Böyle sendikacılık olur mu?
Olmaz diyorum. Çünkü eski ve ilkel bir sendikacıyım. Ve Türk-İş sendikacılık koleji mezunuyum. Geçen Belediyenin önündeki direğe kendilerini bağlamış bir düzine insan gördüm. 12 kişilerdi. Polis ellerinde askerlerin kullandığı istihkamcı makaslarıyla zincir kesiyorlardı. Önce çevrecileri sandım. Sonra sordum oradaki birilerine, bu iş nedir diye? Sorduğum kişi “valla abi belediye bunları işten çıkartmış, bunlarda belediyeyi protesto ediyorlarmış “ dedi. Sonra ismini vermek istemeyen belediye de bir yetkiliye sordum. Efendi bu iş nedir? Dediğimde, “bunlar belediyeyi dava ettiler. Vergi iadesini ve bazı sosyal haklarını alamadıkları için” değince şaştım doğrusu.
İşçinin işten atılması için 1- izinsiz olarak işe devamsızlık yapması. 2- İşyerinde uygunsuz yüz kızartıcı halde yakalanması. 3- Hırsızlık yapmak. 4-Kendini saklayamayacak kadar sarhoş olması. 5-Devlet malına zarar vermesi.
Vay anasına, hak aramaz ne zaman suç oldu? Sayın Adem Cevizoğlu, ben seni çetin ceviz sanıyordum, seninde kabuğun pek yufka imiş. Yani sana Veli Korkmaz sorsa, “Adem Başkan kavakta nar olur mu dese hemde kafam gibi mi diyeceksin? Halbuki kavakta hiç nar biter mi?
Sayın Cevizoğlu, sendikacılık beyaz çizgisiz dosya kağıdı gibi olur. Galibe sen beyaz kağıt üzerine “sarı yazdırmışsın” sarı beyaz üzerinde hiç okunmaz. Benim bildiğim sendikacılık kadife eldiven içinde demir bir yumruktur. Anlaşılan sizin eldivenin içinde galiba singer depili. Benim bildiğim sendikacılık mengene mesepli vırt imanlılık değildir.
Zamanında Çelik-iş Kırıkkale şube başkanına da dedim. Bak başkan, sahte veraset ilamı ile mal paylaşılmaz. Benim bildiğim Mustafa Özbek ise tapulu arsasına gece kondu yaptırmaz dedim. Şimdi ne oldu? Tarih tekerrür etti. Hak yerini buldu. Ve aslına rücu etti.
Sarı sendikacılık hiçbir zaman menzile varamaz. İşverenin dalkavukçuluğundan başka fayda sağlamaz. İşgal eder ama fetih edemez. Sendikacılık yürek ister, cesaret ister, hak ve adaleti eşit tecelli ettirmek ister.
Beyler , dağ ne kadar yüce olursa olsun, ama mutlaka yol onun üzerinden geçer. Tarih öyle yazmıştır. Cıvır vurgun vurur, zengin olur ama eskiye geri döner. Bunun adı iflas değildir. Aslına rücu etmektir.