Halbuki bir çok arkadaşım tarafından benden beklenen gündeme, siyasete yönelik yazılar kaleme almam…Ama her nedense kimi zaman gündeme dair değerlendirmeler yapsam da aslında siyasi mevzulara hiç girmek istemiyorum…
Ancak kimi zaman doğrusu buna heves ettiğim oluyor, ancak siyaset üzerine yazdığım yazıları benden başkası okumuyor, çünkü o yazıları yayınlamak içimden gelmiyor.Daha çok bir çayocağında, yada bir dostun bürosunda siyaset üzerine değerlendirmeler yaptığımız oluyor...
Televizyon ekranında gezinirken bile eski günlere dair televizyon dizileri, sinemalar ilgimi çekiyor…Mesela son zamanlarda ilgimi çeken Hatırla sevgili dizisini ciddi anlamda takip ediyorum…Hatta bu diziyle ilgili iki tanede izlenimlerimi anlatan yazı bile kaleme almışım..
Evde elimde kumanda o kanaldan bu kanala savrulurken, Kemal Sunalın defalarca izlediğim o espri, incelik dolu filmlerine takılıp kalıyorum…Mazici ruhum çocuklarıma da sirayet etmiş olmalı ki, onlarda hemen kumandayı elimden alıyorlar burada kal diyorlar…
Hülya Koçyiğit’ in, Türkan ŞORAY’ın, Ediz HUN’un sevda yüklü, hüzün dolu, filmlerine takılıp kalıyoruz ailece…
Belki! defalarca seyrettiğim filmleri tekraren hep birlikte izliyoruz hüzünle, gözyaşları arasında…
Maziye dair her şeyi seviyorum, eski kitaplarımı, liseli yıllardan kalma şiirlerimi, hatta ders notlarımı gözden geçiriyorum…Sanat okulunda çizdiğim üç görünüşlü, altı görünüşlü çizimlere gülümseyerek inceliyor, nasılda çizmişim bunları diyorum…
Yaşını, başını almış, tecrübe dolu ihtiyar ak saçlı , ak sakallı, nur yüzlü birini görsem, onunla aynı ortamı paylaşsam, içimi bir sevinç, huzur alıyor…O insanlara karşı daha fazla ilgi duyuyorum..
Onlarla maziye dair konuşmak, sohbet etmek bana moral veriyor, yüreğime sürur veriyor…
Hey gidi günler, çocukluk yıllarımda bizim mahallemiz gibi, bir çok yazımda, yada çocukluğuma, gençliğime ait şiirlerde beni hep maziye götüren yazılar, şiirler kaleme almak, yazmak istiyorum…
Mazi üzerine bilmem ki bu kaçıncı yazı...Söz verdiğinde sözünde duran, güven veren sözü özü bir olan insanlara karşı bir özlem var ki yüreğimde işte tüm bunları günümüzde bulamamanın özlemi yansıyor aslında satırlarıma…
Eski telefonuma halen kullanıyorum, eski takım elbiselerimi giyme arzusuna engel olamıyorum … eski günlerdeki bayramlar aklıma geliyor tebrik kartlarını özenerek yazar, sevgimizi, saygımızı, hürmetimizi gönderdiğimiz tebrik kartıyla ifade ederdik…işte o yıllarda şahsıma gönderilmiş eski tebrik kartlarını bilmem kaçıncı kez okuyuşum…
Hasılı, sevgili dostlar maziyle yaşama, maziyi yazma eskici ruhum dan kaynaklanıyor…Her kim ne derse desin düne vefa duymaya, anmaya devam edeceğim...Ve kendi kendime Ah! Benim iflah olmaz eskici, vefalı ruhum diyeceğim can bedenden çıkana kadar..