Akşam haberlerini sanırım çoğunuz izliyorsunuz.
Geçen gün Ali Kırca’nın bir televizyon kanalında sunduğu haberlerin birinde ilginç bir haber dikkatinizi çekti mi bilmiyorum?
Döviz’e karşı altın rağbet görüyormuş.
Kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalı ya, bu yüzden de Türkiye genelinde tam 30 ton yastık altı altınlar piyasaya çıkmış.
Haberin sunuluş biçimi farklı tabi.
Onlara göre altının değer kazanmasından yola çıkılarak, vatandaş kar elde etmek amacıyla altına yöneldiğine işaret edilmeye çalışılıyor.
Oysa hadisenin iç yüzü hiçte öyle değil.
Akşama kadar Kırıkkale’de görüşmediğimiz esnaf, dinlemediğimiz vatandaş kalmıyor.
Her konuştuğunuz simitçiden tutunda çaycısına kadar bir dokunmaya gör, bin ah işitiyorsunuz.
Kısaca ticaret yapan her esnafın dayandığı;
-Emeklisi
-Memuru
-İşçisi, kesinlikle halinden hiç memnun değil.
Çünkü, vatandaşın alım gücü yok. Haliyle alım gücü olmayınca esnaf satış yapamıyor.
Bu durumda ise şu gerçeği ortaya koyuyor.
-Esnafta sıkıntılı
-Vatandaşta sıkıntılı.
-Piyasada sıcak para dolaşmıyor.
Dolayısıyla sıcak paranın olmadığı, her çocuğun borçlu olarak doğduğu bu şehir başta olmak üzere, Türkiye’de artık kötü günler için dişinden tırnağından artırılarak yapılan yastık altı birikimlerin çıkarılması normal bir süreç olsa gerek.
Son zamanlarda her kanattan sıkıştırma yapılıyor.
Yollarda trafik cezaları, mecliste sosyal güvenlik yasası, temel gıda da artan fiyatlar, pazarda yükselen meyve sebze fiyatları derken, köşeye sıkıştırılan vatandaş için gelecek günlerin pekte iyiye gitmediği aşikar.
Bu mevzuyu dün Ak Parti eski ilçe başkanı Yaşar Köker ile paylaşmıştım.
Ne acır ki, Ak Partili olarak Köker’de bana katıldı.
Durum, hal gidişat pek iyi değil anlayacağınız.
Ancak Köker’in rahat olduğu bir şey var.
Ben Sosyal patlama olabilir derken, Köker mümkün değil diyerek katılmadığı görüşüne göre, böyle bir ihtimal yok.
Zira eski ilçe Başkanı Köker, Sosyal yardım derneklerine güveniyor.
Elbette haklıydı.
Çünkü, sosyal yardım dernekleri vatandaşın, fakirin fukaranın evindeki ekmeğinden tutunda ısınmasına varıncaya yaptığı yardımlar ile vatandaşı göz hapsine almış durumda.
Cak diyene yiyecek, cuk diyene yakacak, gak diyene giyim verildiğine göre, midesinden yakalanan vatandaş elbette isyan edemez.
Midesinden tutulan vatandaşın midesi bırakılmadığı sürece sosyal isyanların yaşanması da pek mümkün gözükmüyor gibi ama olan dişinden tırnağından artırıp yaptığı birikimlere olacak.
Çok uzak bir ihtimal değil, bu böyle gittikçe, insanımız köşeye sıkıştıkça yoksulluk artacak midesinden tutulu vatandaş sayısı da yükselecek.
İki yıla kalmaz vatandaşın yastık altıda boşalacak.
Allah sonumuzu hayır getirsin anlayacağınız.