24 Mayıs 2012 Perşembe

23.03.2008 00:00:00 735  defa okundu.

27 Nisan e-muhtıra

Tansel Çölaşan'ın açıklamaları bürokrasinin belli bir kesiminde mevcut olan demokrasi ve hukuk devleti zihniyetinin tipik bir görünümünü sergiliyor. Çölaşan'ın bu bakış açısı CHP'den çok da farklı değil

CHP'li yetkililerin, 27 Nisan e-muhtırasını ilk günlerde desteklerken, Kuzey Irak'ta gerçekleştirilen “Güneş Operasyonu” bitiminde Genelkurmay Başkanlığı ile yaşanan gerilim esnasında, bir yandan Genelkurmay Başkanlığı'na cevap yetiştirirken, diğer yandan da e-muhtıra ile alakalı olarak “biz aslında 27 Nisan e-muhtırasına üzülmüştük” şeklinde açıklamada bulunmaları; Danıştay Cumhuriyet Başsavcısı Tansel Çölaşan'ın, milli iradeyi rafa kaldıran 27 Mayıs harekâtını ve akabinde üç devlet adamının idamını överek onaylayan ifadeler kullanması, Türk demokrasisi ve hukuk devleti açısından istikrarsızlık göstergeleridir.

Bu tavır, CHP'nin demokrasi konusunda takındığı tutarsızlık ve çifte standardı ortaya koymaktadır: CHP, takındığı bu farklı tutumla, kendisine dokununca demokrat, rakiplerine dokununca demokrasi dışılıkları destekleyen bir tavır sergilemektedir. Sayın Çölaşan'ın ifadesi ise, hâlâ bürokrasinin belli bir kesiminde mevcut olan demokrasi ve hukuk devletini zedeleyen zihniyetin tipik bir görünümünü sergilemektedir. Bu her iki tutum da, Türk demokrasisi ve hukuk devleti açısından son derece yaralayıcıdır.

CHP'nin tavrı demokrasi açısından hatalıdır. Demokrasi, sadece iktidar partilerinin her halükârda demokrasiye sahip çıkmalarından ibaret değildir. İktidar partileri kadar muhalefet partilerinin de demokrasiye sahip çıkma yükümlülüğü bulunmaktadır. Demokrasilerin iktidar partileri kadar muhalefet partilerinin de sahipliğine ihtiyacı vardır. Birisinin her durumda ayrımsız olarak demokrasiye sahip çıkıp, diğerinin işine gelince sahiplenip, işine gelmediği zaman sahiplenmemesi, Türk demokrasisinin en ciddi handikabını oluşturmaktadır.

Askeri Darbe Neden Savunulur?

Çölaşan'ın ifadesi de demokratik hukuk devleti açısından yaralayıcıdır. Demokrasi, esasen milli irade ve ona saygıyı gerektirirken, hukuk devleti de, yargı organlarının, anayasal düzenin ve Anayasa'nın üstünlüğünün sağlanması yönünde işlev görmesini gerektirir. Yüksek yargı organında etkili konumda bulunan Cumhuriyet Başsavcısı'nın, Anayasa ve hukuk dışı bir harekâtı “devrim” olarak niteleyerek methetmesinin, kamuoyunda doğuracağı sonuçlar itibariyle onaylanması mümkün değildir. Bu ifadeler, 1961 Anayasası yüceltilerek 27 Mayıs darbesinin desteklenmesi, kısaca, hukuk devleti ile temelden çelişen “amaca ulaşmak için her türlü (hukuk dışı da olsa) aracın meşrulaştırılması” şeklindeki Makyavelist düşüncenin övülerek desteklenmesi anlamına gelmektedir. Bu tutum, aynı zamanda 1950 yılında bir sivil bayram ve şölen havası içinde geçilen demokrasi düzeninin mahkûm edilmesi demektir. Oysa Türk toplumunun büyük ekseriyeti, hem demokrasiyi, hem de cumhuriyeti, dikkatle, özenle ve aynı derecede sahiplenmektedir. Birisinin diğerine alternatif olarak görülmesini kesinkes reddetmekte, cumhuriyetin demokrasi ile taçlandığı düşüncesinde birleşmektedir.

Demokrasi, eksik aktörlü olarak gerçekleştirilebilecek bir yönetim sistemi değildir. Bugün yerkürede var olan çağdaş demokrasilerin birçoğu bu günlere zengin bir tarihi gelişim süreci yaşadıktan sonra gelmişlerdir. Bir ülkede demokratik sistemin yerleşiklik kazanması ve yaşamını sürdürebilmesi, büyük oranda topyekûn bir bilinçlenmeye ve yaygın bir refleks gelişimine bağlı bulunmaktadır. Bunun ön şartını da, demokrasi kültürünün yaygın bir şekilde gelişmiş olması oluşturmaktadır. Bu kültürün, aynı zamanda bilinçlenme ve refleks boyutunda gelişen hassasiyetlerle donanması gerekir. Bu donanım eksikliğinin yaygınlığı, var olan demokrasinin zafiyetinin ölçütünü oluşturacaktır.

Ülkemizde daha ziyade cumhuriyet özelinde yoğun ve yaygın bir hassasiyet ve refleks bulunmaktadır. Oysa demokrasisiz bir cumhuriyet, otoritarizm ya da totalitarizm demektir. Bazı çevreler, maalesef, demokrasiye “cumhuriyetin içini yiyen bir kurt” ya da “cumhuriyete karşı gerçekleştirilen bir karşı devrim” nazarıyla bakmaktadırlar. Onlara göre demokrasi, cumhuriyet lehine çok çabuk vazgeçilebilecek bir (eksik) değerdir. Bu şekilde cumhuriyeti koruma adına demokrasiye yan gözle bakılması, ülkemizde demokrasinin yerleşmesi açısından en büyük engeli oluşturmaktadır.

Demokrasi bir yönetim şeklidir. Bu itibarla kısaca halkın yönetimi ya da yönetimde halkın iradesinin belirleyici olması anlamına gelir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları zeminine oturtulması ile insani bir temele yerleşir. Cumhuriyet ise, monarşik devlet şeklinin karşıtı bir devlet şeklidir; devlet başkanının irsi yoldan belirlenmemesi anlamına gelir. Cumhuriyet, bu tanımı itibariyle, otoriter ve totaliter kimlikli yönetim şekillerine açık olduğu gibi; demokratik bir yönetim şekli ile de bir arada bulunabilir. Günümüz şartlarında, anayasal demokrasisiz bir cumhuriyetin, insan hakları zemininde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü adına savunulur bir yönü bulunmamaktadır.

CHP Demokrasiyi İçine Sindirmek Zorunda

Türkiye'nin modern demokrasiler liginde yer alabilmesi ve anayasal demokrasinin bütün güzelliklerinin hayata geçirilebilmesi her halükârda cumhuriyetin korunması temelinde gösterilen reflektif hassasiyetin demokrasiyi de kapsamasını gerektirmektedir. Demokrasisiz cumhuriyete yapılan her bir yoğunlaştırılmış vurgu ve hassasiyet, sistemi otoriter hale getirebilecektir. Anayasal demokrasisiz bir cumhuriyet, halkın iradesi ve çıkarları yerine bürokratik iradeyi yansıttığı; bu yönüyle arz ettiği otoriter kimliği ile acıtıcı olabileceği için, geniş halk kesimi nezdinde sevimliliğini kaybedebilecektir. Ülkemizde siyasi bir yönetim şekli olan demokrasi ile bir devlet şekli olan cumhuriyetin anayasal demokrasi kimliğinde bütünleştirilmesi, hassasiyetlerin ve koruyucu yöndeki reflekslerin bu bütünlük üzerinde yoğunlaşması, hem insanlarımızın mutluluğu, hem de geleceğimizin teminatı açısından son derece önem arzetmektedir.

Ben halkın çok geniş bir kesiminin, cumhuriyeti demokrasi ile bütünleşik bir şekilde benimsediklerini düşünüyorum. Yapılan seçim sonuçları ve ortaya konulan çeşitli tepkiler, bu düşüncemi destekleyici niteliktedir. CHP ve benzer zihniyeti taşıyanların da artık tutarlı bir şekilde benzer tavırları sergilemelerinin zamanının çoktan geldiği kanaatindeyim. Toplumsal barış, karşılıklı saygı içinde bir arada yaşama, kamplaşmaların sona ermesi, demokratik iktidar-muhalefet ilişkilerinin sağlıklı zeminde sürdürülmesi, halkın büyük ekseriyetinin sergilemiş olduğu bu örnek tavrın doğru okunmasını gerekli kılmaktadır. Cumhuriyetin demokrasi ile çatıştırılması, hem Türk halkına, hem Türkiye Devleti'ne, hem de demokratik cumhuriyete yapılacak en büyük kötülüğü oluşturacaktır.

Yeni Şafak

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
HSYK, Kriz Olmaya Devam Edecek - 07 Ağustos 2009 Cuma 00:00
Cumhurbaşkanı'na Dokunulabilir mi? - 25 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Niçin Demokrasi Bayramımız Yoktur? - 18 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Dikkat: Saygın Kişiler Hakkında Dava Açılamaz, Çünkü... - 08 Mayıs 2009 Cuma 00:00
Dönüşü Olmayan Dava: Ergenekon - 29 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Ergenekon Tipi Yapılanmaların Kaynağı Gizli Bir Kararname - 21 Nisan 2009 Salı 00:00
Özgürlüğün Zamanı Gelmedi mi? - 14 Nisan 2009 Salı 00:00
Siyasi Partiler DARAĞACI'ndan Nasıl Kurtulur? - 31 Mart 2009 Salı 00:00
Çağdaş Kıyafet: Türban Üstü Şapka - 08 Mart 2009 Pazar 00:00
Ergenekon'un Üzeri Ölü Toprağı ile mi Örtülüyor? - 21 Şubat 2009 Cumartesi 00:00
Laik Cumhuriyetin Namusunu Ergenekon Şaibesinden Korumak - 10 Şubat 2009 Salı 00:00
Yargı Bağımsızlığına ÇOK İHTİYAÇ Var - 26 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Tartışılan Örgüt YARSAV - 19 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Demokrasi ve İnsan Hakları Şampiyonu Nerede? - 12 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Asıl Sorun Yargının Siyasallaşması - 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Yargıtay'ın "Çifte Standart" Kararları - 29 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Cumhuriyet Halk Partisi, Siyasi Parti Haline mi Geliyor? - 15 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
CHP, Çarşafta Samimi İse Halktan Özür Dilemelidir - 08 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Dinî Özgürlükleri Daraltmak Serbest, Genişletmek Yasak - 25 Kasım 2008 Salı 00:00
Anayasa Mahkemesi Sorununu Aşmak - 20 Kasım 2008 Perşembe 00:00
AYM’nin Çelişkilerle Dolu AK Parti Kararı - 30 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Deniz Feneri Davası'nın Unutulanı - 02 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Laiklik, Dine Şekil Vermek Değildir - 27 Eylül 2008 Cumartesi 00:00
Cumhuriyetimizin Demokrasi Zaafları - 23 Ağustos 2008 Cumartesi 00:00
Ergenekon dan ÇIKIŞ! - 10 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 30 Haziran 2008 Pazartesi 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 25 Haziran 2008 Çarşamba 00:00
Ak Parti Kapatma Davası - 29 Mayıs 2008 Perşembe 00:00
Kapatma Davası Açıldı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
27 Nisan e-muhtıra - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Anayasa Değişikliğine Dikkat - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başörtüsü Yasağı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başartüsü Yasağı - 27 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
SORUN TEK BOYUTLU DEĞİLDİR - 13 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
Gülü Hazmetmenin Zorluğu - 25 Kasım 2007 Pazar 00:00
Mahkeme Kararının Olası Sonuçları - 24 Ekim 2007 Çarşamba 00:00
Yargının 'Önleyici' ve 'düzeltici' Denetimi - 15 Ekim 2007 Pazartesi 00:00
301. Madde ve İklim Sorunu - 05 Ekim 2007 Cuma 00:00
Demokrasinin Rayına Oturması İçin - 28 Eylül 2007 Cuma 00:00

Son Yorumlar

bırakın var olanısöküp takmayı
valla pes doğrusu bu nasıl bi zihniyet bağlarbaşı mahallesi ne 8 senedir bir avuç dahi asvalt ğelmedi kışın çamur,hendekler yazın toz toprak yazıklar olsun buradaki yaşayanlar insan değil demi size ğöre çarşıyı sökün takın para onda...gerçi yayınlamıyorsunuzda yinede yazalım..
23.05.2012 22:44:31

obalı
merak ettigim konu 2 sene önce yapılan kaldırımların suyumu çıkdıydı da şimdi yenisi yapılmaya başladı. eger hizmet etmek istiyosanız yolarımızı yapınız kenar da kalan mah.leri saymıyorum artık merkezde bulunan şhell benzinliginin önünden gecerken hatim indirecek duruma geldik araçların düşdügü çukurlar 30cm aşmış durumda belediye ise yol yerine kaldırım yapıyo yazık bu insanlara sizler ihale sayesinde ceplerinizi doldururken insanların çeblerinde olmayan paraları sanayi ye gidiyor
23.05.2012 19:53:45

halil erdemir
bunlar güzelde asıl hizmetler ne olacak yollar çukur dolu baskan bağlarbaşı mah. çıksın bir görsün halini her geçen gün kötüye gidiyor halk ekmek kapandı bunu niyesöylemiyorlar
23.05.2012 12:15:19

mağdurbelediyeci
sorun ihalelerin düşük teklifle falan alınmasında değil ihaleyi yapanların işi bilemeyip, ellerine yüzlerine bulaştırmasındandır. işi firmalara hak ettikleri için değil başka çıkarlar gözeterek vermelerindendir.. çok görmemek lazım. önceden içilemeyen suyun metreküpüne 50 kuruş ödeyip en azından tabak çanağını yıkayan saf kırıkkaleli şimdi yine içemediği suya 2,5 tl öder, şehrin başkanıda bakın en güzel suyu siz içiyorsunuz bi takla atın bakalım demeye getirir ama kendi belediyeye damacana su alırsa, sonrada suyu işleten firmaya dünyalar kadar parayı verirse ve saf vatandaşımızında sesi çıkmazsa daha çok ihaleler olur bu memlekette. çivisi çıkmış buranın, hala farketmiyor musunuz
22.05.2012 22:53:52

Sırrı Kılıç
Sayın Editör Kırıkkale belediyesinin ihale sistemini veya ihale kriterlerini en iyi bilenlerden biri sitenizin sahibidir.Ona sorsanız size bu aksaklıkların nedenini anlatırdı
22.05.2012 21:43:54