Vatandaşın tepesindeki Demoklasin kılıcı
Haklı olduğunuzda ısrar ediyorsanız iseniz mutlaka geçerli nedenler üretmelisiniz.
Bu işe bir nevi “minareyi çalan kılıfını hazırlar” diyebiliriz.
Esasen hayatın tüm evrelerinde bu görüş anlamını bulur.
Mesela gitmek istemediğiniz veya gözünüzün yemediği bir yer var ise yorgunum, ayaklarım ağrıyor diye bahane göstermek insanın doğası gereğidir.
Borçlusunuz ve alacaklınızın bulunduğu yer geçeceğiniz yolun üzerindedir.
Vermeniz gereken gün ise o gündür.
Bahane hazır, o gün yolu değiştirirken değişiklik yapmak istemiştir canınız.
Diyelim ki, bir dostunuz ile buluşmak üzere saat, tarih ve yer konusunda anlaştınız.
Ama o gün ekstradan başka bir durum gelişti ve gitmeyi hiç istemiyorsunuz.
Yine bahane hazırdır, yolda kalmış veya bir yakınınız hastaneye düşmüştür.
O yüzden randevuya gitmemişinizdir!
Elbette bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün.
Peki bunları ne için söylüyorum biliyor musunuz?
Geçenlerde trafik denetimleri ile ilgili olarak, İçişleri Bakını ve Emniyet Genel Müdürünün Kırıkkaleli olduğu halde, zaten bunalım içinde olan vatandaşların trafik denetimlerinin ağır baskısı altında ezildiğini ve bu yöndeki serzenişlerini dile getirmiştim.
Yetkili makamdan yani Emniyet Müdürü Salim Akça imzası ile konuya ilişkin açıklama geldi.
Açıklamada bir çok istatistiki bilgilere yer veriliyor.
Ocak ve Şubat ayları itibarıyla trafik denetimleri yoğunlaştırıldı ya, yaralamalı trafik kazalarında yüzde 35 oranında düşüş yaşanmış.
Sürücü belgesiz veya alkollü araç kullanan 230 sürücü ise cezalandırılmışlar.
Teknik şartları uygun olmayan 669 araçta trafikten men edilmiş.
Ve yapılan uygulamaların bu veriler ışığında ne amaçla yapıldığına işaret ediliyor.
Kısaca Trafik denetimleri konusunda yapılan açıklamanın özeti bu.
Bağdat köprüsü ile Hasandede arası, Bağdat köprüsü ile yeni terminal arası, Terminal ile Balışeyh arası, Kırıkkale ile Elmadağ arası güzergahta meydana gelen kazalardan bahsedilse anlarım.
Ancak burada dikkat edilecek olursa, özellikle şehir merkezinde ölümlü trafik kazaları konusunda bir veri yok.
Peki ne var, kesilen cezalar, el konulan sürücü belgeleri ile birde trafikten men edilen araçlar.
Millet caddesinde, Cumhuriyet caddesinde, Atatürk bulvarında, Ahılı ve Yuva yolu üzeri ile Sanayi bölgesinde meydana gelen ölümlü veya yaralamalı kaç tane olay yaşanmış, belli değil.
Demek ki, merkezde araç kullanan veya kullanmak zorunda kalan vatandaşımız dikkatli.
Buradan da anlaşılıyor ki, sorun ve sıkıntı merkezde değil.
Bir güzergahın bir noktasında hız limiti 50 iken, 100 metre ilerisinde limit birden bire 30’a düşüyor.
Neymiş çocuk parkı varmış.
Peki sormak gerekiyor, yol kenarına çocuk parkı yapanlar neden bunu düşünmüyor?
O kadar boş alan varken, trafik akışının önüne park açılıyor?
Elbette bu durum vatandaşa ceza olarak yansıyor.
Zaten ayakta durma mücadelesi veren emekli, işçi, memur vatandaş yediği ceza nedeniyle muzdarip oluyor ise burada bir sorun var demektir.
Özel zamanlar için yapılan denetimleri anlamak mümkün.
Kimsenin trafik kazasından ölmesini de vicdanen istemeyiz.
Ancak ağır ekonomik şartlar altında yaşamak zorunda kalan vatandaşın tepesinde Demoklasin kılıcı gibi nefes aldırılmaması da etik gözükmüyor.
Maksat ceza yazıp Kırıkkale’nin kotasını yükselterek, maliye bakanı Unakıtan’ı dış ödemeler için rahatlatmak isteniyor ise başka tabi.
Ama yine diyorum ağırlaştırılan bu iş, ekonomisi daha düzgün, gelir düzeyi daha yüksek ilerde yapılsa hoş olmaz mı?
Çünkü Kırıkkale insanının canı gerçekten acıyor.
Özellikle cebe dokununca.