Bu işlerle doğrudan ilgilenmese de iş üstünde herkesin bir türkü tutturduğu olur.Tatlı hülyalara dalar. Derdini unutmak, gönlünü avutmak,aşkını duyurmak için söylenir durur.Sonra bu söylemler bütün vatan sathına yayılır.Nesilden nesile dolaşır durur.Halk türkülerimiz sanat yüklüdür.Sözlerinde derin anlamlar saklıdır. Öyle yeni yetme , zıpçıktı,çağdaşlaşmacı şairler gibi birkaç devrik cümleyi alt alta getirip şiir yazmaz, söz söylemez.
Yeni nesil gençlerimiz nedense halk türkülerini mırıldanmaz da, zıpçıktı sanatçı bozuntularının seslendirdiği parçaları mırıldanırlar. Aşkı ifade etmek için öyle sanat yüklü türküleri ne diye mırıldansınlar?Şarkı sözüne bir bakın hele.”Akşamları gel bana börekler açarım sana.”Daha sonra ne naneler yiyecekleri malum gibi görünüyor.Geniş aile yapısı hızla değişti.Çekirdek aileler bile parçalanıyor. Ekonomik özgürlüğünü kazanan gençler hızla ailelerinden ayrı yaşamak istiyorlar.Rahat börek açmak için değil tabiî ki.Nane yemek için.
Şimdilerde yarı Türkçe yarı İngilizce şarkı sözleri ile sahne alıyor yeni yetmeler.Araklama ritimli müziklere söz uydurup arzı endam ediyorlar. Erkeği,kadını sahnede adeta tepiniyor. Birçok yetişkine göre yapılması ayıp sayılabilecek hareketleri sahnede herkesin huzurunda sergilemekten çekinmiyorlar.Birçok mahrem yerlerini aleni vaziyette açıyorlar birbirlerine sarılıp dans ediyorlar. Seyirci taifesini transa geçirip eşek gibi anırtıyorlar.
Pantolonu, müziğin ritmine uyarak tepinmekten belinden düşmüş kalçaları kameralara yakalanmış genç kızımız. Sahneye çıkmak istiyor.Mümkün olsa kahramanımıza sarılıp derin derin öpecek.Bunu yapamadığı için avazı çıktığı kadar aşağıdan bağırıyor.Cinsel tercihleri ne olduğu tam anlaşılamayan , büyük olasılıkla homo olan sanatçı bozuntusu eğilerek kızımıza bir öpücük veriyor. Ne büyük mutluluk değil mi aziz okuyucularım.İşte sanatçı ile hayranları böylelikle yakın temas sağlıyorlar.Sanat dediğin böyle olur!Yine de kızımızı Allah korumuş. Öpüşme yoluyla aids bulaşmamış.Gerçi bizim zibiti erkeklerimizi ve kızlarımızı aids etki etmiyormuş. Kim korkar hain kurttan? Bardon aidsten.
Eskiden sesine hayran olduğumuz Nezahat Bayram,Bedia Akartürk,Zehra Bilir,Hamiyet Yüceses,Müzeyyen Senar hanımefendiler gerçekten de hanım efendiydiler.Hele o devrin erkek sanatçılarından Bir Nida Tüfekçi,Şahin Gültekin ;Ahmet Sezgin ,Ümit Tokcan ve diğerleri de tam bir beyefendi idiler.Hepsinin sesini radyoda duymak bile ayrı bir zevk verirdi.Hele Anadolu turneleri bir bayram havasında geçerdi.Özel yaşantılarında topluma ters düşecek bir durumları yoktu.Şimdilerde homoseksüel, eşcinsel ,lezbiyen sanatçı bozuntuları ekranları kirletmekle kalmıyorlar aynı zamanda gençliğimizi ,yani geleceğimizi kirletiyorlar.Bunlara bu yaptıklarının ahlaksızlığın dik alası olduğunu kim hatırlatacak acaba?
Nerede o eski türküler? Sevgilinin yanağını güle,dudaklarını kiraza benzeten türküler?Nerede o servi boylu, al yazmalı, alma yanaklı kızlar?Nerede dizi yere değende deprem etkisi yaratan efeler, nerede Karadenizin hırçın dalgaları, bizim uşaklar?Nerede mertlik diyarı Erzurum’un Dadaşları,sekiz köşeli şapkaları ile bizim çilekeş gakkoşlar?
Devir değişti.Zıpçıktı sanatçı bozuntuları meydanı doldurdu.Onları seyredenlerin aklı başka yerde.Ebeveynler çaresiz. Tam bir imtihan ortamından geçiyoruz.
Yinede moralinizi bozmayın sizin için bir türkü de ben uydurayım. Bakalım beğenecek misiniz?
Mavi yelek mor düğme,
Sevindim gördüğüme.
Köprüden halat koptu,
Eniştem beni öptü.
Seda,Seren sevişti,
Kültürümüz gelişti.