Ağzından da Çanakkale içinde vurdular beni adlı marşı yüksek sesle seslendirmeye çalışıyor… Hatta bazen ‘’baba sende’’ dediğinde ikimiz beraber akşamın bir vaktinde Çanakkale içinde vurdular beni marşını söylüyoruz…
Kızımın okulu Çanakkale’ye gezi düzenleyecekti yeterli sayıya ulaşamadıkları için gezi iptal edildi ama ben annesinin daha küçük dayanamaz gitmesin muhalefetine rağmen gitmesine destek vermiş ve gezi iptal olmazsa bu konuyu evde oylamaya sunacağımın sözünü bile vermiştim… Çünkü necip milletimizin dirildiği yer olan, her bir metrekaresi yüz binlerce şehit kanlarıyla sulanmış olan kutsal mekânları dokuz yaşında olsa da kızımın görmesini, gezmesini arzulamıştım… Tabii ki tüm bunlar beni ne kadar memnun ediyor bir bilseniz… Şu günlerde moralimin kimi konulardan dolayı bozuk olmasına rağmen bu durumlar beni çok sevindiriyor…
Çanakkale’ye Ege’nin bir vilayetinde görev yaptığım yıllarda şehitliğimizi ve Gelibolu’yu mihmandar eşliğinde, yüreğimiz sızlaya, sızlaya, gözümüzde yaşlarla, ağlaya, ağlaya gezmiş ve bu toprakların bir Türk insanının hac görevini yapar gibi gezilmesini, görülmesini ve idrak etmesini Çanakkale mefkûresinin bilincinin uyanmasını ne kadarda çok arzulamıştım…
Şimdi yazılı ve görsel basından izlediğim kadarıyla Gelibolu yarımadasına ve şehitliklerimize seyahat acentelerine talebin artması bu düşüncemi doğruluyor olması yüreğime doğrusu su serpiyor ve beni çok sevindiriyor… Çünkü biliyorum ki yedi düvele karşı, her türlü imkânsızlıklarla mücadele edilen o kutsal topraklar bir mihmandar eşliğinde gezilip, görülmedikçe o günlerin değeri, anlamı anlaşılamayacak… Bir Çanakkale bilinci, ruhu bizi sarıp sarmalamayacaktır…
Biliyorum ki Türk milleti olarak tarihimizde birçok savaşlar yapmış olmamamıza rağmen ve hatta Anadolu’ya gelişimiz bu toprakları vatan edinişimiz Malazgirt zaferinden bile fazlasıyla Çanakkale savaşlarının önemi ve anlamı vardır. Azizi Milletimizin yapmış olduğu savaşların içinde bu savaşların ayrıca anlaşılıp, değerlendirilmesi ve bir ideal haline, bir mefkûre haline getirilmesi ayrı bir yeri ve önemi var… Tarihimizde cereyan etmiş herhangi bir harp olmadığı gibi yapmış olduğumuz tüm savaşların bir sonucu olduğunu düşünürüm.
İslam’ın sancaktarlığını yapan Necip Milletimizin var olma yâda yok olma noktasında yapılan en büyük savaştır Çanakkale… Yedi düvele, Devleti–Aliyenin tükendiği, bittiği noktada bir dirilişin, bir var oluşun adıdır Çanakkale… Türk milletinin top yekûn ölüm kalım mücadelesi verdiği, yedi düvelin, ağzında salyayla başımıza üşüşenlerin top dövdüğü, 11 ayda 500 bin insanın hayatını kaybettiği, kahramanlık destanlarının yazıldığı yerin adıdır Çanakkale…
Çanakkale Türk Milletinin vermiş olduğu bağımsızlık mücadelesinin, idealinin mefkûresinin adıdır… İstiklal Marşımızın büyük şairi Mehmet Akif’in Çanakkale adını vererek yazdığı asımın neslini anlattığı muhteşem şiirinde ideal neslimizin resmini çizmiştir… Çanakkale de yapılan savaşların aziz milletimizin tarihinde ve kaderinde oynadığı, büründüğü roller sadece Türk milletine değil tüm dünya milletlerine örnek olabilecek türden bir savaşın adıdır… Çanakkale mutlaka gelecek nesillere ve gençlerimize tarih kitaplarının, şiirlerin, romanların vasıtasıyla anlatılmasında zorunluluk olan ve hatta farz olan, Milletimizin verdiği onca yokluğa, yoksulluğa rağmen verilen büyük bir mücadelenin, kahramanlığın adıdır…
Müttefik ordular kumandanı General Jean Hamil ton şöyle diyordu; ‘’ evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor, Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz… Sadece bir günde 1800 şarapnel attık… Aylardan beri gece gündüz Türk mevzilerini bombalıyoruz… Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Allah’larında ayırmak için başka ne yapılabilirdi ki’’’ cümleleriyle bir hakikati ifade ediyor ve RABBİN Türklerin yanında olduğun ifade etmiş oluyordu.
Beşinci Osmanlı ordusu kumandanı Mareşal Liman Van San ders ‘’ Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, oda Türklerle omuz omuza savaşmaktır, diyebilirim. Fakir insanları, buğday kırığından yapılmış çorba en önemli yemekleriydi.
Sağlıksız su içerlerdi; çamur barınaklarda yatarlardı, fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı arsanlar gibi savaşırlardı… Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvi bir vatan sevgisi vardır. Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha diyecekti.
Çanakkale savaşları hakkında bu iki kumandanın ifade ettiği bu sözler hangi şartlarda Aziz Milletimizin nasıl bir ölüm-kalım savaşını verdiğini özetleyen en önemli ifadelerdi… Hele ki Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitlerine yazdığı şiiri Türk Milletine armağan ettiği bu müthiş şiirinde boğaz harbinin dünyada eşi menendi bulunmayan bir savaş olduğunu, en güçlü orduların Marmara’ya yüklendiğini anlatıyordu dizelerinde…
Mehmet Akif devam eder;
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedri’n aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Bedrin aslanlarına benzettiği, Mehmetçiklerimize şiirinin finalinde ;
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber
Bu müthiş şiirin tamamını bir kez daha, okumanızı, okutmanızı, çoluğunuza, çocuğunuza, öğrencinize Çanakkale bilincini ruhunu anlatılmasın diler… Şehitlerimizi bir kez daha sevgi ve saygı ve rahmetle anar ruhlarına birer fatiha okunmasını bu yazıyı okuyan herkesten dilerim…
NOT:Yönetiminde bulunduğum Enerji Bir-Sen Sendikasının 29 MART 2008 Cumartesi günü akşam 19.00 da Öğretmenevinde düzenleyeceği, Doç.Dr.Sıddık ÇALLIK'ın konuşmacı olarak katılacağı Çanakkale şehitlerini anma gecesine Tüm Kırıkkaleli hemşerilerimi davet eder saygılarımı sunarım...