Kadınların fabrikalarda düşük ücretle ve ağır koşullarda çalıştırıldığı 1800’lü yıllarda ilk kez 8 Mart 1857’de New Yorklu işçi kadınlar, düşük ücreti ve kötü çalışma koşullarını düzeltmek için greve gittiler. Grev, polisin müdahalesiyle sona erdirildi. Polisin müdahalesi sonucu çıkan yangında 140 kadın işçi hayatını kaybetti.
1977’de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında; 8 Mart, kadın hakları ve uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
Batı toplumlarında kendisi gibi olmayana o kadar haksızlıklar ve zulümler yapılmış ki modern çağa geldiğimizde yok saydıkları bu değerleri günlerle haftalarla anmaya başlamışlardır. Oysa ki Türk toplumunda kadın bir elmanın yarısı gibidir. Her şeyden önce mukaddes bir varlık, Türk ırkının yegâne bereket kaynağı. Hükümdarların, kahramanların, hakanların, elini öptüğü müstesna varlıklardır.
Bugün güya çağdaş dünyada kadını toplum hayatının içine kattığını söyleyenler onu bir ticari meta olarak kullanmaktan geri durmamışlar. Araba reklamlarından, cips reklamlarına kadar onun vücudunu teşhir etmeyi ilericilik saymışlardır.
Türk Kültürü'nde, Türk Töresi'nde kadın annelik görevi ve vasfı ile bizim ilk öğretmenlerimiz olarak kutsal sayılmışlardır.
Eski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan, ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde yüce bir mertebeye oturtulmuş saygı, sevgi ve sadakat vardır. Kadın, erkeğin biricik yoldaşı ve çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazifeyle görevlendirilmiştir. Türk’ün hayatında kadın bazen savaş meydanlarında düşmana kılıç çalarken, bazen sürülerinin başında, bazen de devlet yönetirken hakanla kurultayda ama daima erkeğin yanındadır. Onların güç ve ilham kaynağıdır.
İnsan hakları ve bunun önemli bir parçası olan kadın hakları, sadece insanlık tecrübesinin günümüzde ulaştığı ortak bir söylem değil, aynı zamanda İslamiyet’in insanlığa getirdiği ilahi mesajın özünde yer alan temel değerlerden biridir."Cennet annelerin ayağı altındadır. " diyen dinimiz kadına hak etmiş olduğu değeri vermiştir. Türk İslam dünyasında kadın Hz. Hatice’dir eşine tam bağlılığıyla, Hz. Fatıma olmuş Müslümanların annesi, Aziziye tabyalarında Nene Hatun, Milli mücadelede Kara Fatma, Şerife Bacı, Mermi yüklü kağnılarda Elif olmuştur. Bir bütünün parçası olan kadınımıza Türk milletinin saygısızlık yapması, haksızlık yapması düşünülemez.
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken de Türk kadını, erkeğinin yanında olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk Türk kadınına gereken değeri vermiş ve Türk kadını bir çok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur. Atatürk’ün dediği gibi;
"Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Türk kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Türk kadını, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez.” Sözleri ile Türk kadınının ulvi yanını bize anlatmıştır.
Kadın hakları dediğimiz bu günlerde ise sadece dininin emrini yerine getirmek için örtünen kızlarımıza hem başörtüsü düşmanları hem de başörtüsünü savunuyormuş gibi görünerek yıllardır bundan siyasi rant elde eden bir parti var karşımızda kadını siyasi bir malzeme, türbanı rant sağlamak için kullananlara gereken dersi muhakkak ki kadınlarımız verecektir.
Buradan bütün kadınlarımızın “8 Mart Kadınlar Günü”nü kutluyor, Orhun’dan Anadolu’ya kadar bazen bir eş, bazen hanım, bazen anne olarak hep yanımızda olan kadınlarımızın önünde saygıyla eğiliyorum. Ulu Önderle aynı duygularla diyoruz ki ;
"Ey kahraman Türk kadını!... Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde, göklere yükselmeye lâyıksın."