Televizyon:
Bu aletin hayatımıza yeni yeni girmeye başladığı günleri hatırlıyorum.
Siyah-beyazdı ve akşamları 3-4 saat yayın yapan tek kanal vardı.
Televizyonun açılışını heyecanla beklerdik.
İstiklal Marşı’nın ardından yayın başlardı.
Büyükler her zaman izin vermezlerdi ama özellikle tatil günlerinde yayının sona erip TRT logosunun çıkmasına kadar beklerdik.
Televizyonu olmayan aileler, televizyon izlemek için oturmaya giderlerdi.
Televizyon bugün de hâlâ biricik aşkımız olmaya devam ediyor. (bilgisayar ve internet yavaş yavaş onun tahtını sallasa da henüz onlardan çakmayan nesil için televizyon favori olmaya devam ediyor)
Dünyada başka hangi millet televizyon gibi elektronik bir aletin üstüne dantelli örtü örter.
Cep Telefonu:
Cep telefonunun radyasyon yaydığı, tüketim çılgınlığının önemli figürlerinden biri olduğunu konuşuyoruz.
Ancak cep telefonunun misyonu bizde bunun çok ötesine çıktı.
Cep telefonu Türkler için bir “statü simgesi” haline geldi.
Batıda; pahalı ve marka gözlükler, giysi, saat gibi aksesuarlar gösteriş budalalığının en belirgin araçları olmasına karşın bizde bu işlevi cep telefonu üstlendi.
Kapitalizmin en önemli tüketim numaralarından biri olan “taksit” ve “kredi kartı” sayesinde bir aylık maaşından bile daha pahalı olan bu teknolojik oyuncakları asgari ücretliler bile alabilir hale geldi.
Nasıl almasın ki.
Eş dost içerisinde otururken o pahalı oyuncağı çıkarmak, onunla fotoğraf çekmek, mesaj çekmek, çağrı atmak (bu deyim bile başlı başına işin tuhaflığını göstermeye yeter) yaşamının yegâne anlamı.
Aksi halde kendini gidip Yeniçağa Gölüne atsın daha iyi değil mi?
Bilgisayar:
Benim çocukluğumun geçtiği 80’lerin ikinci yarısı ve 90’lı yıllarda atari çok modaydı.
Jetonu alıp o sihirli kutunun içine atmak ve oyunun başlaması bambaşka bir dünyanın açılması demekti çocukluk hayallerimizde.
2000’li yıllar geldiğinde bilgisayar ve bilgisayar oyunları atarinin pabucunu dama attı.
Atarideki masum oyunların ( labirentin içindeki elmaları toplayıp puan kapma, 2 boyutlu uzay oyunları) yerini bugünkü şiddet temalı oyunlar aldı.
Hayatla yüz yüze gelen eğitimi hedefliyoruz ya şimdi. Çocuklar da böylece hayatla yüz yüze geliyorlardı ve argo kelime dağarcıkları olağanüstü artıyordu.
Evet…
En yeni tutkumuz bilgisayar.
Fakat bu aşkımız; âşıklarını sokup öldüren “kara dul” örümceğine benziyor.
Özellikle çocuklar için.