süleyman Demirel’in ilk iktidar yıllarını, ihtilal sonrası Özallı yılları ve devam eden Tayip Erdoğanlı yılları elinize vicdansıza koyun düşünün...Eksik gedik yanları olsa da Ülkede her alanda imkanlar dahilinde bir takım iyileşmeler, gelişmeler, görülmedi mi?
Tek başına iktidar dönemlerinde hemen her alanda olumlu gelişmeler olmuştur.Ancak her nedense tek başına iktidar dönemleri ülkemizde uzun sürmemiştir.Tek başına iktidar dönemlerini çoğunlukla orta kesim, orta direk diyebileceğimiz,sessiz çoğunluğun sesi sandıklara yansıyarak, iktidarı belirlemiştir.
Tek başına iktidar dönemlerini bu ülkeye orta halli, orta direk diyebileceğimiz kesimlerin teveccühünü kazanarak iş başına getirmiştir.
Ancak işte bu kesime, birileri ortaya çıkarak çok rahatlıkla, bidon kafalı, sıkma başlı, göbeğini kaşıyan adam gibi çeşitli deyimlerle aşağılayabiliyor...yada sizin oyunuzla benim gibi mürekep yalamış tahsilli birisinin, dağda koyun güden çobanın, oyu eşit olmamalı diyor!
Halbuki Büyük önder ATATÜRK’ün ifadesiyle köylü milletin efendisiydi...Köysüz, çobansız, çiftçisiz bir millet düşünelebilirmiydi?
Aslına bakarsak ,Ülkemiz köylü bir toplum, bu acayip sözleri onlara, bizlere reva görenlerin kökenlerini araştırsak onlarında oralardan geldiği büyük ihtimalle ortaya çıkacaktır...
Şayet onlarda köylerden kentlere gelmişlerse kökenlerinde köylülük varsa hayatını kendileri kazanan , üreten, geçim derdinde olan bu insanlardan ne isterlerdi ki....
Bu ifadelerden anlaşılıyor ki, ellerinden gelse, imkanları olsa, bu kesimin seçimden seçime kullandıkları en tabi hakları olan oy hakkını da ellerinden almak istiyorlardı...
Mal, mülk zengini, refah içinde yaşayan bu insanlardan ne fukaraca söylemlerdi bu söylemler... doğrusu bu tür söylemleri insanın havsalası almıyor...
İşte geçen günlerde televizyon ekranlarında izlemiştim...Bir tanesi yanında temizlikçi olarak çalıştırdığı kadının iktidar partisine oy verdiğini öğrenince kadının işine son verdiğini övünerek anlatıyordu...
Diğer bir tanesi başörtülü kızların, güzel giyimlerinden başı dik yürümelerinden ne kadar da rahatsız olduğunu ifade ediyordu...
Ne denilebilir ki bu tür söylemlere....
Aslına bakarsanız, hep aynı zihniyet, hep aynı düşünce, yıllar var ki hiç değişmediler hep yukarıdan baktılar kendilerinden maddeten aşağıda olanlara...Halbuki hepimiz aynı yolun yolcusuyduk, yoktu birbirimizden ciddi anlamda bir farkımız...
Bilmem ki... bilmezler miydi, üstünlüğün aslında takvada olduğunu...Eğer ki mesele üstünlük meselesiyse üstünlüğü belirleyici unsurların içinde giyimin kuşamın, dil kırdırmanın, paranın pulun, malın mülkün hiçbirinin üstünlüğü belirleyici olmadığını...
Halbuki anlayabilselerdi, hiç birimizin birimizden farkının olmadığını...
Halbuki anlayabilselerdi söz konusu kesimin geçim telaşı içinde olduğunu...
Halbuki anlayabilselerdi, hepimizin bir çok, bir etrafında döneleyip durduğumuzu....
Hepimiz yaratanın bir olduğunu, hepimizin bir tek Türkiye’mizin olduğunu...
Hepimiz her şeyden önce insandık...ve bir çok birin etrafında hep beraberce döneleyip duruyorduk ve hep beraberce aynı kaderi paylaşıyorduk...
Keşke diyorum, keşke herkes bir başkasını kendi konumunda, kendi durumunda kabullenebilse ve herkes karşısındakine her şeyden önce bir insan olarak görebilse, en azından saygı gösterebilse...
Şu günlerde ülkemizde çok önemli vakıalar cereyan ediyor...Bir çok mesele var, şöyle olursa böyle olur gibisinden bir dünya yorum yapılıyor ülkenin içine düştüğü duruma...
Ve anlaşılıyor k, herkesin, herkesimin bir hesabı var ....
Ancak bildiğim bir tek şey var ki mutlaka RABBİN de bir hesabı var...
Çünkü en büyük hesap yapıcı RABBİMİZ dir.
Her kim ne hesabı yaparsa yapsın eğer ki bu işin sonunda sandık varsa, ve sandıkta verilen oylar ülke yönetimini belirleyecekse, bilinsin ki bir çoklarının hesabı tutmayacaktır...
Yok eğer başkaca hesaplar varsa ki o hesapların altında kim bilir bu hesapları yapanlarda kalabilir...
Keşke diyorum, hepimizin canından aziz bildiği Ülkemizi şucu, bucu demeden, ayrım yapmadan ülkenin istikbalini, birliğini, dirliğini, huzurunu bozmadan hep beraberce yaşayabilsek....
Bugün iktidarda falanca parti vardır, yarın filanca parti olacaktır...
Keşke diyorum, yönetime gelmek isteyen partilerin çok çalışarak halkın gönlüne girerek, halkın isteklerini yerine getirerek ve hiçbir yerden medet ummadan seçimle, sandıkla yönetime gelmeye çalışsalar...
Yılar var ki belki asırlar var hep keşkelerle bu günlere geldik...Ve keşke demeye yıllarca devam edecek gibiyiz...
Elbetteki hepimiz, Ülkemiz için hayırlı olanı nasip etmesini, her anlamda refaha erişsin istiyor...
Ve yarınlarımızda, Milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, pergel misali bir ayağı Ana doluda, diğer ayağı dünyanın her bir yanında olan bir geleceği Allah bizlere de nasip etsin...
Bizimde baharımız olsun, hiç solmayacakçasına umut çiçeklerimiz açsın, ülkemizde yaşayan tüm insanlarla birlik içinde, dirlik içinde zenginiyle, fakiriyle, elele, gönül gönüle yaşasın...
Her bir yanda sevgi, hoşgörü türküleri söylensin...Ülkemizin herkesiminden her insanıyla asgari müştereklerde birleşerek TEK TÜRKİYEMİZ de bir çok teklerin izinde yaşayalım istiyoruz...