Yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır…
Bir süre önce internette bir haber görmüş ve bu haberin altına yazılan yoruma dikkat çekmiştim.
O yorum bizim ruh halimizi gösteriyordu.
Halen de aynı.
Neydi bu haber ve yorum.
Efendim, Tazmanya Canavarları ölmeye başlamış.
Kansere yakalanmışlar.
Ölümlerin çaresini bulamıyorlarmış.
Kısa bir haberdi bu.
İternetteki bu haberin altına bizim Türklerden biri yorum yazmış:
“Kesin Amerika’nın parmağı vardır…”
Bu kadar da olmaz.
Tamam Amerika’nın emperyalizmine hepimiz karşıyız.
Fakat bizim sorunumuz, bu tür komplo teorileri ile mücadele yöntemimizi belirleyemeyişimiz.
Ne gibi bir yöntemimiz ve var bu emperyalizm ile mücadele konusunda?
Her şeye karşı çıkarak mı?
Mümkün değil.
Kavgayı, dövüşü, ayrışmayı bir kenara bırakın güç sizi olun.
Siz Amerika olun…
Amerika bütün işi bıraktı da, Tazmanya Canavarlarını öldürmeye mi ant içti?
Yapmayın böyle…
Buna inanan da vardır muhakkak.
Çünkü milleti öyle bir noktaya getirdiler, öyle bir ruh haline soktular ki…
Biz dinamik olmalıyız.
Bizim gençlerimiz donanımlı olmalı.
Böyle saçma sapan şeyler düşünmemeli.
Gençlerimiz karşıt görüşler ve ideolojilerden arındırıp, donanımlı yetiştirmeliyiz.
Ama türbanı tartışırken nasıl yapılacak bu diyeceksiniz.
Doğru, haklısınız.
Önce beynimizdeki türbanlardan kurtulmalıyız.
Gençlerimizi özgürlüklerle korkutmak yerine, daha özgür yaşamalarını sağlamalıyız.
Bakın Malezya’da okuyan bir öğrenci geçenlerde örnek verdi.
Bu ülkede Hindular, Malaylar ve Müslümanlar bir arada yaşıyor.
Üç din, beş dil var.
Ve hiçbir sorun olmuyor.
Üstelik örnek alınacak güçlü bir ülke.
Orada okuyan kız bu ülkeyi örnek gösterdi.
Türbandan falan örnek vermedi.
Türkiye’den bir genç kalkıp, “Bu ülkenin Türkiye’ye örnek gösterilmesine tepki gösteriyorum, buna karşıyım” diye çıkıştı.
Bu olmamalı işte.
Genç kızın örnek verdiği şey başka, örneğe tepki gösterenin tepkisi bambaşka.
Yazık…
Bu gençlere vallahi yazık oluyor.