Kendine göre herkes haklı…
Ama bilip de zaman zaman yüksek sesle itiraf etmeye korktuğumuz bir gerçek te var yaşamımızda.
“Çalışan insan elbette hata yapar ve yapacakta!..”
Aslolan yapılan hatanın sürekli olup olmaması, yada toplumun tamamına onarılması güç zararlar verip vermemesi..
Bundan yaklaşık on yıl önce yaşanan ve güzel şehrimizin altını üstüne getiren patlamadan sonra gelişen bir takım olaylar, Türk Metal Sendikasına MKE’deki yetkisini kaybettirmişti.
Türk Metal sendikasından istifa ederek Öz Çelik İŞ sendikasına geçen ve MKE işletmelerinde Çelik İş’in yetki kazanmasına neden olan işçi arkadaşlarımın gerekçesi şöyleydi…
MKE işletme tarihinde ilk defa gittiğimiz grevin sonucunda, sendika aidatlarımızı kesti!!
Ve,
Yaşadığımız patlamanın sonunda yada başında genel başkanımız sayın Mustafa Özbek bir tek kere dahi olsa geçmiş olsuna şehrimize gelmedi…
Yani bana göre, topluma onarılması güç zararlar vermeyen çörden çöpten sebepler!..
Elbette ekonomik mücadele veren kuruluşların paraya gereksinmesi olacaktır.
Ve bu parayı da varlık nedeni olan üyelerinden temin edecektir.
Bunda yalış bir taraf yok.
Hata, sadece zamanlamasında olabilir, hepsi o kadar…
Mustafa Özbek’in şehrimize gelip bizlere geçmiş olsun deyip çekip gitmesi kime ne kadar fayda sağlar anlamıyorum.
O asli işini yaparak benim patronlarla olan ekonomik mücadelemi kesintiye uğratmasın yeter.
Şimdi her sene olduğu gibi yine ve yeniden yetki mücadelesi sathına girdi iki sendika.
Aslında konu,
Her ne kadar işçilerin kendi arasında gelişiyor ve kendilerini ilgilendiriyor gibi görünse de,
Köylüsüyle,
Kentlisiyle,
Memuru,
Esnafı,
Boşta gezeriyle sorun, tüm Kırıkkale insanının sorunu.
Çünkü,
Kırıkkale tıpkı amerikan çizgi filmlerine konu edilen kasabalar gibi anide kurulmuş ve gelişerek şehirleşmişti.
Umudumuz,
Geleceğimiz,
Hayallerimiz,
Kısaca her şeyimiz MKE ile büyüdü ve serpildi.
Hülasa,
Biz demek MKE demek,
MKE demek, tüm Kırıkkale demek di!..
Fakat,
Ne yazıkki,
Her güzel şeyin mutlaka bir gün sonlanacağı gibi o güzel günlerde gerilerde kaldı kötü yöneticiler yüzünden.
O gün,
MKE fabrikalarında 20 binin üstünde insanın çalıştığı günlerde yani, tüm Türkiye kamu iktisadi işletmeleri içerisinde en yüksek ikinci maaşı alan işçiler,
Bu gün nerdeyse kapanma noktasına gelen işyerlerinde ceplerinden para vererek çalışma noktasına geldiler.
Bence sorun,
Mesele,
Konu bu olmalı…
Günümüzde insanlar artık cüzdanına gireni bilmek zorunda.
Dün,
Emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan insanlar, iş veren ile işçi arasında köprü konumunda olan sendika sayesinde yıllarca tek maaşla çocuklarını okutmuş, evermiş, hepsini iş güç sahibi yapmış ve üstüne de tapusu kendilerine ait olmak üzere başlarını sokacak bir yuva kurmuşlardı.
Bu gün, aynı çalışma ile o günkü kazanımlarını elde edebiliyorlar mı? onu konuşmak lazım..
Aldığı maaşla en az altı baş nüfusun gereksinmelerini gideren MKE işçisi ve o para ile yarınlarını kuran esnafın konuşacağı konu sadece bu olmalı bence.
Yoksa,
Ahmet gitmiş Mehmet gelmiş,
Zihniyet değişmedikten sonra ne fark edecek ki!..