Türkiye’de ne kadar çok din bilgini varmış?
Herkes filozof olmuş…
Herkes birer İmam Gazali neredeyse.
Ama bir tuhaflık var.
Filozof olanların ve ahkam kesenlerin büyük çoğunluğu din konusunda bilgili ama ibadete gelince sıfır…
Türkiye’de herkes kendi kazanımını düşünüyor.
Bildik ifadeyle kendi çıkarını.
Herkes, sahip olduğu kendi elit alanının daraltılmasına engel olmaya çalışıyor.
Bunun için bazen “laiklik elden gidiyor” diyen de var, “irtica hortluyor” diyen de.
Oysa böyle bir şey söz konusu değil.
Bütün çaba sahip olunan yerlerin ve çıkarların elden gitmesini engellemeye yönelik.
Herkes filozof olmuş.
Ne kadar çok din bilgini varmış Türkiye’de?
Din konusunda öyle ahkam kesenler var ki, şaşırmamak elde değil.
Ahkam kesmeye tamam da, bunu yapanların dinden haberdar olmadıkları açık.
Örtü konusundaki tartışmalar bunu bize gösteriyor.
Örtü tartışmalarını ben başlıktaki ifadeyle tarif ediyorum.
Yersen yoğurt, içersen ayran…
Gerçekten de böyle…
Örtünmeyi yoğurt ve ayran gibi görenler var.
Yani, hem örtünebilirsiniz, hem de örtünmeyebilirsiniz.
Yani hem ayran, hem yoğurt.
Böyle saçma şey olur mu?
Bu bizim karakteristik özelliğimiz diye de düşünmüyor değilim?
Yani hemen her konuya karşı bir alternatif geliştirmek veya itiraz etmek.
Örtünme meselesinde bu böyle.
Hiçbir şeye aldırmıyorum da, ahkam kesenlerin milletin ibadetine ve örtünmesine karışmalarına anlam veremiyorum.
Üstelik üniversitede örtünmek isteyenlerin sayısının 3 bini bile geçmediğini söylerlerken.
Madem böyle bu korku niye?
Demek ki endişe edilecek bir durum yok.
O zaman niye büyütülüyor bu konu?
İşte size tezat…
Özetle her şey başlıktaki gibi.
Çok açık ve net bir ifade ile anlatılıyor:
“Yersen yoğurt, içersen ayran…”
Ne güzel!...