Türk insanı abartıyı seviyor.
Hemen her konuda abartılıyız.
Her konuda…
Mesela bir tartışmada uzlaşma aramak yerine baskın çıkmaya çalışıyoruz.
Bu bir abartı.
Eleştirilerimiz genellikle baskın çıkmaya yönelik.
Abartı yani…
AK Parti’ye yönelik kapatma davası var.
Bence bu kadar büyütülecek bir hadise değil.
Hem iktidar kanadından hem de muhalefet ve basından çok büyük abartılar görüyoruz.
Kapatılırsa kapatılsın.
Kapatılması demokrasi açısından yanlış olabilir ama bu kadar abartarak ekonomiyi bile sıkıntıya sokmaya değmez.
Nasıl olsa bir hal çaresi bulacaklar.
Bu hal çaresini bile abartmaya gerek yok.
Türkiye’de politikacılar ve gazeteciler olmasa hiçbir sorun olmayacak aslında!...
İki kesim de abartıyı çok seviyor.
Müthiş ajitasyon ve demogoji yapıyorlar.
Ustalıkla gerçekleştiriyorlar bunu.
Abartının asıl kaynağı bunlar.
Ergenekon davasında kimin eli kimin cebinde belli değil.
Bence gayet normal.
Zaten durum ortadaydı.
Hiç abartmaya ve şaşırmaya gerek yok.
Bu davada bir tanınmış yazar sabah erken saatlerde gözaltına alındı.
Gözaltına alınma şekli eleştirilebilir fakat, yazarın bu kadar önemli birisi olarak gösterilmesi müthiş abartı bana göre.
Hayatı boyunca hep darbe mücadelesi vermiş (darbelere karşı değil, yanlış anlaşılmasın) birisinin bu kadar abartılması bende acaba yanlış kişiden mi bahsediliyor kanısı uyandırdı.
Son zamanlarda hayatımıza bir de Çerkezler konusu girdi.
Memlekete şimdi de Çerkezler sahip çıkıyor.
Bu ne abartı böyle?
Sanki bu memlekette yaşayanlar memleketlerine sahip çıkmıyorlar.
Böyle saçma şey ve böyle saçma abartı olur mu?
Hep birilerini öteleme abartısı var.
Örtünme meselesi de böyle, laiklik de böyle, din işleri de böyle diğer işler de.
Abartıyoruz yani her şeyi.
Tartışmayı da, kavgayı da.
Siyaseti de, haberciliği de.
Şu yaşadıklarımıza bakar mısınız?
Niye er şeyi bu kadar abartıyoruz ki?
Yoksa Amerika mı abarttırıyor?