Acınacak halimize…
Türk insanı bazen öylesine saf oluyor ki, üzülmesi gereken bir şeyden küçücük bir imkan verilmesine bile sevinebiliyor.
Bazen ağlaması gerekene katıla katıla gülüyor, gülmesi gerektiği yerde ise göz yaşlarını tutamıyor.
Zarar gördüğüne, anne şevkatinin yüreğinde taşıdığı şevkat ile yaklaşıyor, şevkat ile yaklaşması gerekene ise kin ve nefret dolu bir yaklaşım içinde olabiliyor.
Ne acayip bir duygudur anlamak mümkün değil.
Dün internet sitelerinde sörf yaparken işte bunları hissettim.
Çünkü, sosyal güvenlik reformu adıyla Ak Parti iktidarının çalışanlara dayattığı ve pazarlık masasına getirilen yasada 9 bin olan prim gün sayısı 7 bin 200’e çekilmiş.
Bu durumdan da pazarlığa oturan Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu çok memnun olmuş.
Hatta hükümet ile yapılan pazarlık sonucu alınan tavizi başarı olarak görüyor.
Yani bir nevi ağlanacak halimize sevinmemiz isteniyor.
Oysa yasada ne Milletvekilleri nede bakanlarla ilgili bir düzenleme yok.
5 yıl milletvekilliği yapmış olanlar emeklilik hakkını elde ederken, 65 ile devam eden emekli yaşının aşağıya çekilmesi konusunda iyileştirme de yer almıyor.
Sokağa çıkıp gırtlakları yırtılıncaya kadar bağıran, elleri patlayıncaya kadar alkışlayıp tepki gösteren çalışanlar için neresi başarı anlamak mümkün değil.
İlginç bir durumdur, Türk-iş Başkanı birde umut tacirliğine soyunmuş.
Binlerce üyesi ile dalga geçercesine “ümit fakirin ekmeği' diyerek, ümit ediyor ve düşünüyormuş.
Sosyal Güvenlik reformu ile kendi geleceğini unutan ve artık çocuklarının geleceği için endişelenen insanımızı temsil eden Kumlu’nun, kimden yana olduğunu anlamak gerçekten zor.
Adeta çalışanları elinden şekeri alınan ve küçük şeker ile kandırılan çocuklara döndüren hükümet, hiçe saydığı Türk insanını aslında ne verilirse onunla yetinmeye alıştırıyor farkında bile değiliz.
Birde bu duruma sevinilmesi gerektiği ima ediliyor.
Ne acı bir hal, ne kadar düşündürücü bir taviz.
Ne sevinebiliyor nede üzülebiliyor.
Ne ağlayabiliyor, ne gülebiliyoruz.
Ne kendi geleceğimizden ümit duyabiliyor, nede çocuklarımızın.
Ne seçtiklerimize güvenebiliyor, nede seçmediklerimize.
Acınacak haldeyiz anlayacağınız.
Kaldı ki, acınacak halimizi bile umut beklentisi ile avutuyoruz.
Geçmişi tarihe yazılan destan ve zaferlerle dolu bu milleti, kimse muhtaç ve hürriyet aşkını yok edemedi ama böyle giderse bu millet saflığı ile AK Parti yüzünden, vicdanındaki sevgi ile hürriyet aşkını kaybedecek.