24 Mayıs 2012 Perşembe

30.03.2008 00:00:00 824  defa okundu.

İHTİLALE DOĞRU; BİR SEVDA MASALI

 

Bir ihtilal döneminin öncesinin yaşanan masalları ki içinde; bir gül kız ile kara oğlanın aşkını ekleyip ,sonra da yeni yetişen nesillere ihtilal yıllarının sevdaları bile ne denli etkilediğini  anlatsam, kendimizce dersler çıkarır mıyız?...

 

Sonra sizi yürek ve beyin arası bir ikilem de bırakıp,köşeme çekilsem...Sevgili gençler; sorgular mı masalımı …

Nerden çıktı bu sevda masalı ? demeyin sakın bana… Hele ki ihtilalin anayasasının değişip, değişmeyeceğine dair tartışmaların yapıldığı, parti kapatmaların, yasaklamaların, ülkeyi bölme çabalarının olduğu şu günlerde,  ihtilal yıllarını hatırlatmak,  O günlerden bu günlere nasıl gelindiğini ifade etmek adına , boyun  borcunu ödemek adına kaleme almak istedim…

 

Yıl 1980, aylar eylül öncesiydi.Yakın geçmişimizdi, daha dünümüzdü idi, tarih eskimemişti. İçinde kin nefret olan, hoşgörüsüzlük olan,  kardeşin kardeşe, babanın evlada , sevgilinin sevgiliye düştüğü zamanlardı…sanki herkesi büyücüler  büyülemişiydi neydi, ülke bir sevgisizlik seline kapılmış gidiyor, uçurumlara doğru yol alıyordu…

 

Akıl, izan, insaf tatile çıkmıştı.Ya da belki en kötü yönetmenlerin , güzel ülkemizi ele geçirmek adına planlamış oldukları bir kırmızı renkli oyundu, oyuncular ise masum Anadolum’ un insanlarıydı.

 

Her alanda bir sevgi kaybı vardı. Herkes birbiriyle yüksek perdeden konuşuyordu.Kimin ne konuştuğu da hiç anlaşılamıyordu.

 

Ülke karanlıklar içinde boğuluyordu…12 eylül karanlığı içinde, yasa boğulan anneler, babalar, çocuklar, sevgililer vardı.

 

Neyse efendim,biz kendi masalımızı, o günlerde yaşanan bir sevda masalını  anlatmaya başlayalım;

 

 İhtilal öncesiydi, yine bir kış akşamıydı, hava soğuktu.Minik bir evde alev, alev yanan sobanın sıcaklığın da alev, alev bir tartışma vardı.İki kardeşten biri, Başbuğ diyor,diğeri ise Kara oğlan diyordu.Dağlara taşlara ismi yazılan, şimdilerde rahmetli olan ECEVİT’in hayranıydı.

 

Belli ki yine kavga çıkacak, birazdan kahvedeki baba gelecek ,yine olan zavallı anneye olan, olacak ve kardeşleri yüzünden dayak bile yiyecekti...Bu sıpalarından çektiğimiz nedir diye bağıracaktı baba…bir daha bunları bu eve almayacaksın diye bağırıp çağıracak evde yine küçük çaplı terör estirecekti.

 

İhtilalin öncesinde bir kasabanın kerpiçten yapılma evinde yaşanılanlar böyleydi…İhtilale ülke gitgide yaklaşıyordu.

 

Nice kan..nice dökülen gül…şimdi zaman ötesi bir cehennemde kan kusuyorlar…Nedeni basit, nedeni hiç…..günümüz de tarihin sayfaları, hep ters tarafa açılıyor...Tarih tekerrürden ibaret lafı, lal olmuş dudaklarımızdan düşmüyordu.

Sevdamın özü

Özümün düşü

Düşümün gözü

Gözümün önü...

Vatan millet dedikçe

Bölündük bizler  hep kahpece!

 

 İşte o yıllardı, olmayası kahrolası yıllar…

Karaoğlan diyorlardı, mahallenin yakışıklısına saçları omzuna kadar dökülen, bıyıkları ağzından aşağı  sarkan mahallemizin yakışıklı, bıçkın delikanlısına…

 

Ve yine aynı kasabanın bir başka mahallesinde periler kadar güzel siyah kısa saçlı, iri gözlü , kara kızı, Gül kızı FİRUZE ‘si vardı…Her ikisi de farklı cephelerde olsa da, farklı fikirleri savunsalar da  seviyorlardı delicesine birbirlerini…

Ama imkansızdı sevdaları,  bir araya dahi gelinmeyecekti, gelemezlerdi.Fikirleri ayrıydı, zikirleri ayrıydı, cepheleri ayrıydı…

Halbuki Allahları birdi, peygamberleri birdi, dinleri birdi, dilleri birdi, kasabaları birdi, mahalleri birdi, her şeyden önemlisi kalpleri birdi, bunca birlere rağmen, bir ve beraber olamazlardı.

Yoksa ne derdi onlara dava arkadaşları… Onların sevdası imkansız sevdaydı, çünkü her ikisi içinde toplumun koyduğu tek bir kural vardı; karşı kaldırıma asla geçilemezdi.

Karşı kaldırıma asla geçmek yoktu…

 

Oysa ben sende toprağımı sevdim

Oysa ben sende kendimi sevdim

Oysa ben sende tüm insanlığı benimsedim

Ve hatta tüm dünyayı...

Kuşlarıyla doğayı,

Salıncak kalplerde yıkılmaz tahtları,

Sadakati gözlerde aramayı,

Öğrendim ,

Öğrendiklerimle sevdim seni.

Ne olur tutsan  ellerimden,

Kaçıp kurtulsak

Orta bir yer bulsak

Ya da ölüme beraber koşsak,

Şimdi sağım soluma karışır,

Yalanlar dolanlarıma,

Yüreğim iki parça da atar,

Ya davam, ya da sen diye,

Aklım almaz bu kavgayı,

Ben yalnız, seni sevmeyi bilirim

Ben yalnız ,sen diye her şeyi severim,

Bu dünyada bir ve beraber olamasak da…

 

Buradan sonra aşıkların ölümü ve ihtilalin bi -zatihi kendisi o gece geliyordu....Günler 11 eylül gece vakitlerini gösteriyordu.. Sokaklara, gecelere anarşi tamamen hakim olmuş ve ihtilal için her şey olgunlaşmıştı…İhtilalin bir gece öncesiydi… Ordunun yönetime el koymasına ramak kalmıştı …

 

İşte o  gece oldu her şey, direklere yazı yazarken, karşılaşırlar bir elektrik trafosunda, Firuze ile Kara oğlan …ötelerden bir el silah sesi duyulur…ve çakır almaz tabancalar ateşlenir…Kara oğlanın arkadaşları kaçışırken karanlık kuytu sokaklara…

 

Kara oğlan gül kızı FİRUZE yi zifir ,zindan karanlıkta tanımıştır, gül kız yaralanarak yere düşmüştür, ilk defa baş başa kalmışlardır. Kara oğlan  yaralı gül kızı kucağına alıp hastaneye götürmeye çalışırken , bir kör kurşunla sırtından vurulur, .al kanlara bulanmıştır bedenleri . Ölüme doğru yol alırken sevdalısıyla dudaklarından şu  şiirin dizeleri dökülür:

 

Nice dökülen gül,

Kırmızıya boyadı tüm ülkeyi,

Hangi saflık aklayacak şimdi?

Yok olmaz...

Onca yürek cehennemde solutulmaz!

Yaşanmışlıklardan elbette ibret çıkartılacak

Genç kalplere düşecek  bu sorgular

Onlar bitirecek bu kavgaları,

Onlar rahatlayacak nefesleri

Dünyayı ancak sevgi ve saygı kurtaracak,

Hoşgörü soluyacak, nefesler…

Herkes kendi konumunda kabullenecek herkesi…

O zaman işte;

Gençlere anlatılan bu masaldan

Dersler çıkarılacak….

Ülkemiz el, ele, gönül, gönüle…

Özgürlüğe, demokrasiye, koşacak…

Nihayetinde  son bulacak bizim masalımız…

 

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Yassıada ve Başvekilim Adnan Menderes - 27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:00
Soylu Adam; Süleyman Soylu - 06 Mayıs 2009 Çarşamba 00:00
Alparslan Pehlivanlı - 22 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Bir Yiğit Vardı - 08 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Başkent EDAŞ'a Elveda! - 02 Şubat 2009 Pazartesi 00:00
Anneciğimin Kardeşi-2 - 29 Ocak 2009 Perşembe 00:00
Anneciğimin Kardeşi - 23 Ocak 2009 Cuma 00:00
Ey Rabbim! İsrail'le Sen Başedersin - 09 Ocak 2009 Cuma 00:00
Melih Gökçek'le Yola Devam - 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Sağduyu Galip Gelecek, Melih Gökçek Aday Olacak - 26 Aralık 2008 Cuma 00:00
MİLLİYETİ HAREKET PARTİSİ VE YEREL SEÇİMLER ÜZERİNE KULİSLER.... - 01 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Ak Parti ve Yerel Seçimler Üzerine Kulisler - 28 Kasım 2008 Cuma 00:00
Milli Eğitim Bakanı'nı Dinlerken... - 21 Kasım 2008 Cuma 00:00
Eşit İşe, Eşit Ücret mi? - 19 Ekim 2008 Pazar 00:00
Yassıada, Yaslı Ada - 06 Ekim 2008 Pazartesi 00:00
Ergenekon'dan Mahalle Baskısına - 03 Eylül 2008 Çarşamba 00:00
TEK ADIMDA YATIRIM - 20 Ağustos 2008 Çarşamba 00:00
Kuşadası Tatili - Manisa Ziyareti - 10 Ağustos 2008 Pazar 00:00
Hasan Doğan ve Ölümün hatırlattıkları - 05 Ağustos 2008 Salı 00:00
KIRIKKALEM - 03 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI ÜZERİNE... - 12 Haziran 2008 Perşembe 00:00
TÜRKÇE OLİMPİYATLARI ÜZERİNE... - 11 Haziran 2008 Çarşamba 00:00
BİR CUMARTESİ AKŞAMI, BİR KADIN, İKİ ÇOCUK - 08 Mayıs 2008 Perşembe 00:00
BİR PAZAR YAZISI, BİZİM MUHARREM.. - 24 Nisan 2008 Perşembe 00:00
ŞİİRLERLE, YAZILARLA SEVGİ YOLCULUĞU... - 16 Nisan 2008 Çarşamba 00:00
GÜNEDEME DAİR DEĞERLENDİRMELER... - 11 Nisan 2008 Cuma 00:00
Ah! Benim Eskici, Vefalı Ruhum - 07 Nisan 2008 Pazartesi 00:00
İHTİLALE DOĞRU; BİR SEVDA MASALI - 30 Mart 2008 Pazar 00:00
NEWSWEEK' E KAPAK OLMAK... - 24 Mart 2008 Pazartesi 00:00
ÇANAKKALE SAVAŞININ ANLATTIKLARI... - 17 Mart 2008 Pazartesi 00:00
KÖŞE YAZARLARIYLA KAHVALTI - 10 Mart 2008 Pazartesi 00:00
Ve ey , ve ey şehidim - 27 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
LALE VE LADEN - 22 Şubat 2008 Cuma 00:00
AHDE VEFALI OLMAK - 10 Şubat 2008 Pazar 00:00
Ve ey, ve ey AYSONA - 01 Şubat 2008 Cuma 00:00
HRANT DİNK CİNAYETİ ÜZERİNE.... - 25 Ocak 2008 Cuma 00:00
ÖRNEK ALINACAK BİR İNSAN;HACI KEMAL ERİMEZ (2) - 21 Ocak 2008 Pazartesi 00:00
ÖRNEK ALINACAK BİR İNSAN;HACI KEMAL ERİMEZ (1) - 17 Ocak 2008 Perşembe 00:00
YASLI ADA,YASSI ADA..BAŞVEKİLİ YARGILAYAN ADA... - 12 Ocak 2008 Cumartesi 00:00
Kimse yokmu derneği ve güneydoğu - 06 Ocak 2008 Pazar 00:00
Çocukluk yıllarında, Bizim mahallemiz.. - 30 Aralık 2007 Pazar 00:00
ACZ ŞERHİ - 24 Aralık 2007 Pazartesi 00:00
Gün ola, bayram bizim bayram ola... - 18 Aralık 2007 Salı 00:00
Abdülhamidi Tanımak..Abdülhamidi Anlamak... - 13 Aralık 2007 Perşembe 00:00
Hey Gidi Günler - 06 Aralık 2007 Perşembe 00:00

Son Yorumlar

bırakın var olanısöküp takmayı
valla pes doğrusu bu nasıl bi zihniyet bağlarbaşı mahallesi ne 8 senedir bir avuç dahi asvalt ğelmedi kışın çamur,hendekler yazın toz toprak yazıklar olsun buradaki yaşayanlar insan değil demi size ğöre çarşıyı sökün takın para onda...gerçi yayınlamıyorsunuzda yinede yazalım..
23.05.2012 22:44:31

obalı
merak ettigim konu 2 sene önce yapılan kaldırımların suyumu çıkdıydı da şimdi yenisi yapılmaya başladı. eger hizmet etmek istiyosanız yolarımızı yapınız kenar da kalan mah.leri saymıyorum artık merkezde bulunan şhell benzinliginin önünden gecerken hatim indirecek duruma geldik araçların düşdügü çukurlar 30cm aşmış durumda belediye ise yol yerine kaldırım yapıyo yazık bu insanlara sizler ihale sayesinde ceplerinizi doldururken insanların çeblerinde olmayan paraları sanayi ye gidiyor
23.05.2012 19:53:45

halil erdemir
bunlar güzelde asıl hizmetler ne olacak yollar çukur dolu baskan bağlarbaşı mah. çıksın bir görsün halini her geçen gün kötüye gidiyor halk ekmek kapandı bunu niyesöylemiyorlar
23.05.2012 12:15:19

mağdurbelediyeci
sorun ihalelerin düşük teklifle falan alınmasında değil ihaleyi yapanların işi bilemeyip, ellerine yüzlerine bulaştırmasındandır. işi firmalara hak ettikleri için değil başka çıkarlar gözeterek vermelerindendir.. çok görmemek lazım. önceden içilemeyen suyun metreküpüne 50 kuruş ödeyip en azından tabak çanağını yıkayan saf kırıkkaleli şimdi yine içemediği suya 2,5 tl öder, şehrin başkanıda bakın en güzel suyu siz içiyorsunuz bi takla atın bakalım demeye getirir ama kendi belediyeye damacana su alırsa, sonrada suyu işleten firmaya dünyalar kadar parayı verirse ve saf vatandaşımızında sesi çıkmazsa daha çok ihaleler olur bu memlekette. çivisi çıkmış buranın, hala farketmiyor musunuz
22.05.2012 22:53:52

Sırrı Kılıç
Sayın Editör Kırıkkale belediyesinin ihale sistemini veya ihale kriterlerini en iyi bilenlerden biri sitenizin sahibidir.Ona sorsanız size bu aksaklıkların nedenini anlatırdı
22.05.2012 21:43:54