Sahi yatırımcı kimdir?
Yanılıp yazılıp bizim topraklara düşmüş kolu kanadı kırık bir göçmen kuş mudur?
Çaresizlik içinde her dediğimiz yapacak, istediğimizi verecek, kısacası, bir yolunacak kaz mıdır?
Yoksa yatırım, istihdam ve üretim midir?
Yerleşmiş deyimle söylemek gerekirse, altın yumurtlayan tavuk mudur?
Hangisidir?
Bu soruya vereceğimiz cevap, yatırımcıya bakışımız kentimizin ve sonuçta da kendimizin geleceğini belirleyecektir.
Ne yazık ki, insanoğlu bu konuda her tarafta ve herkes tarafından kabul edilebilecek bir orta yol bulamamıştır.
Sanayileşmenin “ yatırım, üretim, istihdam, iş ve aş” gibi nimetlerinin yanında özellikle “ çevre kirliği” gibi zararlarının da bulunması çelişkili algılamalara neden olmaktadır.
Ama bizim üzerinde durmak istediğimiz halkın bakış açısı değildir, yönetimin bakış açısıdır.
Yatırımcıyı “ istediği gibi yönlendirilecek bir emir eri” ya da “ gak dedikçe para guk dedikçe makine veren” bir kişi olarak algılayan yönetici tipolojisi, belki kısa vadede besili bir kazı “kent adına” yolmanın zevkini yaşabilir ama, kentin “ altın yumurtlayan tavuğunu” kestiğini fark ettiğinde de iş işten geçmiş olur.
Yatırımcının elbet iş yaptığı yöreye ve o yörenin insanına karşı sosyal sorumlulukları vardır ve yatırımcı bu sosyal sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.
Ancak bunun kesinlikle gönül rızasıyla sağlanması ve kesinlikle insanları canından bezdirecek boyutlara ulaşmaması gerekmektedir.
Yatırımcıya hangi gözle baktığımız, yatırımcının kendi tercihlerini kullanması safhasında etkisini gösterecektir.
Bir geldiği yere “ aman bir daha mı” diyerek sırtını dönen ve asla uğramayan yatırımcı kentin kazancı değil, kaybıdır.
Bunun tam tersi geldiği ya da gittiği yerde gördüğü hüsn-ü kabul ve kolaylıklar nedeniyle de orada kalıcı olan, o kenti mesken tutan yatırımcı ise o kentin kazancıdır.
Kaç yatırımcımız dışarıdadır ya da dışarıdan gelen ve buraları mesken tutan kaç yatırımcımız vardır?
Araştırmayı değmez mi?
İnşallah gelenimiz gidenimizden çoktur.
Eğer öyle ise kentin geleceği aydınlıktır, demektir.