24 Mayıs 2012 Perşembe

23.03.2008 00:00:00 627  defa okundu.

Kapatma Davası Açıldı

Dün itibarıyla AK Parti hakkında "laikliğe aykırı eylemlere odak olma" iddiasıyla Anayasa'nın 69/6. fıkrasına istinaden kapatma davası açıldı. Gerçi "laikliğe aykırı eylemlerin odağı" olmaya delil olabilecek davranışların neler olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte, geçmişte yaşananlardan (RP ve FP'nin kapatılmasında olduğu gibi) da anlaşılabileceği üzere, davanın muhtemelen başörtüsü serbestîsi ile ilişkili olduğu söylenebilir.

Dün itibarıyla AK Parti hakkında "laikliğe aykırı eylemlere odak olma" iddiasıyla Anayasa'nın 69/6. fıkrasına istinaden kapatma davası açıldı. Gerçi "laikliğe aykırı eylemlerin odağı" olmaya delil olabilecek davranışların neler olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte, geçmişte yaşananlardan (RP ve FP'nin kapatılmasında olduğu gibi) da anlaşılabileceği üzere, davanın muhtemelen başörtüsü serbestîsi ile ilişkili olduğu söylenebilir.

Peki, bu sebepler, AK Parti'nin kapatılması için yeterli midir; Anayasa buna ne oranda müsaittir; bu fiil laiklikle ne oranda çelişmektedir; dahası demokrasi buna ne oranda müsaittir? Bütün bu sorulara kısaca cevap vermek istiyorum.

İlk önce başörtüsü serbestîsinin laiklikle ne oranda çeliştiği ya da çelişip çelişmediği konusu üzerinde durmak istiyorum. Başörtüsü serbestîsinin sağlanması ya da yasaklanması, "laikliğin bir gereğinin yerine getirilip getirilmemesi değil, din ve vicdan hürriyetinin alanının genişletilip daraltılması" ile alakalı bir meseledir. Bir devletin nasıl ki, ifade hürriyetinin, mülkiyet hakkının, seyahat hürriyetinin alanını şartları gerçekleşmesi halinde sınırlandırıp genişletmesi bir anayasal yetkinin kullanılması ise başörtüsü yasağının serbest hale getirilmesi de, din ve vicdan hürriyetinin alanının yasama organı tarafından genişletilmesinden başka bir şey değildir. Çağdaş demokratik ülkelerde olduğu gibi, Anayasa'mıza göre de, "laikliğin temel gereklerinden birisi din ve vicdan hürriyetinin teminat altında olması"dır. Bu teminatın sağlanması, laikliğin olmazsa olmaz gereğidir. Din ve vicdan hürriyetinin alanının genişletilmesini laikliğe aykırı bulmak, "bu hürriyetin alanını daraltmak serbest; ama genişletmek laikliğe aykırılık teşkil eder" şeklindeki hak ve hürriyetlerin özünü yok eden bir mantığı yansıtır. Bu tutum, dünyanın başka demokratik memleketlerinde cari olduğu halde Türk yargı bürokrasisinin benimsemediği bir laiklik anlayışının savunulmasını imkânsızlaştırır. Laiklik, bir anayasal ideolojiye dönüşmüş olur. Oysa Anayasa'mızın öngördüğü (madde 2) "demokratik laiklik" anlayışında temel esas hak ve hürriyettir.

Dünyada, Türkiye'deki kadar parti kapanmadı

Bir diğer durum, başörtüsü serbestîsini savunan sadece AK Parti değildir. Bu serbestînin sağlanması için ilk harekete geçen MHP'dir. Ayrıca BBP, DP, Saadet Partisi vb. partiler de benzer düşünceleri sürekli dillendirmektedirler. Bu durumda, bu partiler hakkında dava açmayıp sadece AK Parti hakkında dava açmak çifte standart teşkil etmektedir. Bunu, MHP ya da diğer partiler hakkında da kapatma davası açılmasını onayladığım için değil de, tutarsızlığı ifade etmek için söylüyorum.

Diğer yandan çoğulcu demokrasilerde partilerin kapatılması çok istisnai bir yoldur. Sadece Almanya'da iki (Alman Komünist Partisi ve Nasyonal Sosyalist Parti), İtalya'da bir parti (Faşist Parti) kapatılmış, onlar da II. Dünya Savaşı sonrası ilk yıllarda, savaşın tesirleri altında gerçekleşmiştir. Bir de yakın tarihlerde İspanya'da ETA terör örgütü ile bağlantısı tespit edilen Herri Batasuna Partisi kapatılmıştır. Batı'daki demokratik devletlerde bunlar dışında parti kapatma vakası bulunmamaktadır. Oysa bizde 45 yıllık Anayasa Mahkemesi (AYM) tarihinde 25 parti kapatılmıştır.

Hele başörtüsü serbestîsine kapı aralayacak anayasa değişikliğinin bir dayanak olarak gösterilmesi, Anayasa'nın yasama sorumsuzluğu ilkesi ile de çelişecektir. Anayasa'nın 83. maddesine göre, "TBMM üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Meclis'te ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı'nın teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar". Burada "efendim milletvekilleri değil de, parti sorumlu olmaktadır, ikisi aynı şey değil" demek, yasama sorumsuzluğunun mantığının yok edilmesi anlamına gelir. Bir kişi acaba partimin başına ne gelir diye oy veremeyecek, Meclis'te konuşamayacaksa, artık yasama sorumsuzluğunun varlığından söz edebilmek mümkün değildir.

Anayasa'nın 69/6. fıkra hükmüne göre, "Bir siyasî parti, bu nitelikteki (laikliğe aykırı) fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya TBMM'deki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır". Bu ifadenin, Anayasa'nın insan hakları temelli demokratik hukuk devleti ruhuna uygun olarak okunması halinde, şiddeti içermeyen, sadece anayasal yetkiler çerçevesinde gerçekleştirilen yasama faaliyetleri ile bunları savunan düşüncelerin ifade olunmasının tam da demokrasinin gereği olarak kabul edilmesi gerekir. Burada yasaklanan eylemin, şiddeti içermeyen ya da öngörmeyen düşüncelerin ifadesi değil, düşüncelerin ifadesi dışındaki "eylemler" olarak anlaşılması gerekir.

Diğer taraftan, AK Parti, laikliğin de doğduğu yer olan Avrupa medeniyetinin içinde yer almak için çok sayıda kanunun TBMM'de çıkarılmasına önayak olan bir partidir. Hatta bu konuda en çok didinen partidir. Laiklikle çelişen, onu hedef alan bir beyanatı, o yönde eylemleri de bulunmamaktadır. Parti üyeleri, tam da toplumun mozaiğini teşkil etmekte, sağcıyım, solcuyum diyen hemen her kişi bu parti içinde yer almakta, bu partiye oy vermiş bulunmaktadır. Türk seçmeninin % 47'sinin desteğini alan bir partinin, salt din ve vicdan hürriyetinin alanını genişlettiği için kapatılmasını sağlamak, halkın eğilimleri ile kurumların karşı karşıya gelmesi gibi çok zararlı ve tehlikeli bir neticeye sebebiyet verebilecektir. Elbette ki kapatılmayı gerektirecek şiddet eylemleri içinde olan, o türden fiillerle bütünleşen bir parti % 80 oy da alsa kapatılabilir. Kapatılmalıdır da. Ama bu şartlar gerçekleşmediği halde, bir kapatma teşebbüsünde bulunmak, bu iradenin görmezden gelinmesi anlamına gelir.

Demokrasimizin, artık rüşde erme zamanının çoktan geldiğini düşünüyorum. Demokrasilerin olmazsa olmaz gereği olan partilerin yaşamına son verme döneminin kapanması gerek.

Gerçi bir parti hakkında kapatma davası açmak mutlaka onun kapatılacağı anlamına gelmemektedir. Ama ülkenin yönetiminde bulunan, % 47 halk desteğine sahip, kapatma davasına esas olan hususun arkasında % 80'in desteğinin bulunduğu bir sebepten dolayı kapatma davası açılması demokratik açıdan kabul edilir görülmemektedir. Umarım Türk AYM, Anayasa'mızın da öngördüğü "demokratik bir laiklik" yorumunu benimser, bu türden antidemokratik yönelimlere itibar etmez. Aksi takdirde, demokrasi mezarlığına bir parti daha gömülmüş olur. Oysa demokrasimizin gelişmesi tam da bunun aksini gerektirmektedir.

Zaman

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
HSYK, Kriz Olmaya Devam Edecek - 07 Ağustos 2009 Cuma 00:00
Cumhurbaşkanı'na Dokunulabilir mi? - 25 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Niçin Demokrasi Bayramımız Yoktur? - 18 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Dikkat: Saygın Kişiler Hakkında Dava Açılamaz, Çünkü... - 08 Mayıs 2009 Cuma 00:00
Dönüşü Olmayan Dava: Ergenekon - 29 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Ergenekon Tipi Yapılanmaların Kaynağı Gizli Bir Kararname - 21 Nisan 2009 Salı 00:00
Özgürlüğün Zamanı Gelmedi mi? - 14 Nisan 2009 Salı 00:00
Siyasi Partiler DARAĞACI'ndan Nasıl Kurtulur? - 31 Mart 2009 Salı 00:00
Çağdaş Kıyafet: Türban Üstü Şapka - 08 Mart 2009 Pazar 00:00
Ergenekon'un Üzeri Ölü Toprağı ile mi Örtülüyor? - 21 Şubat 2009 Cumartesi 00:00
Laik Cumhuriyetin Namusunu Ergenekon Şaibesinden Korumak - 10 Şubat 2009 Salı 00:00
Yargı Bağımsızlığına ÇOK İHTİYAÇ Var - 26 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Tartışılan Örgüt YARSAV - 19 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Demokrasi ve İnsan Hakları Şampiyonu Nerede? - 12 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Asıl Sorun Yargının Siyasallaşması - 05 Ocak 2009 Pazartesi 00:00
Yargıtay'ın "Çifte Standart" Kararları - 29 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Cumhuriyet Halk Partisi, Siyasi Parti Haline mi Geliyor? - 15 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
CHP, Çarşafta Samimi İse Halktan Özür Dilemelidir - 08 Aralık 2008 Pazartesi 00:00
Dinî Özgürlükleri Daraltmak Serbest, Genişletmek Yasak - 25 Kasım 2008 Salı 00:00
Anayasa Mahkemesi Sorununu Aşmak - 20 Kasım 2008 Perşembe 00:00
AYM’nin Çelişkilerle Dolu AK Parti Kararı - 30 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Deniz Feneri Davası'nın Unutulanı - 02 Ekim 2008 Perşembe 00:00
Laiklik, Dine Şekil Vermek Değildir - 27 Eylül 2008 Cumartesi 00:00
Cumhuriyetimizin Demokrasi Zaafları - 23 Ağustos 2008 Cumartesi 00:00
Ergenekon dan ÇIKIŞ! - 10 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 30 Haziran 2008 Pazartesi 00:00
Türkiye'de Yargı Reformu İhtiyacı (1) - 25 Haziran 2008 Çarşamba 00:00
Ak Parti Kapatma Davası - 29 Mayıs 2008 Perşembe 00:00
Kapatma Davası Açıldı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
27 Nisan e-muhtıra - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Anayasa Değişikliğine Dikkat - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başörtüsü Yasağı - 23 Mart 2008 Pazar 00:00
Başartüsü Yasağı - 27 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
SORUN TEK BOYUTLU DEĞİLDİR - 13 Şubat 2008 Çarşamba 00:00
Gülü Hazmetmenin Zorluğu - 25 Kasım 2007 Pazar 00:00
Mahkeme Kararının Olası Sonuçları - 24 Ekim 2007 Çarşamba 00:00
Yargının 'Önleyici' ve 'düzeltici' Denetimi - 15 Ekim 2007 Pazartesi 00:00
301. Madde ve İklim Sorunu - 05 Ekim 2007 Cuma 00:00
Demokrasinin Rayına Oturması İçin - 28 Eylül 2007 Cuma 00:00

Son Yorumlar

bırakın var olanısöküp takmayı
valla pes doğrusu bu nasıl bi zihniyet bağlarbaşı mahallesi ne 8 senedir bir avuç dahi asvalt ğelmedi kışın çamur,hendekler yazın toz toprak yazıklar olsun buradaki yaşayanlar insan değil demi size ğöre çarşıyı sökün takın para onda...gerçi yayınlamıyorsunuzda yinede yazalım..
23.05.2012 22:44:31

obalı
merak ettigim konu 2 sene önce yapılan kaldırımların suyumu çıkdıydı da şimdi yenisi yapılmaya başladı. eger hizmet etmek istiyosanız yolarımızı yapınız kenar da kalan mah.leri saymıyorum artık merkezde bulunan şhell benzinliginin önünden gecerken hatim indirecek duruma geldik araçların düşdügü çukurlar 30cm aşmış durumda belediye ise yol yerine kaldırım yapıyo yazık bu insanlara sizler ihale sayesinde ceplerinizi doldururken insanların çeblerinde olmayan paraları sanayi ye gidiyor
23.05.2012 19:53:45

halil erdemir
bunlar güzelde asıl hizmetler ne olacak yollar çukur dolu baskan bağlarbaşı mah. çıksın bir görsün halini her geçen gün kötüye gidiyor halk ekmek kapandı bunu niyesöylemiyorlar
23.05.2012 12:15:19

mağdurbelediyeci
sorun ihalelerin düşük teklifle falan alınmasında değil ihaleyi yapanların işi bilemeyip, ellerine yüzlerine bulaştırmasındandır. işi firmalara hak ettikleri için değil başka çıkarlar gözeterek vermelerindendir.. çok görmemek lazım. önceden içilemeyen suyun metreküpüne 50 kuruş ödeyip en azından tabak çanağını yıkayan saf kırıkkaleli şimdi yine içemediği suya 2,5 tl öder, şehrin başkanıda bakın en güzel suyu siz içiyorsunuz bi takla atın bakalım demeye getirir ama kendi belediyeye damacana su alırsa, sonrada suyu işleten firmaya dünyalar kadar parayı verirse ve saf vatandaşımızında sesi çıkmazsa daha çok ihaleler olur bu memlekette. çivisi çıkmış buranın, hala farketmiyor musunuz
22.05.2012 22:53:52

Sırrı Kılıç
Sayın Editör Kırıkkale belediyesinin ihale sistemini veya ihale kriterlerini en iyi bilenlerden biri sitenizin sahibidir.Ona sorsanız size bu aksaklıkların nedenini anlatırdı
22.05.2012 21:43:54